Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan Nigar Alma 2010 yılı Mart ayında baş ağrısı ve bulantı şikâyeti ile Atatürk Üniversitesi Erzurum Yakutiye-Aziziye Araştırma Hastaneleri Süleyman Demirel Tıp Merkezine başvurmuş, kendisine Arnold-Chiari Sendromu (beyincik sarkması) ve Hidrosefali (kafa içi basınç artışı) teşhisi konulması akabinde 18/3/2010 tarihinde Beyin Cerrahi Servisine yatırılmıştır. Başvurucu Nigar Alma 24/3/2010 ila 4/5/2010 tarihleri arasında dört operasyon geçirmiş, bu operasyonlarda şant (beyin omurilik sıvısının beyinden başka bir vücut boşluğuna aktarımı için kullanılan ince uzun elastik, silikon boru) uygulaması yapılmasına rağmen enfeksiyon geliştiğinden başvurucu bitkisel hayata girmiştir. Bu durum üzerine başvurucu, ilk önce Cerrahpaşa Tıp Fakültesine sevk edilmiş, hasta kabulünün yapılmaması nedeniyle Darıca Devlet Hastanesine, oradan da Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edilmiştir. Başvurucu Nigar Alma Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan cerrahi müdahaleler neticesinde bitkisel hayattan çıkmış 29/9/2010 tarihli sağlık kurulu raporu ile de başvurucu Nigar Alma'nın %90 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığı tespit edilmiştir. Başvurucular, Atatürk Üniversitesine bağlı hastanede yapılan tedavinin kusurlu olduğu iddiasıyla Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü aleyhine 1/6/2011 tarihinde Erzurum İdare Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açmışlardır. Dava dilekçesinde; kamu hizmetinin doktorların ihmal ve kusuru, meslek ve sanatta acemilik göstermeleri nedeniyle eksik ve hatalı işlediğini, başvuruculara gerekli bilgiler verilmeden yeniden ameliyat edilmesinin haksız fiil teşkil ettiğini ileri sürmüşlerdir. Nigar Alma'nın yaşamını tek başına sürdürmesinin imkânsız hâle geldiğini, bu süreçte eşinin işinden ayrılmak zorunda kaldığını ve ailece mağdur olduklarını belirtmişlerdir. İdare Mahkemesi, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vererek olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı, hizmet kusuru var ise kusur oranı ile meydana gelen iş gücü kaybı oranının tespitine yönelik olarak Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığından rapor istemiştir. ATK İhtisas Kurulu (Kurul) tarafından hazırlanan 18/2/2013 tarihli bilirkişi raporunda:- Dosyanın tetkikinde hastaya konulan chiarimalformasyonu ve hidrosefali tanılarının doğru olduğu, mevcut tanılara yönelik yapılan servikal dekompresyon ve ventriküloperitonealşant operasyonu endikasyonunun bulunduğu, hastanın operasyon sonrası serviste kontrol tomografisinin çekildiği ve şantın hidrosefaliyi azalttığı (beyin omurilik sıvısını karın boşluğuna tahliye ederek) belirtilmiştir.-Ameliyattan bir hafta sonra kişide şuur bulanıklığı gelişmesi üzerine hastaya tekrar kontrol tomografisi çekilerek şanttadisfonksiyon tespit edildiği, söz konusu istenmeyen durumun tıbbi bir hatadan ve özen eksikliğinden kaynaklanmayan bu tarz operasyonlardan sonra gelişebilecek komplikasyon olarak nitelendirildiği ifade edilmiştir.- Bunun üzerine hastanın acil olarak revizyon amaçlı ameliyata alındığı, revizyon sonrası takipte olan hastada şanttan hızlı tahliyeye bağlı olarak biparyetal subdural efüzyon (beyin zarı altında ödem) geliştiği ve bu kez şantın kapatılıp subdural efüzyonun boşaltıldığı, genel durumunda kısmi düzelme olan hastanın şikâyetlerine yönelik son olarak üçüncü ventrikülostomi uygulandığı tespitine yer verilmiştir.- Tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hastada gelişen komplikasyonların zamanında fark edilip vakit geçirilmeksizin müdahalede bulunulduğu ve sonrasında gerekli takibin yapıldığının anlaşıldığı, dolayısı ile ilgili hekimler Prof. Dr. Ç.R.K. ve Yrd. Doç. Dr. G.Ş.ye atfı kabil kusur tespit edilmediği bildirilmiştir. Başvurucular; bilirkişi raporuna itiraz ederek ilk operasyonda uygulanan şantın doğru çalışmadığı ve enfeksiyona yol açtığını, buna rağmen sonraki operasyonlarda ısrarla aynı uygulamaya devam edildiğini, oysa Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde deri altı şant sistemi uygulanarak hastanın bitkisel hayattan çıkarıldığını iddia etmişlerdir. Diğer taraftan dosyanın beyin cerrahi uzmanlarınca incelenmesi ve başvurucunun bizzat muayene edilmesi gerekirken bu hususlara riayet edilmediğini, heyette konunun uzmanlarının bulunmadığını belirtmişlerdir. Mahkemenin 24/5/2013 tarihli kararıyla dava reddedilmiştir. Karar gerekçesinde dosya içindeki tüm doktor raporları, tıbbi bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda Kurulca hazırlanan 18/2/2013 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmiştir. Bu rapor uyarınca idareye atfı kabil bir kusurun bulunmadığı sonucuna ulaşılmış ve tazminat talebi hukuka uygun bulunmamıştır. Başvurucular karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. Temyiz dilekçesinde; başvurucunun bizzat muayene edilmediğini, Kurulda beyin cerrahisi uzmanının bulunmadığını, bilirkişi raporunda iddialarının cevaplanmadığını ve çelişkilerin giderilmediğini, sonuç olarak raporun tıbbi yeterlilikte olmadığını ileri sürmüşlerdir. Temyize konu karar, Danıştay Dairesinin 10/9/2014 tarihli toplantısında bir üyenin muhalefetiyle onanmıştır. Karşı oy gerekçesinde "Mahkemece, Adli Tıp raporu hükme esas alınmış olmakla birlikte; dosyadaki belgelerden davacının intaniye bölümünde de tedavi gördüğü anlaşıldığından meydana gelen zararda enfeksiyonun etkisi olup olmadığının araştırılmadığı ve bu konu irdelenmediğinden, söz konusu raporun bu yönüyle yeterince açıklık getirici nitelikte bulunmadığı, bu durumda, idarenin tazmin sorumluluğu açısından, hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun saptanması için dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, dosya üzerinden yaptırılacak yeni bir inceleme sonucu hazırlanacak rapor incelendikten sonra bir karar verilmesi gerektiği" belirtilmiştir. Nihai karar 30/1/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. 17/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Başvurucuların karar düzeltme istemleri Danıştay Dairesinin 17/12/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24, 26-