T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2367 KARAR NO : 2025/2841 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/07/2025 NUMARASI : 2024/964 E - 2025/643 K DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil KARAR TARİHİ: 11/11/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yap…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2367 KARAR NO : 2025/2841 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/07/2025 NUMARASI : 2024/964 E - 2025/643 K DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil KARAR TARİHİ: 11/11/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı ... A.Ş.'nin Zeytinburnunda bulunan TOBB 'a ait arsa üzerinde yapılacak kat karşılığı inşaat sözleşmesinde ortaklıklarının bulunduğunu, ayrıca yük- lenici olarak dava dışı olan ... A.Ş., ... A.Ş. Şirketlerinin de bulunduğunu, buradaki yapılan eser sözleşmesi ile üstlenilen yapıların yapıldığını ve işin tamamlandığını,...A.Ş.' ye ait Zeytinburnu'nda bulunan TOBB ‘a ait arsada ... Yatırımları A.Ş.' nin % 40 ... A.Ş., ... İnş. A.Ş.'nin % 30 hisseleri olarak adi ortaklık şeklinde yapıldığını, ...’nun payı toplam % 100 lük hissede % 5 olup ortaklık payının ... Yapının hissesi olan % 40 ın içinde olduğunu, bu hisseye isabet eden oranın ise % 12.5, yani ...'nın yüzde 40 hissesinin yüzde 12.5 hissesi olduğunu, bu kapsamda Zeytin- burnu'nda bulunan "... inşaatı ve Konakları"nın yapıldığını, müvekkili ile davalı tarafların daha önce de Yeşilköy Konakları ve Florya projesini yaptıklarını -ve buradaki haklarını aldıklarını,... ve...' ... Limited Şirketi'nin ortakları olup ...'nun şirketteki tüm hissesini...’na devir ettiğini, şirket işleri dışında iş yapılması halinde ...’nun borçları düşüldükten sonra şirkete gelir olarak kaydedilmesi hususunda 03.05.2013 tarihli anlaşma belgesi gereği...'nun tam yetkili olarak atandığını, Davalı taraf ile ortaklığa ilişkin olarak 17.11.2016 tarihinde Vergi Müfettişi tarafından Vergi İnceleme raporu düzenlendiğini,Neticede davalı tarafın müvekkiline isabet eden daire veya hisseye ilişkin olarak tapu- larını yada rayiç değerinden hissesine isabet edecek miktarı vermediğini,Davadan önce uyuşmazlık ile ilgili olarak başvurulan arabuluculuk yolunan anlaş- mazlık ile sonuçlandığını beyanla;Zeytinburnu'ndaki TOBB'a ait taşınmaz üzerinde yapılan "..." sitesinde davalı şirketin hissesinden müvekkiline isabet eden % 12.5 luk hisseye karşılık tapuların iptali ile müvekkili adına tesciline, Bunun mümkün olmaması halinde, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve ileride arttı- rılmak üzere şimdilik 50,000,00 TL alacağın inşaatın bitim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak müvekkile verilmesine,Davalı şirket adına kayıtlı Kazlı Çeşme Mahallesi, Kennedy Caddesi ... Zeytinburnu ..., Istanbul olup 773 ada 40 parselde bulunan taşınmazların 3. Kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygı ile arz ve talep ederiz.29/11/2024Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tacir olmadığını, iş bu davanın mutlak ticari davalardan da olmadığını, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, Davacı tarafça dosyaya sunulan dilekçeler ve eklerinde yer alan belgeler incelenirse:a. “... ve ... Ailesi Arasındaki Ortaklık İlişkileri” başlıklı evrakın tamamen Davacı tarafça yaratıldığı, b. Whatsapp mesajlarının herhangi bir konuyu yahut olayı anlatmadığı, içeriklerinin taraflarınca da anlamlandırılamadığı,c. “...” başlıklı evrakın yine Davacı yahut dava dışı bir tarafça düzenlendiği, düzenleyenin ve imzalayanın dahi kim olduğunun bilinmediği, d. “Vergi İnceleme Tutanağı” başlıklı evrakın ise Müvekkil Şirket ile hiçbir ilgisinin ol- madığı, kaldı ki evrakın “...” isimli kişi adına düzenlendiği, işbu davanın davacısının... olarak göründüğü, evrakın “sarı” ile işaretlenmiş 7. sayfasında yer alan açıklamaların mü- vekkili şirket temsilcisi herhangi bir kişi tarafından dile getirilmediğinin, öyle ki evrakın yazımından da bu hususun açıkça anlaşıldığını, müvekkili şirketten evrak içerisinde 3. kişi olarak bahsedildiğini, bu anlamda dava dışı ... tarafından Maliye Bakanlığı müfettişlerine müvekkili şirketin herhangi bir şekilde haberi, onayı yahut icazeti olmadan verilen bu yöndeki bir beyanla Müvekkil Şirket’in bağlı olamayacağının açıkça ifade edilebileceğinin görüldüğünü,Dava bu bağlamda incelendiğinde ; davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde ileri sürebileceği herhangi bir hakkının olmadığını, dava konusu taşınmazlara yönelik resmi şekilde düzen- lenmiş herhangi bir Gayrimenkul Satış Vaadi yahut Adi Ortaklık Sözleşmesi’ne dayanmadığı, işbu dava konusu unsurun taşınmaz olduğundan ve taşınmaz değerinin yazılı ispat şartı sınırı üzerinden ol- masından bahisle mülkiyet / hak sahipliği / alacak hakkı iddialarının ancak yazılı delille ispat edile- bilecekleri ve fakat işbu dava kapsamında davacının müvekkil şirket veya müvekkil şirket malvar- lığından ayni yahut şahsi bir alacağı olabileceğine dönük en ufak bir göstergenin (resmi veya adi şekilde imza edilmiş bir sözleşme) dahi mevcut olmadığını, Dolayısı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesi ile HMK’nın “Taraflarca Getirilme İlkesi” kapsamında ortaya konulamamış veya ispat edilememiş, aynı zamanda herhangi bir hakka dayanmayarak ikame edilmiş işbu davanın esastan reddinin gerektiğini beyan etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce: 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: Hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde: HMK ve ilgili Yargıtay içtihatları uyarınca, dava- nın esastan veya usulden reddi halinde, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin haksız çıkan tarafa yüklenmesinin esas olduğunu, görevsizlik nedeniyle verilen ret kararlarının da nihai karar olduğunu ve bu kararla birlikte yargılamanın son bulduğunu, bu nedenle, davada haklı çıkan tarafın lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin zorunlu olduğunu, eldeki davada görevsizlik nedeniyle dava red olunduğu halde müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini beyanla kararın kaldırılmasını ve müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesini istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; İstinafa getirilen kararın niteliği ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre bu aşamada uyuşmazlık vekalet ücretine ilişkindir.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti” hakkındaki yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Yargıtay HGK'nun 2017/2-3004 E., 2019/217 K. Nolu 28.02.2019 tarihli ilamında vurgulandığı üzere;Genel olarak yargılama giderleri, bir davanın açılması, uyuşmazlığın esasını çözmeye yönelik belli bazı işlemlerin yapılması ve sonuçlandırılması için ödenmesi gereken paradır.Yargılama giderlerinin kapsamı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 323. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 423.) maddesinde açıklanmıştır.Anılan maddede yargılama giderleri: “Celse, karar ve ilam harçları; dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri; dosya ve sair evrak giderleri; geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlemesine ilişkin giderler; keşif giderleri; tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve giderler; resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler; vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hakimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu halde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap edilmek veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti (ğ bendi); yargılama sırasında yapılan diğer giderler” şeklinde sıralanmıştır. 29.05.1957 tarih ve 1957/4 E. 1957/16 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açık- landığı üzere, yargılama giderleri hakkında karar verilmesi için tarafların dilekçe veya savunmalarında yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmelerine gerek yoktur. Mahkeme, istem olmasa bile yargılama giderlerine, her iki taraf için olmak üzere, kendiliğinden (resen) hükmetmeli ve hangi tarafın yargılama giderlerini ödemekle yükümlü olacağını kararında açıkça göstermelidir.Davada yargılama giderleri davanın taraflarına yükletilebilir. Davanın tarafları dışında üçüncü bir kişiye yargılama giderlerinin yüklenmesi istisnalar dışında söz konusu olmaz. 6100 sayılı HMK'nın “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde ise ;“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir” hükmüne yer verilmiştir.Yukarıda belirtilen düzenleme uyarınca, yargılama giderleri kural olarak, davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HUMK m. 417, HMK m. 326).Bu yargılama giderleri hem davayı kazanan tarafça daha önce peşin olarak ödenen hem de dava sonunda ödenmesi gereken harç ve masraflar ile yargılama gideri olan vekâlet ücretidir. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, vekâlet ücreti de bir yargılama gideridir. (HUMK m. 423/6, HMK m. 323/ğ) Davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise vekâlet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir.Yargılama harç ve giderlerinin davada haksız çıkmış olan tarafa yükletilmesine ilişkin ana kuralın bazı istisnaları vardır.Davada haklı çıkmış (lehine hüküm verilmiş olan) taraf için, aşağıdaki hâllerden biri söz konusu ise, (davayı kazanmış olmasına rağmen) karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir (HMK m. 327):a-Gereksiz yere davanın uzamasına sebep olmak, b-Gereksiz yere gider yapılmasına sebebiyet vermiş olmakBu durumda, bazı kötü niyetli ve yanıltıcı davranışların gerçekleşmesi durumunda davayı kazanan tarafın yargılama giderlerinin tümü veya bir bölümünden sorumlu tutulması da müm- kündür. Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, lehine karar verilmiş olsa dahi, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilir (Pekcanıtez, Hakan/ Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2015, s.605).Bir kişi, davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderine hükmedilmez (HMK m.327/2).Ayrıca, davada haksız çıkılmış olup olmadığına bakılmaksızın kanunun yargılama gi- derlerinin kime ait olacağını belirlediği hâller de vardır (HMK m. 101, m. 253 gibi).Görüldüğü üzere yargılama harç ve giderlerinden sorumluluk ancak davanın bitiminde söz konusu olur. Dolayısıyla kural olarak ancak esasa ilişkin nihai kararlarla birlikte yargılama harç ve giderlerine hükmolunur. Ancak istisnai olarak usule ilişkin nihai kararlarda da dava sona eriyor ise, dosya başka bir mahkemeye gönderilmiyorsa, derdestlik nedeniyle davanın usulden reddi durumunda olduğu gibi, yargılama giderlerine hükmedilmelidir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, s. 606; (Kuru, B./Arslan, R./Yılmaz, E.: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 24. Bası, Ankara 2013, s:702, 703).Bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığın temeli olan 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrasının değerlendirilmesi gerekmektedir.Sözü edilen fıkra uyarınca;"görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararlarından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görev- sizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder".Söz konusu hüküm, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HMUK) yer almayan, 6100 sayılı HMK'nın getirdiği bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, 1086 Sayılı HMUK'un yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 25.04.1945 tarih ve 1943/21 E., 1945/9 K. sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince "yargılama masraflarıyla avukatlık ücretine dair olan istemlerin görevsizlik yahut yetkisizlik kararı veren mahkemece hüküm altına alınmasının gerekli olduğu" belirtildiğinden uygulamada görevsiz veya yetkisiz mahkemece harca, yargılama giderlerine ve vekille temsil edildiği taktirde davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasal zorunluluk olduğu kabul edilmekteydi. 6100 Sayılı HMK'nın yürürlük tarihinden sonra ise "Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri" başlığı altında düzenlenen HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrası ile yargılamanın tekliği esası benimsenmiş ve görevsiz/yetkisiz mahkemece yargılama giderlerine hükmedilmeyeceği kabul edilmiştir.Şöyle ki, görevsizlik ya da yetkisizlik hâlinde verilecek karar "USULDEN RED" kararıdır (HMK m.115/2) Diğer bir anlatımla görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile mahkeme davadan elini çekmiş olsa da, söz konusu kararlar davanın esasını çözmeyip, davacı bu kararların kesinleş- mesinden itibaren iki hafta içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurarak davaya kaldığı yerden devam olunmasını sağlayabilmektedir (HMK m. 20). Ne var ki HMK'nın 331/2. maddesi ile görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmesi hâlinde ilk kararı veren mahkemedeki yargılama için ayrıca bir yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü usule ilişkin nihai kararla davanın esası hakkında her hangi bir karar verilmediğinden davanın sonunda hangi tarafın haklı, hangi tarafın haksız olduğu tespit edilemez. Ancak "yargılama giderlerinin, kural olarak aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilmesi" gerektiğine ilişkin HMK'nın 326. maddesi ve "yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği; yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümünün hüküm altında gösterileceği; hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceğinin, mahkemece ilamın altına yazılması" gerektiğine ilişkin HMK'nın 332. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde henüz yargılamayı sona erdirmeyen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları üzerine yetkili mahkemede davaya devam edildiği hâllerde uyuşmazlığın esası hakkında verilecek nihai kararda haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin hüküm altına alınması yerinde olacaktır. İlgili maddenin gerekçesinde de; 1086 sayılı HMUK'da bu konuda açık bir düzenleme bulunmaması sebebiyle yerel mahkemeler ile Yargıtay'ın birbirinden farklı kararlar verdiği ve uygu- lamada yaşanan bu karışıklığın önlenmesi bakımından maddenin ikinci fıkrasında "görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararlarından sonra, dosyanın gönderildiği mahkemede dava görülmeye başlanmış ise yargılama giderlerine davayı gören ikinci mahkemece hükmedileceği" hususunun düzenlendiği ifade edilmiştir.Öte yandan, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ederek davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edeceği de maddede belirtilen diğer bir husustur.(Dairemizin 2024/558 E. 2024/2703 K. Nolu 15.10.2024 tarihli ilamı da bu yöndedir.)Somut olayda; Bakırköy 7 . Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 08.07.2024 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş, HMK'nın 331/2. maddesine uygun olarak;"4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek hmk' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtaratına,5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara alınmasına, " şeklinde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.Karar taraflara usulen tebliğ edilmiş, davacı taraf istinaf yoluna başvurmamış, dosya- nın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini talep etmiştir. Gelinen bu aşamada; davalının istinaf başvurusu nedeniyle karar kesinleşmemiş olup görevli olduğu belirlenen mahkemece yapılacak yargılama sonunda, nihai karar ile vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmolunacağı tartışmasızdır.Bu tespitlere göre, görevsizlik kararı vererek dosyadan el çeken mahkemenin istinaf konusu vekalet ücretine hükmetmemiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/11/2025