Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4172 E. , 2024/1392 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4172 Karar No : 2024/1392 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ...'e velayeten ... ve .... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedi
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4172 E. , 2024/1392 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4172 Karar No : 2024/1392 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ...'e velayeten ... ve .... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'in 14/12/2015 tarihinde ikametinin yakınlarında meydana gelen olaylar sırasında yaşanan çatışmalar esnasında silahla vurularak yaşamını yitirdiğinden bahisle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapmış oldukları başvurunun zımnen reddi üzerine uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık olarak anne ... için 1.000,00 TL (miktar artırımıyla 231.901,18 TL), baba .... için 1.000,00 TL (miktar artırımıyla 115.880,46 TL) olmak üzere toplam 347.781,64 TL maddi tazminat ile anne ve baba için ayrı ayrı 40.000,00 TL, kardeş için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, davacıların iddiasının aksine davacılar yakınının ölüm olayında idareye atfedilebilecek bir hizmet kusuruna rastlanılmamakla birlikte yaşanan olayda davacıların uğradığı zarar ile idari eylem arasında nedensellik bağı bulunmadığından yargısal içtihatlarla kabul edilen kusursuz sorumluluk esasına göre sosyal risk ilkesi gereğince uğranılan maddi ve manevi zararların tazmin edilmesi gerektiği, idare sosyal risk ilkesi uyarınca sorumlu olduğundan maddi zarara ilişkin olarak davacıların uğradığı maddi tazminat tutarının hesaplanması amacıyla dava dosyası üzerinden yapılan inceleme neticesinde aktüerya hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan 30/10/2017 tarihli rapor sonucunda davacıların miktar artırım talebinin dikkate alınarak, davanın açılması sırasında talep edilen 2.000,00 TL maddi tazminata idareye başvuru tarihi olan 13/10/2016 tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile talep edilen kısma (67.536,86 TL) yönelik olarak ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 27/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte olmak üzere ölenin desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle uğranılan maddi zarar karşılığı olarak hesaplanan toplam 69.536,86 TL'nin (... için 40.582,11 TL, ... için 28.954,75 TL) maddi tazminat olarak davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, davacılar yakını olan ...'in ikametinin bulunduğu yerde meydana gelen çatışmalar esnasında silahla vurularak yaşamını yitirmesinden dolayı ortaya çıkan manevî zararların kusursuz sorumluluk ile onun türevi sosyal risk ilkesi gereğince tazmininden idare sorumlu olup, manevî tazminatın hesaplanması ile ilgili bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede, manevî zararı doğuran olayın yaşam hakkını sona erdiren bir ölüm olayı olması, ölüme neden olan eylemin oluş şekli itibarıyla toplumda yarattığı infial, olayın etkisi ve niteliği, zarar gören davacılar ile hayatını kaybeden kişi arasındaki yakınlık ilişkisi, öte yandan takdir edilecek tutarın karşı tarafın da sebepsiz zenginleşmesine yol açmaması gerektiği dikkate alınarak; ölen kişinin anne, baba ve kardeşi olan davacıların duyduğu elem ve ızdırabın dindirilmesi amacıyla takdiren anne .... ve baba ... için ayrı ayrı 40.000,00 TL ve kardeş ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevî zarar karşılığının davalı idare tarafından tazmin edilmesi ve söz konusu miktara idareye başvuru tarihi olan 13/10/2016 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat isteminin kabulü ile toplam 69.536,86 TL maddi tazminatın davalı idareden alınarak davacılara belirtilen tutarda ödenmesine; yine anne .... ve baba ... için ayrı ayrı 40.000,00 TL ve kardeş ... ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevî tazminatın davacıların her birine belirtilen tutarda ayrı ayrı ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, kararın manevi tazminat talebinin kabulüne ilişkin kısmının onanmasına, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısımın kaldırılmasına, 04/11/2019 tarihinde alınan nihai birlirkişi raporuna istinaden davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile miktar artırımı ile toplam 347.781,64 TL tazminatın, 2.000,00 TL'si için idareye başvurunun yapıldığı 13/10/2016 tarihinden, geri kalan 345.781,64 TL'si için miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 02/01/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacılar yakınının terör örgütü mensuplarınca kullanılan silahtan çıkan kurşun ile öldüğü, bu durumun ortaya çıkmasında idarenin sorumluluğunun bulunmadığı, kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazminata hükmedilemeyeceği, dava konusu uyuşmalığın 5233 sayılı Kanun'a göre çözümlenmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davacılar tarafından; kamu güvenliğinin sağlanamaması nedeniyle hizmet kusuru bulunduğu, hükmedilen maddi tazminat ile manevi tazminat miktarının yeterli olmadığı ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacılar tarafından, yakınları...'in 14/12/2015 tarihinde ikametinin yakınlarında meydana gelen olaylar sırasında yaşanan çatışmalar esnasında silahla vurularak yaşamını yitirmesi nedeniyle davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapmış oldukları başvurunun zımnen reddi üzerine uğradıkları ileri sürülen zararlara karşılık olarak anne için 1.000,00 TL (miktar artırımıyla 231.901,18 TL), baba için 1.000,00 TL (miktar artırımıyla 115.880,46 TL) olmak üzere toplam 347.781,64 TL maddi, anne ve baba için ayrı ayrı 40.000,00 TL, kardeş için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 27/07/2004 tarih ve 25535 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.'' hükmü; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar." hükmü; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar'' hükmü; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.'' hükmü; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. (Olay tarihinde yürürlükte olan haliyle) Bakanlar Kurulu nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'' hükümleri; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri yer almaktadır. Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacılar tarafından, yakınları ...'in 14/12/2015 tarihinde ikametinin yakınlarında meydana gelen olaylar sırasında yaşanan çatışmalar esnasında silahla vurularak yaşamını yitirmesi nedeniyle oluşan zararlarının genel hükümlere göre tazmininin istenilmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru / kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dairemizin konuyla ilgili yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zararın ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verileceği yönündedir. Davacılar yakınının silahla vurularak yaşamını yitirmesi olayına ilişkin olarak dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü 155 Polis İmdat hattı ile E-Posta adresine "İlimiz Sur İlçesinde yüzü kapalı ve ellerinde uzun namlulu silah olan terör örgütü mensuplarınca sokakların hendek kazılarak ve barikat kurularak kapatıldığı, kazılan hendeklerin içerisine ve çevresine tuzaklamalı bomba yerleştirildiği, sokaklar içerisinde metruk binalarda ve bazı ikametlerde uzun namlulu, roketatarlı ve el bombalı örgüt mensuplarının bulunduğu, terör örgütü mensupları tarafından vatandaşlarımızın günlük yaşamlarının engellendiği, çocuklarımızın eğitim haklarının engellendiği, sağlık hizmetlerinin alınmasının ve verilmesinin engellendiği, vatandaşlarımızın kendi evlerine ve özel alanlarına girmelerinin engellendiği" şeklinde ihbarlar geldiği, aynı zamanda örgüt mensuplarınca gerçekleştirilen kamu kurum ve kuruluşları ile güvenlik güçlerimize yönelik silahlı saldırı, patlayıcı madde kullanma, vatandaşlarımıza yönelik taciz, yol kesme vb. eylemlerin artması üzerine belirtilen eylemleri gerçekleştiren terör örgütü mensupları ile terör mensuplarına yardım ve yataklık eden şahısların yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesi amacıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (Terör Suçları Soruşturma Bürosu) tarafından ... sayılı soruşturmanın başlatıldığı, soruşturma kapsamında verilen 27/11/2015 tarihli talimat doğrultusunda, Sur Kaymakamlığı'nın 02/12/2015 tarihinde, saat 05.00'de mahalle ve sokakların güvenli hale getirilerek kamu düzeninin tesisi için "Sokağa Çıkma Yasağı" ilan edildiği, terör örgütü mensuplarının yakalanmasına yönelik operasyon faaliyetlerinin başlatıldığı, bu kapsamda müzahir oluşumların halkı kitlesel eylemlere yönlendirerek belirli bölgelerdeki terörist eylemlerini il/iller geneline yaymak istenilmesi çerçevesinde terör örgütüne müzahir kitleler tarafından Diyabakır Sur ilçesinde gerçekleştirilen terörist eylemlerini desteklemek amacıyla 14/12/2015 tarihinde grupların eylemleri il geneline yayma girişimi çerçevesinde, olayların önlenmesi için güvenlik güçlerince yapılan müdahaleler esnasında grupların içerisine sızmış silahlı teröristler tarafından güvenlik güçlerine yönelik silahlı, EYB'li, molotoflu, havai fişekli saldırı eylemleri düzenlendiği, yine terörist gruplarca eylemlere iştirak etmeyen gruplara yönelik de silahlı saldırılar gerçekleştirildiği, 14/12/2015 tarihinde yaşanan kitlesel terörist eylemleri kapsamında davacılar yakını ...'in ikametinin yakınında meydana gelen terörist eylemler esnasında ateşli silah ile yaralandığı, şahsın Bağlar Özel Hastanesi'ne sevk edildiği, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiği, söz konusu olayın emniyet güçlerine intikal ettirilmesi üzerine Emniyet Müdürlüğü'nce gerekli çalışmaların yapılmaya başlandığı, Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü tarafından davacılar yakınının yaşamını yitirmesi olayının gerçekleştiği noktada inceleme gerçekleştirildiği, incelemelerde elde edilen bulgular ile Sur İlçesinde güvenlik güçlerince gerçekleştirilen operasyonlar esnasında terör örgütü mensuplarınca kullanılan silah ve malzemelerin ele geçirildiği, ele geçirilen silahlar üzerinde yapılan incelemeler neticesinde Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim edilen Uzmanlık Raporunun "D" bölümünde "... seri numaralı Kalaşnikov marka tüfekle yapılan atış neticesinde elde edilen boş kovanlar ile davacılar yakını ...'in yaralandığı olay yerinde elde edilen materyallerle uyum sağlandığının tespit edildiği" şeklinde tespitlere yer verildiği, öte yandan, Jandarma Genel Komutanlığı'nın 09/09/2016 tarihli Uzmanlık Raporunun son kısmında "davacılar yakını ...'e ait kabanın arka kısmında boyuna yakın bölgede yaklaşık (1,5*0,5) cm ebatlı bir adet delinme olduğunun tespit edildiği, kaban üzerinde bulunan delinme bölgesi etrafında atış artıklarına rastlanılmadığı, yapılan atışın 'uzak atış' olduğunun değerlendirildiği, ayakkabı çifti üzerinde ateşli silah ile oluştuğu değerlendirilen herhangi bir delinmeye rastlanılmadığı, ayakkabı çifti üzerinden alınan svaplar üzerinde atış artıklarına rastlanılmadığı" tespitlerine yer verildiği, dava konusu olaya ilişkin olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturma kapsamında daimi arama kararı verildiği görülmektedir. Davacılar yakınının 14/12/2015 tarihinde ikametinin yakınlarında meydana gelen olaylar sırasında, yüzleri maskeli kişilerce silahlı, el yapımı patlayıcılar kullanılarak ve yol kesmek suretiyle eylemlerin yapıldığı esnada çıkan çatışmalarda vefat etmesinin gerçekleşen terör eylemleriyle bağlantılı bir olay olduğu, her ne kadar davacılar tarafından genel hükümlere göre maddi tazminat isteminde bulunulmuşsa da terör eylemi ile ilgili ihbar ve istihbari bilgiler ışığında idare tarafından gerekli önlemler alınarak başlatılan soruşturma kapsamında terör eylemleri ile bağlantılı kişilerin yakalanması için çalışmaların başlatıldığı, terör eylemlerine kalkışan gruplara gerekli müdahalelerin yapılarak dağılmaların sağlandığı, davacılar yakınının güvenlik güçleri ile herhangi bir ilgi ve bağlantısı bulunmayan dava dışı üçüncü şahısların silahından çıkan mermiyle hayatını kaybettiği, bu silahın daha sonra terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlar sırasında ele geçirildiği göz önüne alındığında oluşan zarar ile idari eylem arasında illiyet bağının bulunmadığı, dolayısıyla güvenlik hizmetinin yürütülmesinde idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğunu doğuracak bir hususun olmadığı anlaşıldığından, davacıların söz konusu terör olayına ilişkin maddi tazminat istemlerinin sosyal risk ilkesinin kanunlaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bununla birlikte; davacılar yakını ...'in ölümü üzerine yapılan otopsi sonucunda hazırlanan 14/12/2015 tarihli "Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı"nda; "cesedin pantolon cebinden çıkan üzerinde PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın resminin bulunduğu 1 adet rozet ve üzerinde 'BERİTAN' yazan 1 adet çakmağın Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli polis memuruna teslim edilmesine karar verildiğinin; yine dosya içindeki muhtelif raporlarda ölen şahsın üzerinde "1 adet AZADI ANHA ÖZGÜRLÜK ŞİMDİ ibareli üzerinde erkek resmi bulunan rozet" bulunduğunun belirtildiği görülmektedir. Bu durumda davacılar yakını ...'in ölümüne sebep olan olayda, bu kişinin terör örgütüne müzahir kitleler tarafından Diyabakır Sur İlçesinde gerçekleştirilen terörist eylemlerini desteklemek amacıyla eylemlere katılıp katılmadığının, terör örgtüyle bir bağlantısının bulunup bulunmadığının araştırılması, ayrıca davacılar yakınının vefat ettiği tarihte sokağa çıkma yasağının devam edip etmediğinin de netleştirilmesi gerektiği açıktır. Buna göre, Bölge İdare Mahkemesince yukarıda belirtilen hususlar açıklığa kavuşturulduktan ve davacılar yakınının vefat etmesinde 5233 sayılı Kanun uyarınca bir kastının veya ihmalinin olmadığı belirlendikten sonra maddi tazminat isteminin 5233 sayılı Kanun kapsamında incelenmesi, bu itibarla ara kararı verilmek suretiyle Zarar Tespit Komisyonundan 5233 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmeliğe göre dava konusu olay sebebiyle hak sahibi olan davacı veya davacıların tespiti istenerek, gelen bilgi ve belgelere göre Mahkemece zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerekmekte olup, genel hükümlere göre hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan Bölge İdare Mahkemesince sosyal risk ilkesi çerçevesinde davacıların manevi zararının tazminine karar verilmişse de, yukarıda bahsedilen eksiklikler araştırılıp netleştirildikten sonra davacıların manevi zararlarının sosyal risk ilkesi gereğince tazmin edileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Bu itibarla, temyize konu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, 2. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ..... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/04/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.