(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/10746 E. , 2012/12460 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.12.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.06.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek ger…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/10746 E. , 2012/12460 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.12.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.06.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, geçit hakkı istemine ilişkindir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Davacı 573 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısı bulunmadığını belirterek, davalılara ait 571 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisi için dava açmıştır. Mahkemecede bu istem kabul edilmiştir. Mahallinde yapılan keşif sonucu teknik bilirkişilerin düzenlemiş olduğu rapor ve eki krokinin incelenmesinde; 573 parselin zorunlu geçit ihtiyacı içinde olduğu belirtilerek, geçit hakkı tesisine uygun iki güzergah belirlenmiştir. Birinci seçenek ... tarafından uygun bulunmayan 569 parsel sayılı taşınmazın güney kısmından kuru dere yatağına bağlanmakta, ikinci seçenek ise davacının dava açtığı 571 parsel sayılı taşınmazın batı sınırından genel yola ulaşmaktadır. Bilirkişilerce ikinci seçenek en uygun güzergah olarak belirtilmiş başka komşu parseller yönünden bir inceleme yapılmamıştır. Geçit hakkı tesisi talebi mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya ve en az zarar görecek taşınmaza yöneltilmelidir. Davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmeli ve genel ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Bu açıklamaların ışığında somut olaya gelince; bilirkişilerin hazırlamış olduğu krokinin incelenmesinde dava açılmayan 572 parsel sayılı taşınmazın aleyhine geçit tesis edilen 571 parsel sayılı taşınmazdan yüzölçümü olarak daha büyük olduğu anlaşılmaktadır. 572 parsel sayılı taşınmaz ise değerlendirilmeye alınmamış, 571 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Mahkemece tüm alternatifler araştırılmadan, en az zarar görecek taşınmaz belirlenmeden, sırf davacının istemi doğrultusunda karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda mahkemece; mahallinde yeniden keşif yapılarak bilirkişilerden yüzölçümü daha büyük olan 572 parsel sayılı taşınmazın geçit hakkı tesisine uygun olup olmadığı yönünde rapor alınmalı, bu parselden kurulacak geçit hakkının uygun olduğunun belirtilmesi durumunda, tapu kaydı getirtilerek bu parsel malik veya maliklerine karşı dava açması için davacıya süre verilmeli, dava açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilmeli, davalıların savunma ve delilleri sorularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 01.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.