5. Hukuk Dairesi 2015/15016 E. , 2016/4334 K. "" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaza yönelik müdahalenin men’i, olmaması halinde kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tazmini ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyu…
**5. Hukuk Dairesi 2015/15016 E. , 2016/4334 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaza yönelik müdahalenin men’i, olmaması halinde kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tazmini ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaza yönelik müdahalenin men’i, olmaması halinde kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tazmini ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor geçersizdir.Şöyle ki; 1-Arsa niteliğindeki taşınmaza, emsal karşılaştırılması yapılarak değer biçilirken, dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça, yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması ve değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması gerekir. Hükme esas ek bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde uygun emsal bulunmadığı belirtilerek, 127 km uzaklıktaki il merkezindeki satışın emsal alınması doğru olmadığı gibi, emsal alınan taşınmaz imar parseli olup, dava konusu taşınmazın imar mı kadastro parseli mi olduğu sorulmadan, her ikisinin de imar parseli olduğundan bahisle düzenleme ortaklık payı düşülmeden ve ayrıca dava konusu taşınmazın emsalin %60’ı değerinde, ilk raporda ise dava konusu taşınmazın aynı emsalin %33’ü değerinde olduğunun kabulü ile değer biçilmesi nedeniyle bilirkişi raporları inandırıcı görülmemiştir. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi amacıyla yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapıldıktan sonra dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibariyle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazın ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibariyle fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi olduklarının ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden sorulup, vergi değerleri de karşılaştırmak suretiyle değer belirleyen, bilirkişi raporu nazara alınarak hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,