Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, usulsüz olarak iletişim tespitinin yapılması, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin yargılamada kullanılması nedenleriyle Anayasa’nın 19. , 20. ve 36. maddelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, usulsüz olarak iletişim tespitinin yapılması, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin yargılamada kullanılması nedenleriyle Anayasa’nın , ve maddelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/6/2013 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 22/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiş; Bakanlığın 5/11/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. İkinci Bölüm tarafından 1/12/2015 tarihinde yapılan toplantıda, başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru yaptığı tarih itibarıyla Batman Belediye Başkanlığında belediye imar komisyonu üyesidir. Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/12/2011 tarihinde yazılı tape tutanakları, mesaj içerikleri, teknik takip tutanakları çerçevesinde yöneltilen suçlamalar başvurucuya detaylı bir şekilde anlatılmış ve başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucu, Batman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen E.2010/4098 sayılı soruşturma kapsamında suç örgütü kurma ve yönetme ile rüşvet alma suçlarını işlediği şüphesiyle 16/12/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 20/12/2011 tarihli ve 2011/202 Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Tutuklama kararının gerekçesi şu şekildedir:“Sanıkların üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, bu şüpheliler yönünden atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların mevcut olması, şüphelilerin üzerlerine atılı suçlara kanunda ön görülen cezaların üst haddi, kaçma şüpheleri ve delilleri karartma şüpheleri bulunması, delillerin henüz toplanmamış olması, adli kontrol tedbirlerinden istenen amacın elde edilmesinin mümkün olmaması nazara alınarak CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca TUTUKLANMALARINA,” Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 29/2/2012 tarihli ve 2010/4098 Soruşturma sayılı iddianamesinde başvurucuya yöneltilen suçlamalar şu şekilde belirtilmiştir:“1) Şüpheli Alaattin HOŞER:a) Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda ve terör örgütü PKK/KCK-TM’ye fon sağlamak amacıyla, sürekli olarak rüşvet almak üzere Batman il merkezli olmak üzere kurulan suç örgütünü yönettiği, bu şekilde TCK’nın 220/1 maddesinde tanımlanan suç örgütü kurmak/yönetmek suçunu işlediği,b) Şüphelinin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda ve terör örgütü PKK/KCK-TM’ye fon sağlamak amacıyla görevinin gereklerine aykırı hareket etmek karşılığında iş sahibi olan dosya kapsamındaki şüphelilerden para aldığı ve bu şekilde TCK’nın 252/1, 43/1 maddelerinde tanımlanan zincirleme olarak rüşvet almak suçunu işlediği anlaşılmaktadır.” Başvurucuya isnat edilen suçlamalarla ilgili olarak iddianamede tape tutanakları, fiziki takip tutanakları, ortam dinlemeleri, yapılan aramalar sonucu elde edilen defter, kayıt ve deliller, inceleme raporları delil olarak gösterilmiştir. Batman Sulh Ceza Mahkemesi 20/1/2012 tarihinde resen yaptığı tutukluluk incelemesinde başvurucunun üzerine atılı suçların kanunda öngörülen ceza miktarını, kaçma şüphesinin olmasını ve tutuklulukta geçen süreyi göz önüne alarak tutukluluğun devamına karar vermiştir. Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/115 sayılı dosyasında 5/3/2012 tarihli tensip duruşmasında başvurucunun “üzerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, bu suçlarla ilgili delil durumu, atılı suçlar bakımından sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, hakkında talep edilen cezanın üst haddine göre kaçma şüphesinin bulunması ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun katalog suçlardan olması” gerekçeleriyle tutukluluğun devamına karar verilmiştir. 16/3/2012 tarihinde Batman Ağır Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/302 sayılı dosyasında başlayan yargılamanın 29/5/2012 tarihli tensip duruşmasında başvurucunun üzerine atılı suçların niteliği ve delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddine ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/302 sayılı dosyasında yargılama devam ederken Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin de 29/5/2012 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Batman Ağır Ceza Mahkemesine göndermesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 30/7/2012 tarihli ve E.2012/9535, K.2012/8357 sayılı ilamıyla Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararını kaldırmıştır. Bu karar üzerine dosya, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/542 sayılı esasına kaydedilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/542 sayılı dosyasında başlatılan yargılamanın 17/8/2012 tarihli tensip duruşmasında başvurucunun “üzerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, bu suçlarla ilgili delil durumu, atılı suçlar bakımından sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, hakkında talep edilen cezanın üst haddine göre kaçma şüphelerinin bulunması ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun katalog suçlardan olması” gerekçeleriyle tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/542 sayılı dosyasında 28/9/2012 ve 5/11/2012 tarihleri arasında yapılan üç duruşmada da benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi E.2012/542 sayılı dosyanın Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/120 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin de 19/12/2012 tarihinde karşı birleştirme kararı vermesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 23/1/2015 tarihli ve E.2012/15884, K.2013/619 sayılı ilamıyla birleştirme kararını kaldırmış ve dosyayı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Bu karar üzerine yargılamaya Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/117 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/117 sayılı davasının 6/3/2013 tarihli tensip duruşmasında başvurucunun “üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu ve atılı suçun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan suçlardan olması” gerekçeleriyle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 7/5/2013 tarihli duruşmada başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve atılı suçun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan suçlardan olmasını dikkate alarak tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun söz konusu karara 18/5/2013 tarihinde itiraz etmesi üzerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 20/5/2013 tarihli ve 2013/208 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar 30/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu 10/10/2013 tarihinde kefaletle tahliye edilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 7/3/2014 tarihli ve E.2013/117, K.2014/46 sayılı kararında görevsiz olduğu gerekçesiyle dosyanın Batman Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Görevsizlik kararı üzerine dava, Batman Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/129 sayılı esasına kaydedilmiş olup yargılama devam etmektedir. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ve maddeleri. 5271 sayılı Kanun’un maddesinin, 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesi ile değiştirilmesinden önceki hâli şöyledir: “(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.(2) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir(3) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok üç ay için verilebilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir. (Ek cümle: 25/05/2005-5353 S.K./mad) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir. …(5) Bu Madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur. (6) Bu Madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; … Rüşvet (madde 252) …” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),…(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”