10. Hukuk Dairesi 2011/12937 E. , 2012/21646 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2009/898-2011/246 Dava, Kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespi…
**10. Hukuk Dairesi 2011/12937 E. , 2012/21646 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2009/898-2011/246 Dava, Kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Somut olay incelendiğinde; ...'ya ait ... Rehabilitasyon Özel Eğitim Hizmetleri Limited Şirketinde, sekreter olarak çalışan sigortalı ...'in 04.12.2004 tarihinde bahçede meyve toplamak için çıktığı avakado ağacından düşerek yaralanması şeklinde meydana geldiği anlaşılmaktadır. İş müfettişi tarafından hazırlanan raporda; meydana gelen iş kazasında, işvereninin %80 oranında,sigortalının %20 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş, mahkemece alınan kusur raporunda ise, işvereninin % 20 oranında,sigortalının % 80 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş ve işverenin %20 kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm tesisi edilmiştir. 5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır…” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemelerin, anılan Yasada, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı sonucu olarak davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi olduğu belirgindir. 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22. maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (Anayasa Mahkemesinin 23/11/2006 tarihli ve E:2003/10 K:2006/106 sayılı Kararı ile bu fıkrada geçen “sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” bölümü iptal edilmiştir.) Kurumca işverene ödettirilir...İş kazası veya meslek hastalığı, 3. birkişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.” düzenlemesine göre; davaya konu iş kazasında kusurlu olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığı sorumludur. Kusur raporlarının 506 sayılı Yasanın 26., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 1475 sayılı Yasanın 73. maddesi; “Her İşveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve işgüvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür.İşçiler de, işçi sağlığı ve işgüvenliği hakkındaki usul ve şartlara uymakla yükümlüdürler.İşverenler, makinelerin kullanılmasından doğacak tehlikelerden ve bu hususta önceden alınabilecek tedbirlerden işçileri münasip bir şekilde haberdar etmek zorundadırlar.” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. Mahkemece, uyuşmazlık konusu dönemde işverenlik sıfatının kime ait olduğuna ilişkin yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece ,işveren sıfatı yeterince araştırılmalı, davalı dışındaki bir işverenin belirlenmesi durumunda, davacıya, usule uygun şekilde hakkında ayrı bir dava açıp işbu dava ile birleştirilmesi için, süre verilmeli,savunması alınarak deliller toplanıp sonucuna karar verilmesi gerekmektedir. Kabule göre de, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin, hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar göz önüne alınarak, iş kazasının oluşumunda kusuru bulunan gerçek ve tüzel kişilerin kusurları ayrıştırılmak ve mevcut çelişkiler de giderilmek suretiyle yeniden alınacak kusur raporuyla tarafların sorumlulukları saptanmalı ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. O halde, tarafların vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 13.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.