8. Hukuk Dairesi 2018/11973 E. , 2018/15653 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Ve Tapuya Tescili Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, davalılardan ...'un, vekil edenine ait bankadan kredi kullandığ…
**8. Hukuk Dairesi 2018/11973 E. , 2018/15653 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Ve Tapuya Tescili Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, davalılardan ...'un, vekil edenine ait bankadan kredi kullandığını, borcun süresinde ödenmemesi nedeniyle borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı ...'un ½ hissedar olduğu ... parsel sayılı taşınmaza haciz konulduğunu ve satış işlemleri için kıymet takdiri yapıldığını, taşınmaz üzerinde muhdesatlar bulunduğu ve bu muhdesatların ...'a ait olduğunu açıklayarak, taşınmaz üzerindeki muhdesatların, tapuda borçlu ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılardan ..., davanın reddini savunmuş, diğer davalı ... ise, taşınmazda bulunan muhdesatlardan ev dışındakilerin kendisine ait olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece; “Davanın kısmen kabulüne, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve 29/12/2014 tarihli bilirkişi raporunda ev olarak gösterilen muhdesatın davalı ... ait olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Mahkemece verilen kısa kararda; “Davanın kısmen kabulüne, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve 29/12/2014 tarihli bilirkişi raporunda ev olarak gösterilen muhdesatın davalı ... ait olduğunun tapu sicili beyanlar hanesinde tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine”denildiği halde, gerekçeli kararda; “Davanın kısmen kabulüne, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve 29/12/2014 tarihli bilirkişi raporunda ev olarak gösterilen muhdesatın davalı ... ait olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiş ve bu şekilde kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur. T.C. Anayasası'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK'nin 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir. Aynı Kanun'un 298/2. maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir. Hüküm, bu nedenle Kanuna, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na aykırı olarak tesis edildiğinden bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 13.9.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.