Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/4123 E. , 2024/4300 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2019/4123 Karar No : 2024/4300 DAVACI : ... Derneği (...) VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALILAR : 1. ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... 2. ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 01/08/2019 tarih ve 30849 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkra…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/4123 E. , 2024/4300 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2019/4123 Karar No : 2024/4300 DAVACI : ... Derneği (...) VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALILAR : 1. ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... 2. ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 01/08/2019 tarih ve 30849 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin, 5. maddesinin dördüncü fıkrasının, 7. maddesinin dördüncü fıkrasının, 8. maddesinin üçüncü fıkrasının ve 12. maddesinin birinci fıkrasının iptali ile anılan Yönetmeliğin dayanağı olan 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 29/A maddesinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Yönetmelik ile sadece dijital ortamda radyo yayını yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşların lisans ücreti karşılığında İnternet-RD yayın lisansı almaları gerektiğinin, radyoların bu yayınlarını ilettikleri platformların ise ücret karşılığında platform işletmeciliği yayın iletim yetki belgesi almaları gerektiğinin düzenlendiği, Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan düzenlemede “bireysel iletişim"den ne anlaşılması gerektiğinin açık ve net bir şekilde ifade edilmediği, "bireysel iletişim” tanımının yeterince net olmamasının “Hukuk Devleti”, “Kanuni İdare” ve “Eşitlik” ilkelerine aykırılık teşkil ederek idarenin keyfi uygulamalarda bulunmasını kolaylaştırabileceği, Yönetmeliğin 5. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenlemede kamu yararı bulunmadığı, ilgili Yönetmeliğin dayanağı olan 6112 sayılı Kanun'un 29. ve 29/A maddeleri uyarınca, yayın hizmetlerinin iletimi faaliyetlerine ilişkin uyulması gereken idari, mali ve teknik şartların Üst Kurul tarafından belirleneceği ve şartları yerine getiren kuruluşlara yayın iletim yetkisi verileceği, Üst Kuruldan geçici yayın hakkı ve/veya yayın lisansı bulunan medya hizmet sağlayıcı kuruluşların ise 6112 sayılı Kanun ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak internet ortamında söz konusu hizmetlerini sunabileceklerinin düzenlendiği, bu nedenle Kanun maddeleri uyarınca yayın iletim yetkisinin verilmesi, Üst Kurul tarafından belirlenecek olan şartlara bağlanmışken, Yönetmelik maddesi ile bu yetkinin sınırlandırılmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiği, İnternet ortamında yapılan iletim ve sunumların radyo, televizyon ve isteğe bağlı hizmetlerin karasal veya uydu platformları üzerinden iletim ve sunumlarından farkı, internet üzerinde sınırsız (kotasız) yayın yapılabilmesi imkanı olduğu ve uydu üzerinden yapılan sunum ve iletimlerde ise sınırlı sinyal (kıt kaynak) bulunduğu, hal böyle iken, radyo ve televizyonların karasal ve uydu yayın ve iletimlerinde zorunlu olarak benimsenen uygulamanın internet ortamındaki sunumlarda da benimsenmesinde kamu yararı bulunmadığı ve bu durumun Yönetmelikteki düzenlemeye yansımış olmasında hukuka uygunluk bulunmadığı, Anılan yönetmelik maddeleri ile internet üzerinden yapılan her bir radyo yayını/isteğe bağlı yayın için ayrı bir anonim şirket kurulması gerektiğinin düzenlendiği, başka bir deyişle bir anonim şirketin birden fazla radyo/isteğe bağlı yayın yapmasının engellendiği, bu düzenleme doğrultusunda bir anonim şirketin ancak bir radyo kurabilmesindeki kamu yararının ne olduğunun belli olmadığı, diğer taraftan bahse konu Yönetmelik yayınlanmadan önce bünyesinde birden çok web radyosu barındıran kuruluşların Yönetmelik ile getirilen düzenlemeler sonrasında ya tek bir web radyosunun yayınını yapmaya veya isteğe bağlı yayın hizmeti sunan kuruluşlar olmaya zorlandığı, bu durumun da birçok kuruluşun menfaatinin zedelenmesine, zarara uğramasına ve hak kaybına yol açıcı nitelikte olduğu, Yönetmeliğin 7. maddesinin dördüncü fıkrası ve 8. maddesinin üçüncü fıkrası ile internet ortamında radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmeti vermek isteyen platformların bu taleplerinin ve başvurularının Üst Kurul tarafından değerlendirilmesinin ve bu değertendirme sonucu uygun bulması halinde iletim yetkisi verileceğinin belirtildiği, iletim yetkisinin Üst Kurula verildiğinin açıkça anlaşılmasına rağmen Üst Kurulun kendisine verilen bu yetki kapsamında gerçekleştireceği değerlendirmenin kapsamı ve sınırlarının belirtilmediği, Üst Kurulun yapacağı değerlendirmenin kapsamının ve sınırlarının belirtilmemiş olmasının, “Hukuk Devleti”, “Kanuni İdare” ve "Eşitlik” ilkelerine aykırılık teşkil ederek idarenin keyfi uygulamalarda bulunmasını mümkün kıldığı, Yönetmeliğin 12. maddesinin birinci fıkrası ile lisans ücretlerinin belirlendiği, Yönetmeliğin konu aldığı internet platformlarının çoğunun kar amacı olmayan platformlar olduğu, bu platformların gelir bile elde edemeyecek kadar küçük çaplı olduğu, hal böyle olmasına rağmen ilgili Yönetmelik maddesinde belirtilen yayın lisans ücretlerinin, internetten yayın yapan ve gelir elde edemeyen platformların ifade özgürlüklerini kısıtlayacak derecede yüksek belirlendiği, kaldı ki internet üzerinden yapılan bu yayınların idareye herhangı bir maliyeti olmadığı, internetin kamunun hizmetine açılmasındaki en önemli neden olan ucuz iletişimin getirilen bu parasal yükümlülükler ile pahalı bir hizmet haline sokulduğu ve bunun da kısıtlayıcı bir sonuca evrildiği, Yönetmeliğin iptali istenen maddelerinin aynı zamanda Anayasa'nın 5., 11., 124. ve 166. maddelerine de aykırılık teşkil ettiği, Yönetmeliğin 2. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde internet ortamından iletmeye özgülenmemiş platform tanımından neyin kastedildiği söz konusu maddeden anlaşılmadığı, bu tanımın net olmaması nedeniyle Kurul denetimi kapsamında olan ve olmayan platformların tespitinin mümkün olmayacağı, Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “bireysel iletişim" araçlarının ne olduğunun tam olarak belirli olmadığı, Kurulun uygulama ve değerlendirmesine bırakıldığı, muğlak bırakılan ifadeler nedeniyle doğrudan ifade ve haberleşme özgürlüğü alanına müdahale imkanı tanıyan Yönetmelik hükümlerinin hukuka aykırı olduğu, İptali istenen Yönetmeliğin “Aynı medya hizmet sağlayıcı kuruluş ancak bir radyo, bir televizvon ve bir isteğe bağlı yayın hizmeti sunabilir ve bu hizmetler için ayrı ayrı yayın lisansı almak zorundadır." şeklindeki 5. maddesinin dördüncü fıkrasının dayanak olarak çıkarıldığı Kanun maddelerine ve ayrıca Anayasa'ya aykırı bir şekilde düzenlendiği, 6112 sayılı Kanunun 29/A maddesinde ve Yönetmeliğin dayanağını oluşturan diğer maddelerde, internet ortamından yapılacak her bir radyo yayını ve her bir isteğe bağlı yayın için ayrı bir şirket kurulması zorunluluğunun getirildiği, böyle bir zorunluluğun Yönetmelik ile getirilmesinin mümkün olmadığı, 6112 ve 5651 sayılı Kanunun ilgili dayanak hükümlerinde, her bir medya hizmet sağlayıcı kuruluşun internet üzerinden ancak bir radyo, bir televizyon ve bir isteğe bağlı yayın hizmeti sunabileceğine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, bu sınırlamanın doğrudan Yönetmelik ile getirildiği, Kaldı ki, isteğe bağlı yayınlar bakımından anılan maddede yer alan sınırlamanın ne şekilde uygulanacağının da açık bir şekilde Yönetmelik hükümlerinden anlaşılamadığı, örneğin şirketleri tarafından internet sitesi ve mobil uygulamalar üzerinden birçok radyo programının podcast denilen audio/ses kayıtları dinleyicinin istediği zaman ulaşabileceği şekilde “isteğe bağlı yayın” niteliğinde sunulmasının planlandığı, söz konusu yayınların yapılabileceği internet sitesinin ve mobil uygulamasının kurulma ihtimali bulunduğu, ancak Yönetmelik hükümlerinden “bir adet isteğe bağlı yayın”ın podcast formatındaki her bir program anlamına mı geldiğinin, yoksa anılan radyo yayınları kapsamında yer verilen bütün programların podcastlerinin tek bir isteğe bağlı yayın olarak mı değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşılamadığı, Yönetmelikle birlikte getirilen böyle bir düzenleme ile kast edilen durumun açık olmaması sebebiyle bir anlamda uygulamanın ne şekilde olacağı konusunda idareye bir takdir yetkisi bırakıldığı, Gelişen dünyada internetin hızla hayatımıza girmesiyle medya organlarının da çağa ayak uydurmak zorunda kalarak dijitalleşmeye başladığı ve dijital yayının 21. yüzyılın vazgeçilmez bir unsuru olduğu, bu nedenle, söz konusu Yönetmelik yürürlüğe girene kadar ilgili kanun hükümleri doğrultusunda çağın ihtiyaçlarına uyarak internet yoluyla gerçekleştirilen yayın hizmetlerinin her bir radyo/isteğe bağlı yayın için ayrı bir şirket kurularak ayrı bir lisans alma zorunluluğunun getirilmiş olmasının ilgili Kanun maddelerine ve Anayasa'nın ilgili hükümlerine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından; öncelikle, husumete ilişkin olarak, dava konusu Yönetmeliğin “Yürütme” başlıklı 24. maddesinin yedinci fıkrası gereği Kurumlarının yönetmelikle ilgili yetki, görev ve ilişkisinin sadece 19. maddesinin dördüncü fıkrası ve 22. maddesi ile sınırlandırıldığından dava konusu edilen 2. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin, 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin, 7. maddesinin dördüncü fıkrasının, 8. maddesinin üçüncü fıkrasının ve 12. maddesinin birinci fıkrasının hazırlanması ve uygulanması bakımından Kurumlarının görev ve yetkisi bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle Kurumun hasım mevkiinden çıkarılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu Yönetmelik hükümlerine ilişkin Kurumun görev ve yetkisi bulunmadığından esasa ilişkin herhangi bir açıklamalarının bulunmadığı, Menfaate ilişkin olarak, davacı tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun dava açmak için aradığı “menfaat ihlali” şartının ne şekilde gerçekleştiğinin ortaya konulamadığı, dava konusu düzenlemeler ile davacı derneğin amaçlarının ve tüzüğünün doğrudan bir ilişkisi bulunmadığı, davacı derneğin web sitesinde ve dernek tüzüğünde “İlgili kurumların, Ulusal Radyo Yayıncıları Derneği'ne vereceği görevleri yerine getirmek, fevkalade haller ve olağanüstü durumlarda sivil savunma ekipleriyle işbirliği yapmak, radyo istasyonlarının kamu yararına çalışmalarını temin etmek, bunun için gerekli düzenleme ve işbölümü ile haberleşmeyi sağlamak, toplantılara katılmak, Derneğin hak ve menfaatlerini korumak Türk Radyosunu dünyaya tanıtmaktır. Bu konularda yasal çerçevede ulusal ve uluslararası derneklerle işbirliği sağlamaktır.” ifadelerine yer verildiği, bu kapsamda davanın menfaat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından; Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "bireysel iletişim" tanımının muğlak olduğunun ve açıklık ve kesinlikten yoksun olduğunun iddia edildiği, ancak iddia edildiğinin aksine madde metninde bireysel iletişim kavramının tanımının açık ve net olduğu, kavramın kişiler arası iletişim şeklini ifade ettiği, bir başka deyişle kamuoyuna herhangi bir arzın olmadığı iletişim şekli olarak tanımlandığı, dolayısıyla, davacının söz konusu iddasının yerinde olmadığı, Davacının Kanun'a aykırılık taşıdığını iddia ettiği Yönetmeliğin 5. maddesinin dördüncü fıkrasının 6112 sayılı Kanun'un “Kuruluş ve Hisse Oranları" başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin karşılığı olduğu, dolayısıyla iddianın mesnetsiz olduğu, Öte yandan, internet ortamından yayın hizmeti sunumu için yayın lisans şartı aranmasının salt frekans kıtlığı gibi teknik nedenlerle açıklanamayacağı, zira günümüzde lisans vermeme benzeri sınırlamaların frekans ve kanal sayısına bağlı sebeplerle yapılmasının mümkün olmaması ve uydu iletimi ve kablolu televizyonun, frekansların sayısının sınırsız hale getirmiş olması karşısında lisanslamanın gerekçesinin günümüzde zaten teknik nedenlerle gerçekleştirilmediği, ancak görsel ve işitsel yayınların her yaş kesimine ve her tür izleyici kitlesine yazılı basına oranla daha kolay ulaşabilir olması nedeniyle görsel işitsel yayınların kişiler üzerindeki etkisinin yazılı basına oranla daha geniş olduğu, izleyici kitlesinin okuyucuya göre daha pasif konumda olduğu, verileri beyninde hemen işleme ve bunlar üzerinde muhakeme yapabilme imkanının okuyucuya göre daha sınırlı olduğu, bu sosyolojik etkenin görsel-işitsel kesime, içeriğinin yazılı basına göre daha titiz biçimde düzenlenmesini gerekli kılan bir önem atfettiği, Ayrıca, yayın lisansının nitelik itibari ile kuruluş ve idari otorite arasında yapılmış olan bir sözleşme niteliğinde olup, kuruluşun kanunen öngörülen mükellefiyetlere riayet etmesi hususunda teminat teşkil ettiği, Yönetmeliğin 7. maddesinin dördüncü fıkrası ile 8. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen "uygun bulma" ifadesinin Kanun'un öngörülebilirlik şartını taşımadığı, ne gibi durumların başvurunun reddi sonucunu doğuracağının ve Üst Kurulun uygun bulma kriterlerinin belli olmadığının iddia edildiği, ancak madde metinlerinden de görüleceği üzere Üst Kurulun uygun bulma şartının 6112 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca yapılan değerlendirme neticesinde gerçekleşeceğinin açık olduğu, Üst Kurulun yetkisinin Kanun'da belirlenen sınırlamalar çerçevesinde olup, keyfi bir yetkinin söz konusu olmadığı, Üst Kurulun yetkisinin Kanun'a bağlı bir yetki olduğu, dolayısıyla Üst Kurulca keyfi bir şekilde başvurunun reddi kararı verilmesinin mümkün olmadığı, başvuru yapan kuruluşların başvurularının Kanun ve Yönetmelik çerçevesinde değerlendirileceği, Yönetmeliğin 12. maddesinin birinci fıkrası ile belirlenen lisans ücretinin fazla ve caydırıcı olduğundan bahisle iptalinin talep edildiği, 6112 sayılı Kanun'un "Mali kaynaklar ve bütçe" başlıklı 27. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde Üst Kurulun gelirleri arasında medya hizmet sağlayıcı kuruluşlardan alınacak yayın lisansı ücretlerinin de yer aldığı, ikinci fıkrada yayın lisans sürelerinin 10 yıl olacağının düzenlendiği, madde kapsamında Üst Kurulca uydu ve kablolu ortadan yayın lisansı bulunan kuruluşlardan yayın lisans ücretlerinin, Kanun'un Geçici 4. maddesi kapsamında yayın yapan kuruluşlardan ise frekans bedellerinin alındığı, bununla beraber Yönetmelik kapsamında lisans bedeli ödenmesinin mutlak olmadığı, 6112 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesi kapsamında yayın yapan kuruluşlardan, kablolu ve uydu ortamından yayın yapan kuruluşlardan söz konusu yayınlarını eşzamanlı olarak internet ortamından da iletmek istemeleri durumunda lisans bedeli alınmayacağının ayrıca hüküm altına alındığı, dava dilekçesi ile "kar amacı olmayan gazetecilik sitelerinin" gelir dahi elde edemeyecek kadar küçük çaplı olduğundan bahisle öngörülen ücretleri ödeyemeyeceği iddiasının mesnetsiz olduğu, zira Yönetmeliğin düzenleme alanının gazetecilik siteleri değil internet ortamından yayın hizmeti sunan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar olduğu, öte yandan, 6112 sayılı Kanun kapsamında medya hizmet sağlayıcı kuruluşların anonim şirket olmalarının arandığı, Medya Hizmet Sağlayıcı Kuruluşlar ile Platform ve Altyapı İşletmecilerinin Uymaları Gereken İdari ve Mali Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin üçüncü fıkrasında kuruluşların ödenmiş sermayelerinin maddede belirtilen miktarlardan az olamayacağının öngörüldüğü, ek olarak söz konusu Yönetmelik'te görsel-işitsel iletişim sektörüne girilmesinin belirli şartlara tabi tutulduğu, yayıncılık sektörüne girişte öngörülen izin sisteminin ifade özgürlüğü ile uyumlu olduğu, görsel-işitsel yayıncılık faaliyetinin -yazılı basından farklı olarak- izin sistemine tabi tutulmasının nedeninin söz konusu faaliyetin kamu hizmeti olarak görülmesi olduğu, bu denli önem bahşedilen bir alana girişte belirli bazı şartların aranmasının gerek ulusal gerekse uluslararası hukuk metinleri ile düzenlendiği, dolayısıyla lisans ücreti şartı aranmasının da hukuka uygun olduğu, yayıncılık faaliyetini belli donanımlara uygun kuruluşların yapmasının haber alma hakkının temini açısından da önemli olduğu, halkın haber alma hakkını sağlayacak olan kuruluşların belirli şartlara tabi tutulup belirli nitelikleri haiz olmasının aranmasının 6112 sayılı Kanun'un amacı ile de uyumlu olduğu belirtilerek iptali istenen Yönetmelik hükümlerinin hukuka uygun olduğu savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava; 01/08/2019 tarih ve 30849 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların internet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 5/4, 4/1-(a), 7/4, 8/3 ve 12/1 maddelerinin iptali ile anılan Yönetmeliğin dayanağı olan 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 29/A maddesinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istemiyle açılmıştır. Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir. 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un Amaç başlıklı 1. maddesinde; "(1) Bu Kanunun amacı; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi, ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanması, medya hizmet sağlayıcılarının idarî, malî ve teknik yapıları ve yükümlülükleri ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluşu, teşkilâtı, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir." Kapsam başlıklı 2/1. maddesinde; "(1) Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yargı yetkisi altında, her türlü teknik, usul ve araçlarla ve her ne isim altında olursa olsun elektromanyetik dalgalar veya diğer yollarla yapılan radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleriyle ilgili hususları kapsar. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yargı yetkisi altındaki medya hizmet sağlayıcılar, ikinci fıkra gereğince Türkiye’de yerleşik kabul edilenler ile üçüncü ve dördüncü fıkra hükümlerine tabi olanlardır." hükümleri , 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunun Amaç Başlıklı 1. maddesinde; "(1) Bu Kanunun amacı; elektronik haberleşme sektöründe düzenleme ve denetleme yoluyla etkin rekabetin tesisi, tüketici haklarının gözetilmesi, ülke genelinde hizmetlerin yaygınlaştırılması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması, haberleşme alt yapı, şebeke ve hizmet alanında teknolojik gelişimin ve yeni yatırımların teşvik edilmesi ve bunlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.", Kapsam başlıklı 2/1. maddesinde; " (1) Elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesi ve elektronik haberleşme alt yapı ve şebekesinin tesisi ve işletilmesi ile her türlü elektronik haberleşme cihaz ve sistemlerinin imali, ithali, satışı, kurulması, işletilmesi, frekans dahil kıt kaynakların planlaması ve tahsisi ile bu konulara ilişkin düzenleme, yetkilendirme, denetleme ve uzlaştırma faaliyetlerinin yürütülmesi bu Kanuna tabidir." hükümleri yer almaktadır. 01/08/2019 tarih ve 30849 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik'in; 1. maddesinde; Bu Yönetmeliğin amacının; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin internet ortamından sunumuna, iletimine, medya hizmet sağlayıcılara yayın lisansı, platform işletmecilerine de yayın iletim yetkisi verilmesine ve söz konusu yayınların denetlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu vurgulanmış, Kapsam başlıklı 2. maddesinde; " (1) Bu Yönetmelik, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin internet ortamından sunumu ile bu yayın hizmetlerini internet ortamından sunan özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşları ve bu yayın hizmetlerinin iletimini sağlayan platform işletmecilerini kapsar. (2) Kurumun görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla; a) Bireysel iletişim hizmetleri, bu Yönetmeliğin kapsamında değerlendirilmez. b) Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini internet ortamından iletmeye özgülenmemiş platformlar ile, c) Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerine yalnızca yer sağlayan gerçek ve tüzel kişiler, bu Yönetmeliğin uygulanmasında platform işletmecisi sayılmaz." kuralı, Dayanak başlıklı 3. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik; 15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 19 uncu, 27 nci, 29 uncu, 29/A nıncı, 32 nci, 33 üncü, 37 nci, 42 nci ve 44 üncü maddeleri ile 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8/A nıncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır." kuralları yer almaktadır. Yönetmeliğin iptali istenilen Lisans İşlemleri ve Yayın İletim Yetkisini düzenleyen 2. bölümde yer alan, İnternet ortamından yayın lisans tipleri ile internet yayın iletim yetki belgesi başlıklı 5. maddesinin 4 numaralı bendinde getirilen; "(4) Aynı medya hizmet sağlayıcı kuruluş ancak bir radyo, bir televizyon ve bir isteğe bağlı yayın hizmeti sunabilir ve bu hizmetler için ayrı ayrı yayın lisansı almak zorundadır." düzenlemesinin iptali istemi yönünden; 6112 sayılı Yasanın "Özel Medya Hizmet Sağlayıcı Kuruluşlar" başlıklı Altıncı Bölümünün, Kuruluş ve hisse oranları başlıklı, 19. maddesinin 1/a bendinde; " (1) Özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşların şirket yapıları ve hisse oranları ile ilgili uymaları gereken hususlar şunlardır: a) Yayın lisansı, münhasıran radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmeti sunmak amacıyla Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş anonim şirketlere verilir. Aynı şirket ancak bir radyo, bir televizyon ve bir isteğe bağlı yayın hizmeti sunabilir. Medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar, yayın lisansının verilmesinden sonra da ana sözleşmelerine bu maddedeki esaslara aykırı hükümler koyamazlar. Ana sözleşme değişiklikleri bir ay içinde Üst Kurula bildirilir." hükmü yer almakta olup iptali istenilen Yönetmelik hükmü ile aynı içerikte bulunduğu anlaşıldığından, Yasa hükmüne uygun olarak düzenlenen Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yönetmeliğin 4/a maddesinde; "Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; a) Bireysel iletişim: Kişiler arası görsel-işitsel etkileşim ve iletişimi sağlama yolunu," tanımı yer almakta olup burada ifade edilenin; herhangi bir yayın hizmeti olarak kamuya arz edilmemiş, bir medya hizmet sağlayıcı kuruluşu tarafından sunulmayan ve bireyler arası iletişim türleri olduğu anlaşıldığından, davacının iddia ettiği gibi bireysel iletişim tanımının net olmadığı iddiasına katılmak mümkün görülmemiştir. Yönetmeliğin 7/4 maddesinde; "(4) Bu Yönetmelikte aranan şartların sağlanması ve istenilen bilgi ve belgelerin Üst Kurula ibrazı halinde, internet ortamından yayın lisansı başvuruları Üst Kurul tarafından 6112 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı uyarınca değerlendirilir ve uygun bulunanlara internet ortamından yayın lisansı verilir." kuralı, Yönetmeliğin 8/3 maddesinde de; "(3) Bu Yönetmelikte aranan şartların sağlanması ve istenilen bilgi ve belgelerin Üst Kurula ibrazı halinde, internet ortamından yayın iletim yetkisi başvurusu Üst Kurul tarafından 6112 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı uyarınca değerlendirilir ve uygun bulunanlara internet ortamından yayın iletim yetkisi verilir." kuralı yer almakta olup davacı bu madde hükümleri ile Üst Kurula verilen değerlendirme yetkisinin kapsam ve sınırlarının çizilmemiş olmasının idarenin keyfi uygulamalarına imkan sağlayacağı iddiası ile Hukuk Devleti ilkesine aykırı olacağını ileri sürmekte ise de; her iki madde hükmünde açık ve net olarak Yönetmelik ile aranan şartların sağlanması ve istenilen bilgi ve belgelerin ibrazı halinde 6112 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde Üst Kurul tarafından değerlendirme yapılarak lisans verilebileceği belirtilmiş ve değerlendirme yetkisinin sınırları 6112 sayılı Yasa ile belirlenmiş olduğundan, davacı iddialarına itibar edilmemiştir. Yönetmeliğin Yayın Lisans ve Yayın İletim Yetkilendirme Ücreti, Lisans Süresi, Yenilenmesi ve Değerlendirme bölümünde yer alan, "İnternet ortamından yayın lisans ücreti ve mali yükümlülükler" başlıklı 12/1 maddesinde; "1) İNTERNET-RD yayın lisansı ücreti 10.000,00 Türk lirası; İNTERNET-TV yayın lisansı ücreti 100.000,00 Türk lirası; İNTERNET-İBYH yayın lisansı ücreti 100.000,00 Türk lirasıdır." yolundaki düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, kar amacı olmayan, gelir elde etmeyen küçük çaplı internet platformlarının ifade özgürlüklerini kısıtlayıcı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir. 6112 Sayılı Yasanın, Mali Kaynaklar ve Bütçe başlıklı 41. maddesinde, Üst Kurulun gelirleri arasında, Medya hizmet sağlyıcı kuruluşlardan alınacak yayın lisansı ücretlerinin de sayıldığı, aynı Kanun 27. maddesinde; " (1) Medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar, kablo, uydu, karasal ve benzeri ortamlardan yayın yapabilmeleri için her bir yayın tekniği ve ortamına ilişkin Üst Kuruldan ayrı ayrı lisans almak zorundadır. Lisansın hangi yayın tekniği ve ortamına ilişkin verildiği lisans belgesinde açıkça belirtilir. Farklı yayın teknikleri ve ortamlarından aynı anda yayın yapmak isteyen kuruluşlar, her yayın tekniği ve ortamı için ayrı lisans almak ve eş zamanlı yayın yapmak zorundadır. 2) Yayın lisans süresi on yıldır. Lisans süresi sonunda boşalan karasal yayın kapasitesi Üst Kurulca yeniden ihale edilir..." hükmü bulunmaktadır. Radyo, televizyon, sinema vb. yayın hizmetlerinin kamu hizmeti yönünün varlığı nedeniyle izin sistemine tabi tutulması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve Anayasa hükümlerine aykırı olmadığı, bu izin sistemi ile de bazı koşulların aranmasının doğal olduğu ve belli bir ücrete tabi olacağı da kuşkusuzdur. Bu nedenle davacının bu iddialarına da itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddelerinin iptali istemi ile açılan davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dava konusu Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik 01/08/2019 tarih ve 30849 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, davacı tarafından 26/09/2019 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru yapılmış, aynı tarihte başvurunun ilgili idarelere gönderilmesine karar verilmiş, 2577 sayılı Kanun uyarınca ilgili idarelerce 60 gün içerisinde cevap verilmemesi üzerine davacı tarafından 26/11/2019 tarihinde söz konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin, 5. maddesinin dördüncü fıkrasının, 7. maddesinin dördüncü fıkrasının, 8. maddesinin üçüncü fıkrasının ve 12. maddesinin birinci fıkrasının iptali ile anılan Yönetmeliğin dayanağı olan 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 29/A maddesinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle işbu dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: ANAYASA'YA AYKIRILIK İDDİASI YÖNÜNDEN: Davacı tarafından; iptali istenen Yönetmeliğin dayanağı olan 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 29/A maddesinin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptali için somut norm denetimi yapılmak üzere Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmüş ise de, Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir. Zira, davacı tarafından Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilen 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 82. maddesiyle 6112 sayılı Kanun’a eklenen 29/A maddesine ilişkin olarak açılan iptal davası Anayasa Mahkemesince 07/05/2021 tarih ve 31477 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/03/2021 tarih ve E:2018/99, K:2021/14 sayılı kararı ile reddedilmiştir. USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları geçerli bulunmamıştır. ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Kuruluş ve hisse oranları" başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasında, "Özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşların şirket yapıları ve hisse oranları ile ilgili uymaları gereken hususlar şunlardır: a) Yayın lisansı, münhasıran radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmeti sunmak amacıyla Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş anonim şirketlere verilir. Aynı şirket ancak bir radyo, bir televizyon ve bir isteğe bağlı yayın hizmeti sunabilir. Medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar, yayın lisansının verilmesinden sonra da ana sözleşmelerine bu maddedeki esaslara aykırı hükümler koyamazlar. Ana sözleşme değişiklikleri bir ay içinde Üst Kurula bildirilir."; "Platform işletmecileri ve yayın hizmeti iletimi yapan altyapı işletmecileri" başlıklı 29. maddesinde, "(1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından elektronik haberleşme hizmetlerini sunmak üzere yetkilendirilen platform işletmecileri ve yayın hizmeti iletimi yapan altyapı işletmecileri; yayın hizmetleri yönünden bu Kanun hükümlerine tabidir. Yayın hizmetlerinin iletimi faaliyetlerine ilişkin uyulması gereken idarî, malî ve teknik şartlar Üst Kurulca belirlenir ve şartları yerine getiren kuruluşlara yayın iletim yetkisi verilir. Platform işletmecileri medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara tarafsızlık ve hakkâniyet ölçülerinde, makul ve ayrımcılık içermeyecek koşullarda hizmet vermek zorundadır. Platform işletmecilerinin medya hizmet sağlayıcı kuruluşlardan alacağı hizmet bedelleri Üst Kurulun onayı ile belirlenir. (2) Platform ve yayın hizmeti iletimi yapan altyapı işletmecileri, iletimini yapacakları yayın hizmetlerini Üst Kurula bildirmek zorundadır. (3) Platform ve altyapı işletmecileri, Üst Kuruldan yayın lisansı almayan veya yayın lisansı iptal edilen medya hizmet sağlayıcılar ile Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu uluslararası andlaşmalar ve bu Kanun hükümlerine aykırı yayın yaptığı Üst Kurulca tespit edilen bir başka ülkenin yargı yetkisi altındaki medya hizmet sağlayıcılarının yayın hizmetlerinin iletimini, Üst Kurul kararının tebliğini müteakiben durdurur. Tebliğe rağmen yayın hizmetlerinin iletimini durdurmayan işletmecinin yayın iletim yetkisi iptal edilir ve bu durum Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna bildirilir."; "Yayın hizmetlerinin internet ortamından sunumu" başlıklı 29/A maddesinde, "(1) Üst Kuruldan geçici yayın hakkı ve/veya yayın lisansı bulunan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar, bu hak ve lisansları ile yayınlarını bu Kanun ve 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak internet ortamından da sunabilirler. Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini sadece internet ortamından sunmak isteyen medya hizmet sağlayıcılar Üst Kuruldan yayın lisansı, bu yayınları internet ortamından iletmek isteyen platform işletmecileri de Üst Kuruldan yayın iletim yetkisi almak zorundadır. (2) Üst Kuruldan geçici yayın hakkı ve/veya yayın lisansı bulunmayan ya da bu hak ve/veya lisansı iptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin yayın hizmetlerinin internet ortamından iletildiğinin Üst Kurulca tespiti halinde Üst Kurulun talebi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından internet ortamındaki söz konusu yayınla ilgili olarak içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine karar verilebilir. Bu karar, gereği yapılmak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderilir. Sulh ceza hâkimi, Üst Kurulun talebini en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu karara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Bu madde uyarınca verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı hakkında 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları uygulanır.” (3) İçerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunmasına rağmen, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu Üst Kurulun görev alanına ilişkin uluslararası andlaşmalar ve bu Kanun hükümlerine aykırı yayın yaptığı Üst Kurulca tespit edilen bir başka ülkenin yargı yetkisi altındaki medya hizmet sağlayıcılarının veya platform işletmecilerinin yayın hizmetlerinin internet ortamından iletimi ile internet ortamından Türkçe olarak Türkiye’ye yönelik yayın yapan veya yayın dili Türkçe olmamakla birlikte Türkiye’ye yönelik ticari iletişim yayınlarına yer veren yayın kuruluşlarının yayın hizmetleri hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu kuruluşların internet ortamındaki yayınlarına devam edebilmeleri için Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yargı yetkisi altındaki diğer kuruluşlar gibi Üst Kuruldan yayın lisansı, bu kapsamdaki platform işletmecilerinin de yayın iletim yetkisi alması zorunludur. (4) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla, bireysel iletişim bu madde kapsamında değerlendirilmez ve radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini internet ortamından iletmeye özgülenmemiş platformlar ile radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerine yalnızca yer sağlayan gerçek ve tüzel kişiler bu maddenin uygulanmasında platform işletmecisi sayılmaz. (5) İnternet ortamından radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin sunumuna, bu hizmetlerin iletimine, internet ortamından medya hizmet sağlayıcılara yayın lisansı, platform işletmecilerine de yayın iletim yetkisi verilmesine, söz konusu yayınların denetlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Üst Kurul ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralı yer almaktadır. 01/08/2019 tarih ve 30849 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; a) Bireysel iletişim: Kişiler arası görsel-işitsel etkileşim ve iletişimi sağlama yolunu, ... ifade eder."; "İnternet ortamından yayın lisans tipleri ile internet yayın iletim yetki belgesi" başlıklı 5. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Aynı medya hizmet sağlayıcı kuruluş ancak bir radyo, bir televizyon ve bir isteğe bağlı yayın hizmeti sunabilir ve bu hizmetler için ayrı ayrı yayın lisansı almak zorundadır."; "İnternet ortamından yayın lisansı başvurusu" başlıklı 7. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Bu Yönetmelikte aranan şartların sağlanması ve istenilen bilgi ve belgelerin Üst Kurula ibrazı halinde, internet ortamından yayın lisansı başvuruları Üst Kurul tarafından 6112 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı uyarınca değerlendirilir ve uygun bulunanlara internet ortamından yayın lisansı verilir."; "İnternet ortamından yayın iletim yetkisi başvurusu" başlıklı 8. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bu Yönetmelikte aranan şartların sağlanması ve istenilen bilgi ve belgelerin Üst Kurula ibrazı halinde, internet ortamından yayın iletim yetkisi başvurusu Üst Kurul tarafından 6112 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı uyarınca değerlendirilir ve uygun bulunanlara internet ortamından yayın iletim yetkisi verilir."; "İnternet ortamından yayın lisans ücreti ve mali yükümlülükler" başlıklı 12. maddesinin birinci fıkrasında, "İNTERNET-RD yayın lisansı ücreti 10.000,00 Türk lirası; İNTERNET-TV yayın lisansı ücreti 100.000,00 Türk lirası; İNTERNET-İBYH yayın lisansı ücreti 100.000,00 Türk lirasıdır." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdarelerin genel olarak düzenleyici işlem yapabilme yetkisi, Anayasa'nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olup, mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla idareler tarafından düzenleyici işlemler yapılabileceği kuşkusuzdur. Düzenleyici ve denetleyici kurumlar ise, ilgili bulundukları sektörde düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olup, bu kuruluşların temel işlevi, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlardaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemektir. Kamu hizmetlerinin değişen koşullara uyarlanması ve geliştirilmesi ihtiyacı, idarelere, kamu hizmetinin sunumuna ilişkin düzenleyici işlemlerin değiştirilebilmesi ya da yürürlükten kaldırılabilmesi imkanını tanımakta olup, diğer idareler ile karşılaştırıldığında, bağımsız idari otoritelerin düzenleme yapma ve mevcut düzenlemelerde değişiklik yapma yetkisinin, düzenlemeye tabi sektörün dinamik ve teknik yapısı gereği daha kapsamlı olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu kapsamda Üst Kurulca 6112 sayılı Kanun’un 19, 27, 29, 29/A, 32, 33, 37. 42 ve 44. maddeleri ile 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesine dayanılarak Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve 01/08/2019 tarih ve 30849 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe yürürlüğe konulmuş, davacı dernek tarafından söz konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin, 5. maddesinin dördüncü fıkrasının, 7. maddesinin dördüncü fıkrasının, 8. maddesinin üçüncü fıkrasının ve 12. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle işbu dava açılmıştır. Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin iptali istemi yönünden; Davacı tarafından Yönetmeliğin 4. maddesinin (a) bendinde "Kişiler arası görsel-işitsel etkileşim ve iletişimi sağlama yolu" şeklinde yer verilen "bireysel iletişim" tanımının açıklık ve kesinlikten yoksun olduğu, net olmadığı dolayısıyla da keyfi yorumlamalara neden olabileceği iddia edilmiş ise de kavramın kişiler arası iletişim şeklini ifade ettiği, 6112 sayılı Kanun ilgili mevzuatın konusunun ve muhatabının medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar ve bu kuruluşların sunduğu yayın hizmeti olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığından kamuoyuna herhangi bir arzın olmadığı iletişim şekli olarak belirlenen kavramın tanımının açık ve net olduğu, dolayısıyla söz konusu maddede hukuka aykırılık bulunmadığı, Yönetmeliğin 5. maddesinin dördüncü fıkrasının iptali istemi yönünden; Davacı tarafından Yönetmeliğin 5. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenlemede kamu yararı bulunmadığı ve hukuka aykırılık teşkil ettiği, ilgili Yönetmeliğin dayanağı olan 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 29 ve 29/A maddeleri uyarınca yayın iletim yetkisi verilmesi Üst Kurulca belirlenecek şartlara bağlanmışken, iptali istenen madde ile bu yetkinin sınırlandırılmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiği iddia edilmiş ise de iptali istenen maddenin 6112 sayılı Kanun'un “Kuruluş ve Hisse Oranları" başlıklı 19. maddesinin "özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşların şirket yapıları ve hisse oranları ile ilgili uymaları gereken hususlar"ı düzenleyen birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "Yayın lisansı, münhasıran radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmeti sunmak amacıyla Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş anonim şirketlere verilir. Aynı şirket ancak bir radyo, bir televizyon ve bir isteğe bağlı yayın hizmeti sunabilir. Medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar, yayın lisansının verilmesinden sonra da ana sözleşmelerine bu maddedeki esaslara aykırı hükümler koyamazlar. Ana sözleşme değişiklikleri bir ay içinde Üst Kurula bildirilir." kuralının dava konusu Yönetmelik'teki karşılığı olduğu dikkate alındığında davacının söz konusu kuralın Kanun'a aykırılığı iddiasının herhangi bir dayanağının olmadığı dolayısıyla söz konusu hükmün de Kanun'a uygun olduğu, Yönetmeliğin 7. maddesinin dördüncü fıkrası ile 8. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemi yönünden; Yönetmeliğin 7. maddesi ile "İnternet ortamından yayın lisansı başvurusu", 8. Maddesi ile ise "İnternet ortamından yayın iletim yetkisi başvurusu"nun düzenlendiği, davacı tarafından iptali istenen aynı içerikli fıkralar ile Yönetmelikte aranan şartların sağlanması ve istenilen bilgi ve belgelerin Üst Kurula ibrazı halinde, başvuruların Üst Kurul tarafından 6112 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı uyarınca değerlendirilerek uygun bulunanlara lisans veya yetki verileceğinin öngörüldüğü, Davacı tarafından başvuruların Üst Kurul tarafından uygun bulunduğu takdirde kabul edilecek olmasının Kanun'un öngörülebilirlik şartını taşımadığı, idarenin uygun bulma kriterlerinin neler olduğunun açık olmadığı iddia edilmiş ise de madde metninde de ifade edildiği üzere Üst Kurulun uygun bulma şartının başvuruların 6112 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata uygunluğuna bağlandığı, Üst Kurulun yetkisinin Kanun'da belirlenen sınırlamalara tabi olduğu, başvurularının Kanun ve Yönetmelik çerçevesinde değerlendirilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu, dolayısıyla Üst Kurulca keyfi bir şekilde başvurunun reddi kararı verilmesinin mümkün olmadığı, nitekim madde metninde lisans başvuru şartlarının ayrıntı olarak düzenlendiği açık olduğundan söz konusu hükümlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, Yönetmeliğin 12. maddesinin birinci fıkrasının iptali iptali istemi yönünden; Davacı tarafından internet ortamından yayın hizmeti vereceklerin ödemesi gereken lisans ücret tutarlarını düzenleyen maddede öngörülen mali yükümlülüğün yapısı ve hedef kitlesi küçük olan platformlar açısından karşılanamayacak yükseklikte ve ifade özgürlüğüne aykırı olduğu ileri sürülmüşse de 6112 sayılı Kanun'un "Mali kaynaklar ve bütçe" başlıklı 27. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde Üst Kurulun gelirleri arasında medya hizmet sağlayıcı kuruluşlardan alınacak yayın lisansı ücretlerinin de yer aldığı, Kanun'un "Görev ve yetkiler" başlıklı 37. maddesinin (d) bendinde "Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmeti sağlayıcı kuruluşlardan alınacak yayın lisans ücretleri, karasal ortamdan sunulacak yayın hizmetleri için yıllık televizyon kanal, multipleks kapasitesi ve radyo frekansı kullanım ücretleri ile platform, multipleks, altyapı işletmecileri ve verici tesis ve işletim şirketinden alınacak yayın iletim yetkilendirme ücretini belirleme"nin de Üst Kurulun görev ve yetkileri arasında sayıldığı, "Gelirlerin tahsili" başlıklı 42. maddesi ile Yönetmeliğin 12. maddesinde gelirlerin taksitle tahsil edilebileceğinin öngörüldüğü, Yönetmeliğin düzenleme alanının internet ortamından yayın hizmeti sunan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar olduğu ve 6112 sayılı Kanun kapsamında medya hizmet sağlayıcı kuruluşların anonim şirket olmalarının arandığı, Medya Hizmet Sağlayıcı Kuruluşlar ile Platform ve Altyapı İşletmecilerinin Uymaları Gereken İdari ve Mali Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin üçüncü fıkrasında kuruluşların ödenmiş sermayelerinin maddede belirtilen miktarlardan az olamayacağının öngörüldüğü, radyo, televizyon, sinema vb. yayın hizmetlerinin kamu hizmeti olarak kabul edilmesi nedeniyle izin sistemine tabi tutulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve Anayasa hükümlerine aykırı olmadığı, bu izin sistemi ile de bazı koşulların aranmasının doğal olduğu ve belli bir ücrete tabi olacağı hususları bir arada değerlendirildiğinde söz konusu maddede de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 31/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.