1. Hukuk Dairesi 2013/1003 E. , 2013/2655 K. MAHKEMESİ : DATÇA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında iptal ve tescil istemine i…
**1. Hukuk Dairesi 2013/1003 E. , 2013/2655 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : DATÇA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında iptal ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece, işlemin muvazaalı yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden mirasbırakan M. N. Ç.'nın dava konusu 266 ada 2 parsel sayılı taşınmazı 01.02.2005 tarihinde 1/2'şer pay ile ve 10.000.00'er TL bedelle torunları olan davalılara satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmıştır. Davalılarla miras bırakan arasında yapılmış "belge" başlıklı harici satım sözleşmesinde, mirasbırakanın taşınmazı kendi istek ve iradesi ile 20.000.00-TL bedelle davalılara sattığı, tanıklar huzurunda satış bedelini nakten aldığı belirtilmiştir.Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 0l.04.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.Somut olaya gelince; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez. Zira davalı taraf savunmasında satışın gerçek olduğunu ve bedelin ödendiğini ileri sürerek "belge" başlıklı harici satım sözleşmesini ibraz etmiş, belgede imzası bulunan E.A. ve L.T. tanık olarak dinlenmiş ise de mahkemece bu beyanlar ve belge değerlendirilmeksizin sonuca ulaşılmıştır. Hal böyle olunca muvazaa iddiasının yukarıda ilkeler uyarınca araştırılması, mirasbırakanın gerçek irade ve amacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması özellikle de ileri sürülen belgenin değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de davacının miras payına tekabül eden değer üzerinden nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden harç alınması da isabetsizdir. Davalı tarafın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.2.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.