Başvuru, yurda giriş yasağı kararı verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yurda giriş yasağı kararı verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türk vatandaşı olan başvurucu, Polonya asıllı Almanya vatandaşı eşi ve dört çocuğu ile Almanya'da yaşamaktadır. Başvurucunun vatandaşlıktan çıkmak için İçişleri Bakanlığına (İdare) yönelik talebi kabul edilerek 18/7/2003 tarihinde Türk vatandaşlığından çıkmasına karar verilmiştir. Bu kararın ardından Alman vatandaşlığına geçen başvurucu 22/8/2015 tarihine kadar ailesi ile birlikte Almanya'da yaşamıştır. Anılan tarihte Almanya'daki işyerinden ücretsiz izin alan başvurucu, ailesi ile birlikte Türkiye'ye yerleşmiştir. 31/8/2015 tarihinde başvurucu ve ailesinin mavi kart verilmesi talepleri uygun görülmüş ve bu kişilere mavi kart verilmesine karar verilmiştir. Başvurucu tarafından İstanbul Valiliğinden (Valilik) ikamet izni verilmesi talep edilmiştir. Valiliğin 3/11/2016 tarihli kararı ile başvurucu ve ailesine 6/11/2016-1/11/2017 tarihlerini kapsayacak şekilde kısa dönem ikamet izni verilmiştir. Türkiye'de iş bulamadığını beyan eden başvurucu, ailesini Türkiye'de bırakarak 1/9/2016 tarihinde yeniden Almanya'daki işinde çalışmaya başlamıştır. 24/2/2017 tarihinde Almanya'dan Türkiye'ye geldiği sırada yapılan pasaport kontrolünde ülkeye girişine izin verilmeyen başvurucu hakkında kabul edilemez yolcu belgesi düzenlenmiş ve başvurucu Almanya'ya geri gönderilmiştir. Başvurucu 2/3/2017 tarihinde Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne (Göç İdaresi) dilekçe vererek ülkeye giriş yasağının nedeninin bildirilmesi ve yasağın kaldırılması talebinde bulunmuştur. Göç İdaresinin 22/3/2017 tarihli cevabında, başvurucu hakkında 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun maddesi kapsamında Türkiye'ye giriş yasağı tesis edildiği bildirilmiştir. Başvurucu 29/5/2017 tarihinde ülkeye giriş yasağının iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) İdare aleyhine iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde; çocuklarını millî değerlere bağlı yetiştirmek için Türkiye'ye dönmeye karar verdiğini ancak iş bulamadığından Almanya'daki işine dönmek zorunda kaldığını belirtmiştir. Ayda bir kez ailesini görmek için Türkiye'ye geldiğini ifade eden başvurucu 24/2/2017 tarihinde Türkiye'ye giriş izni verilmemesi nedeniyle dört aydır ailesini göremediğini oysa giriş yasağına ilişkin kararın sebebi hakkında hiçbir bilgisi olmadığını beyan etmiştir. İdarenin cevap dilekçesinde; başvurucu hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığının (İstihbarat) 30/12/2015 tarihli yazısı uyarınca genel güvenlik gerekçesiyle G-87 tahdit kodu veri girişi yapıldığı bildirilmiştir. Dilekçede ayrıca, 6458 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca Emniyet Genel Müdürlüğüne bu konuda yetki verildiği, nitekim Danıştay kararlarında da anılan uygulamanın devletin hükümranlık yetkisi içerisinde olduğunun vurgulanması nazara alınarak davanın reddinin gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme 17/1/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Gerekçede, başvurucu hakkındaki yurda giriş yasağının istihbarat raporuna dayandığı belirtilmiştir. Ayrıca devletin hükümranlık yetkisi dâhilinde bu şekilde karar alabileceği ifade edilerek davaya konu idari işlemin hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, istinaf talebinde bulunmuştur. Dilekçede; ülkeye giriş yasağına dair işlemin istihbari nitelikte olması nedeniyle hukuki delil niteliği taşımadığı, dosya içeriğinde Almanya Kriminal Dairesi tarafından İstihbarata gönderilen bir belge bulunduğu ifade edilmiştir. Bu belgede kendisinin Türkiye'de terörist faaliyetlere iştirak edebileceğinden sınır dışı edilmesinin talep edildiğini belirtilen başvurucu, İstihbaratın anılan belge nedeniyle Göç İdaresine bilgi verdiğine dikkat çekmiştir. Anılan bilgi dâhilinde İstihbarat tarafından Göç İdaresinden başvurucunun çatışma bölgelerine seyahatinin engellenmesi için uygun görülen tedbirlerin alınmasının istendiğini, buna karşın ailesi için kiraladığı evin İstanbul'da olması itibarıyla çatışma bölgeleri ile ilgisinin bulunmadığını bildirerek davanın kabulünü talep etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Daire) 27/6/2018 tarihinde istinaf istemini reddederek usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle kararı onamıştır. Nihai karar, başvurucu vekiline 23/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili 10/7/2019 tarihinde Anayasa Mahkemesine ek beyan dilekçesi sunmuştur. Dilekçede, başvurucunun Alman makamları ile iletişime geçerek hakkındaki istihbari bilgi kaydının silinmesini talep ettiğini ve bu talebin kabulü sonucunda ülkeye giriş yasağına dayanak teşkil eden kayıtların silindiğini beyan etmiştir. Vekil, anılan kayıtların silindiğini gösterir belgenin dilekçenin ekinde yer aldığını belirterek bireysel başvurunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. A. Ulusal Hukuk 6458 sayılı Kanun'un "Sınır dışı etme kararı alınacaklar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenlerb) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlarc) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlarç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlard) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlare) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenlerf)İkamet izinleri iptal edilenlerg) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenlerğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenlerh) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenlerı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenleri) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlarj) İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar (2) Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında, sadece ülke güvenliği için tehlike oluşturduklarına dair ciddi emareler bulunduğunda veya kamu düzeni açısından tehlike oluşturan bir suçtan kesin hüküm giymeleri durumunda sınır dışı etme kararı alınabilir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) öncelikle uluslararası yerleşik hukuk çerçevesinde ve Sözleşme'ye dâhil diğer antlaşmalardan doğan yükümlülüklerine dayalı olarak Sözleşmeci devletlerin yabancıların ülkeye giriş, ülkede ikamet ve ülkeden sınır dışı edilmelerini denetlemek hakkına sahip olduğunu teyit etmektedir (Vilvarajah ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 13163/87, 13164/.., 30/10/1991, § 102; Ahmut/Hollanda, B. No: 21702/93, 28/11/1996, § 67-b). Sözleşme, bir yabancının ülkeye giriş yapma veya orada ikamet etme hakkını yahut bir kişinin aile yaşamını belirli bir ülkede kurma hakkını güvence altına almamaktadır (Abdulaziz, Cabales and Balkandali/Birleşik Krallık [GK], B. No: 9214/.., 28/5/1985, § 68; Ahmut/Hollanda, § 67-c). Bunun yanı sıra aile hayatına saygı hakkının kamusal makamlara yüklediği mükellefiyetin çiftlerin evlenme suretiyle ikamet edecekleri ülkeyi seçmeleri ve aynı ülke vatandaşı olmayan eşlerin bu ülkeye yerleşmelerini kabul etmek şeklinde genel bir yükümlülüğü kapsadığı söylenemez (Biao/Danimarka [BD], B. No: 38590/10, 24/5/2016, § 117). Sözleşme, yabancıların ülkeye girişi veya orada yerleşmeleri hususundaki bir hakkı güvence altına almamakla birlikte kişinin yakın aile bireylerinin bulunduğu bir ülkeden ayrılmak zorunda olması belirli koşullar altında aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmesine neden olabilir (Boultif/İsviçre, B. No: 54273/00, 2/8/2001, § 39). Aile hayatına saygı hakkının yalnızca vatandaşlar tarafından değil hukuka uygun şekilde ikamet eden yabancılar tarafından oluşturulan aile birliklerini de koruduğunun kabulü gerekir. AİHM'in sınır dışı etme ve suçluların iadesi tedbirlerine ilişkin içtihadında aile hayatı yönünden Sözleşmeci devletin hâkimiyet alanında yasal olarak ikamet eden yabancıların Sözleşme'nin sağladığı güvencelerden yararlanabileceğine vurgu yapılmaktadır. Bu anlamda aile hayatı çekirdek aile ile sınırlı olarak anlaşılır. Bununla birlikte AİHM, Sözleşme'nin bir kişinin belirli bir ülkede aile kurma gibi bir hak içermediğine hükmetmiştir. Bunun yanı sıra belirli koşullar altında ülkede hukuka aykırı olarak bulunan yabancıların aile yaşamının da belirtilen güvenceden yararlanması söz konusu olabilir. Ancak göç kontrolü ve kamu düzeninin korunması için söz konusu olan gereklilikler aile hayatına saygı hakkının sınırlandırılmasında devletlere geniş takdir yetkisi verir. Bu bakımdan AİHM içtihadında aile yaşamının gelişim gösterdiği koşullar, aile hayatındaki ilişkilerin ne ölçüde kesildiği ya da kesileceği, Sözleşmeci devletteki bağların ne ölçüde olduğu, başka bir yerde aile yaşamını sürdürmek için aşılamaz nesnel engeller olup olmadığı, göç kontrolünün gereklerinin veya sınır dışı edilmenin ağır bastığı kamu düzenine ilişkin değerlendirmelerin olup olmadığı gibi kriterler dikkate alınmaktadır (Slivenko/Letonya [BD], B. No: 48321/99, 9/10/2003, § 94; Amara/Hollanda (k.k.), B. No: 6914/02, 5/10/2004). AİHM tarafından, sınır dışı etme ve ülkeye kabul ile Sözleşme'nin maddesi bağlantısı kurularak değerlendirme yapılan davalarda aile kavramının çekirdek aile olarak yani çiftler arasındaki ilişkilerle ebeveyn ve küçük çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde ele alındığı, yetişkin çocukların ise aileye bağımlı ve muhtaç olduklarının ispat edilebildiği ölçüde aile kavramına dâhil edildiği, bu suretle aile kavramının bu alanda oldukça dar yorumlanmasının tercih edildiği anlaşılmaktadır (Slivenko/Letonya, § 94; A.A/Birleşik Krallık, B. No: 8000/08, 20/9/2011, § 49; Bousarra/Fransa, B. No: 25672/07, 23/9/2010, §§ 38,39). Sınır dışı kararı alınması ile ülkeden fiilen çıkarılma işlemleri arasında belirli bir zaman aralığı söz konusu olabilir. Bu zaman aralığı içinde kişilerin özel ve aile hayatlarında birtakım değişikliklerin olması mümkün olup bir aile yaşamının mevcut olup olmadığının hangi tarihe göre belirleneceği sorunu ortaya çıkmaktadır. AİHM, sınır dışı gibi tedbirlerin söz konusu olduğu başvurularda Sözleşme'nin maddesi kapsamında bir aile hayatının mevcut olup olmadığını hangi tarihe göre belirleyeceğini kararlarında göstermiştir. Buna göre AİHM, aile hayatına müdahale oluşturan tedbirin kesinleştiği ve nihai hâle geldiği tarihte mevcut bir aile hayatı olup olmadığını dikkate almaktadır (Maslov/Avusturya [B.D], B. No: 1638/03, 23/6/2008, § 61; Ezzouhdi/Fransa, B. No: 47160/99, 13/2/2001, § 25; Yıldız/Avusturya, B. No: 37295/97, 31/10/2002, § 34; Mokrani/Fransa, B. No: 52206/99, 15/7/2003, § 34). AİHM birçok içtihadında belirli suçları işlemiş olmaları nedeniyle kamu düzeni açısından tehlike oluşturduğu kanaatiyle sınır dışı edilmesine karar verilen başvurucular tarafından aile hayatına saygı hakkı bağlamında ileri sürülen ihlal iddialarını değerlendirmiş ve sınır dışı etme, zorla çıkartma, ülke topraklarına girmeyi yasaklama gibi kamu makamlarının işlemlerinin kişilerin aile hayatına müdahale oluşturduğunu belirtmiştir (Nasri/Fransa, B. No: 19465/92, 13/7/1995, § 34; Berrehab/Hollanda, B. No: 10730/84, 21/06/1988; § 23; Boultif/İsviçre, § 40; Maslov/Avusturya, § 61). AİHM, kamu makamlarının oturma izni vermeme gibi hareketsiz kaldığı durumlarda ise aile hayatına saygı hakkı bakımından pozitif yükümlülüklerinin gündeme geleceğini ifade etmiştir (Jeunesse/Hollanda, B. No: 12738/10, 3/10/2014, § 105; Butt/Norveç, B. No: 47017/09, 4/12/2012, § 78).