Başvuru, aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı tesisi için açılan davada delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda adil olmayan bir karar verilmesi ve dosyaya sunulan sözleşmenin derece mahkemelerinin kararlarında tartışılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı tesisi için açılan davada delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda adil olmayan bir karar verilmesi ve dosyaya sunulan sözleşmenin derece mahkemelerinin kararlarında tartışılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/1/2014 tarihinde Konya Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 18/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun eşi muris H.nin 31/7/2007 tarihinde ölümü üzerine Konya Noterliğinde, başvurucunun da aralarında bulunduğu tüm mirasçıların katılımıyla 10/9/2007tarihli düzenleme şeklinde miras taksim sözleşmesi imzalanarak murise ait menkul ve gayrimenkuller mirasçılar arasında paylaşılmıştır. Bu taksim sözleşmesinde başvurucuya, murisin tarla vasfında bir taşınmazında 1/15 oranında hisse verilmesi, Konya ili Meram ilçesi Topraksarnıç Mahallesi'nde kain, üzerinde başvurucunun oturduğu bina bulunan ancak tapunun 2256 ada 88 parsel sırasında arsa vasfıyla kayıtlı olan (dava konusu) taşınmaz ile diğer taşınmazların mirasçılardan A., H.G. ve E.T.ye bırakılması kararlaştırılmıştır. Anılan sözleşmede "... murise ait olan menkul ve gayrimenkulleri aşağıda yazıldığı şekilde taksim ettik ... işbu miras taksim sözleşmesi ile, murisimizin bilumum menkul ve gayrimenkullerinin taksimi sebebi ile, birbirimizde hiçbir hak ve alacağımızın kalmadığını, birbirimizi karşılıklı olarak ibra ettiğimizi, kabul, beyan ve ikrar ederiz." şeklinde bir beyan bulunduğu görülmüştür. Öte yandan noter huzurunda yapılan miras taksim sözleşmesiyle aynı tarihte, tüm mirasçıların katılımıyla imzalanan "Sözleşmedir" başlıklı adi yazılı belge ile dava konusu taşınmazdaki dairelerin paylaşımı yapılmıştır. Sözleşmede, başvurucunun oturduğu zemin kattaki dairenin H.G. ve E.T. isimli mirasçılara ait olacağı kararlaştırılarak başvurucunun bu dairede ölünceye kadar kira ödemeden ikamet edeceği belirtilmiştir. Anılan sözleşmenin ilgili kısmı şöyledir:"Meskenin zemin katında murisin eşi Mürü[v]et Ceranoğlu oturmak[t]a olup ölünceye kadar bu meskende ikamet edecek bundan dolayı mirasçılar tarafından herhangi bir kira talebinde bulunulmayacak, ayrıca halen mesken içerisinde bulunan demirbaşlar aynen bulunduğu şekilde mirasçılar H.G. ve E.T.ye aynı şekilde teslim edilecektir" Dava konusu taşınmazın satılarak ortaklığının giderilmesi için 8/10/2007 tarihinde Konya Sulh Hukuk Mahkemesinde paydaşlar arasında davanın görülmeye başlanması üzerine başvurucu 20/5/2008 tarihinde, Konya Aile Mahkemesinde (Mahkeme) eşinin diğer mirasçıları aleyhine dava açarak eşi ile birlikte oturduğu konutun ölünceye kadar kendisine tahsisine karar verilmesini talep etmiştir. Dava kapsamında taraflarca bildirilen tanıklar dinlenmiş, dava konusu taşınmaz üzerinde keşif yapılarak bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahkeme, başvurucu tarafından dosyaya sunulan "Sözleşmedir" başlıklı adi yazılı belgede imzası bulunan davalıları duruşmada dinleyerek belge hakkında beyanlarını almıştır. Yapılan yargılama sonunda Mahkeme 18/10/2012 tarihli ve E.2008/466, K.2012/1052 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Gerekçeli karar şöyledir:"Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile müvekkilin eşi H.nin vefat etmiş olduğunu ve mirasçılarla müvekkilin sözleşme yaptığını ve eşi ile birlikte oturduğu ve halen kendisinin oturmuş olduğu konutun ölünceye kadar müvekkile tahsis edildiğini ve ölünceye kadarda kira talep edilmeyeceği belirtildiği ancak davalılar E. ve H.nin izaleişuyu davası açmış olduklarını bahse konu konutun satılma ihtimalinin bulunduğunu belirterek müvekkilin oturmuş olduğu konutun ölünceye kadar müvekkile tahsisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ... Davalılar A. ve davacının bahsetmiş olduğu sözleşmeyi kabulle davacının bahse konu konutta ölene kadar oturmasına karar verdiklerini sözleşmeyi birlikte imzaladıklarını ancak daha sonra bazı mirasçıların bundan vazgeçtiğini beyan etmişlerdir.K. 240 maddesine göre katılım alacağına mahsuben intifa veya oturma hakkı verilmesine dair açılan davada; ilgili taşınmaz[ın] muris ve davacı tarafça aile konutu olarak kullanıldığı sabit olup murisin ölümü sonrasında taşınmaz davacının da aralarında bulunduğu mirasçılara intikal etmiş olup ancak sonrasında 2007 tarihinde malikler arasındaki Noterde yapılmış miras taksim sözleşmesine göre paylaşılıp bu paylaşımda davacıda yer alıp bu sözleşme ile taraflar birbirlerinden miras nedeniyle ibrada bulunup diğer haklarından feragatlerini içerip, eldeki dava katılma alacağına dayalı K. 240 maddesi kapsamında olup, davacı yukarıdaki taksim sözleşmesi ile ilgili taşınmazdaki haklarından vazgeçerek bu taşınmazla ilgili katılma alacağınında söz konusu olmadığından talebinin gerekçesi ortadan kalkmakla davanın malik olan davalılar bakımından reddine, malik olmayan davalı bakımından husumetten reddine karar [verilmiştir]. Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 7/5/2013 tarihli ve E.2013/432, K.2013/6665 sayılı ilamıyla "dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine göre takdirde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesi ile onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 9/12/2013 tarihli ve E.2013/14585, K.2013/18540 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 6/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 22/11/2011 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Aile Konutu ve ev eşyası" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir....” 4721 sayılı Kanun'un "Aile Konutu ve ev eşyasının sağ kalan eşe özgülenmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Eşlerden birinin ölümü halinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir....”