1. Ceza Dairesi 2022/8824 E. , 2022/9180 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli kasten yaralama HÜKÜM : ... 70. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/11/2021 tarih ve 2021/59 Esas – 2021/188 Karar sayılı; Sanığın “nitelikli kasten yaralama” suçundan 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-d, 87/1-d,son, 29, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile mahkumiyetine dair kararı. TÜRK MİLLETİ ADINA Sanık ... hakkında Dairemizin 07/06/2022 tarih ve 2022/4920 Esas …
**1. Ceza Dairesi 2022/8824 E. , 2022/9180 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli kasten yaralama HÜKÜM : ... 70. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/11/2021 tarih ve 2021/59 Esas – 2021/188 Karar sayılı; Sanığın “nitelikli kasten yaralama” suçundan 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-d, 87/1-d,son, 29, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile mahkumiyetine dair kararı. TÜRK MİLLETİ ADINA Sanık ... hakkında Dairemizin 07/06/2022 tarih ve 2022/4920 Esas – 2022/4588 Karar sayılı onama ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 14/09/2022 tarih ve 2022/27612 sayılı itiraznamesi ile; “... 70. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/11/2021 tarih ve 2021/59-188 sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 3-d, 87/1-d-son, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, Bu hükmün sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Başsavcılıklarınca düzenlenen 12/04/2022 tarih ve 2022/27612 sayılı tebliğname ile hükmün onanmasının talep edildiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda 07/06/2022 gün ve 2022/4920 Esas - 2022/4588 Karar sayılı karar ile hükmün onanmasına karar verilerek dosyanın mahalline iade edilmesinden sonra sanık vekilinin 20/07/2022 tarihli dilekçesi ile sanık lehine itiraz olağanüstü yasa yoluna başvurulması isteğini içeren dilekçesi ekinde Başsavcılıklarına gönderilen dosyanın incelenmesi sonunda; Yüksek Daire kararına karşı 5271 sayılı CMK'nin 308. maddesi gereğince sanık lehine aşağıda belirtilen nedenle itiraz olağanüstü yasa yoluna başvurulması gerektiğinin düşünüldüğü, Dava konusu olayda Yüksek Daire ile Başsavcılıkları arasında uyuşmazlık konusu olan husus eksik soruşturma ile karar verildiğine ilişkin olduğu, Oluşa ve dosya içeriğine göre; mağdur ...’ın 17/11/2013 günü gece saat 23.00 sıralarında hasta ziyareti amacıyla yanında eşi ile birlikte özel aracı ile ... Numune Hastanesine geldiği, sanık ...'un ise hastanenin nizamiye girişinde güvenlik görevlisi olarak görev yaptığı, mağdurun hasta ziyareti için geldiğini söylediği ancak giriş kapısının geç açıldığı, mağdurun içeri giriş yaptıktan sonra yeniden güvenlik kulübesinin bulunduğu yere gelerek, giriş kapısının geç açılması nedeniyle sanık ve diğer güvenlik görevlileri ile tartışmaya başladığı ve sanığa yönelik sinkaflı sözlerle küfür etmesi üzerine tartışmanın kavgaya dönüştüğü ve kavga sırasında sanığın mağdura doğru savurduğu yumrukların diğer görevlilerin araya girerek engelleme çabaları nedeniyle bir kısmının isabet etmesi ile ayrıca mağdurun ayağının takılarak yere düşmesi sonucunda yaralandığı olayda; Sanığın eyleminin kavga sırasında mağdura yumrukla vurmaktan ibaret olduğu ve mağdurun olayın hemen akabinde alınan geçici hekim raporuna göre; “Üst dudakta sol tarafta tam kat olmayan 2-3 cm.lik kesi, sol göz altında ve üstünde ödem mevcut olduğu, hayati tehlikesinin mevcut olduğu“, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığının anlaşıldığı, ... Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 06/12/2013 tarihli raporda ise; “Üst dudakta 2-3 cm.lik kesi, sol göz altında ve üstünde ödem, çekilen kranial Ct’de subdural hematom saptandığı, 4 yıl önce anevrizme ameliyatı olan ve kranioktomi defekti bulunan şahsın önce yoğun bakıma, sonra beyin cerrahi kliniğine yatırılarak takip edildiği, medikal tedavi uygulandığı, tıbbi kayıtlarının tetkikinden anlaşıldığı, ...’ın mevcut yaralanmasının 1-Yaşamını tehlikeye soktuğunu, 2-Kişi üzerinde etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığını, 3-Vücutta kemik kırığı saptanmadığı”nın bildirildiği, Sanık ile mağdur arasında yaşanan arbede sırasında mağdurun sanığın savurduğu yumrukların bir kısmının isabet ile ve yere düşmesi sonucunda yaralandığı hususunun sabit olduğu, Mağdura ait geçici raporda yazılı bulgulara göre yumrukla veya düşme sonucu oluştuğu değerlendirilen yaralanmanın ağırlığı, hayati tehlikeye yol açacak mahiyette olmadığı gibi mağdura ait kesin hekim raporuna göre ise mağdurun dört yıl önce beyin ameliyatı geçirmiş olması dolayısıyla yaşamsal tehlikeye maruz kaldığının anlaşıldığı, Mağdura ait geçici raporda yazılı bulgulara göre, sanığın yumrukla vurması ve yere düşmesi sonucu oluşan yaralanmaların ayrı ayrı tespiti ile bu yaralanmaların niteliği ve derecesi hususunda herhangi bir açıklama bulunmadığı gibi, kesin raporunda 4 yıl önce anevrizma ameliyatı geçirmiş olduğu ve yaşamsal tehlikeye maruz kaldığı belirtildiği halde yaşamsal tehlikenin sanığın eylemi sonucunda mı yoksa önceki ameliyatına bağlı olarak mı gerçekleştiği konusunda da yeterli açıklamanın bulunmadığı, Buna göre; mağdurun yaralanmasına ilişkin olarak, sanığın eylemi nedeniyle oluşan yaralanmanın neden ibaret olduğu ve niteliği ile ağırlık derecesi hususunda ayrıntılı rapor alınması, ayrıca hayati tehlikeye maruz kalmış ise olaydan dört yıl önce beyin ameliyatı geçirmiş olduğu da nazara alınarak, sanığın eylemi ile hayati tehlike sonucu arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda da Adli Tıp İhtisas Kurulundan ayrıntılı rapor alındıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği halde mevcut hükme esas alınacak yeterlilikte olmayan raporlar ile yetinilerek, eylemin doğrudan kastla yaşamsal tehlikeye neden olacak derecede kasten yaralama suçu kapsamında kaldığı kabul edilip, eksik inceleme ile sanığın mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşıldığı, Bu açıklamalar doğrultusunda; yerel mahkeme hükmünün eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği kanaatiyle Yüksek 1. Ceza Dairesinin hükmün onanması kararına karşı sanık lehine itiraz olağanüstü yasa yoluna başvurulmasının gerektiği” gerekçe gösterilmek suretiyle itiraz yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmakla, 05/07/2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nin 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler ile aynı Kanun'un 101. maddesi gereğince dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede; Gereği görüşülüp düşünüldü: 1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜ ile sanık ... hakkında “nitelikli kasten yaralama” suçundan Dairemizin 07/06/2022 tarih ve 2022/4920 Esas – 2022/4588 Karar sayılı (2) numaralı onama kararımızın KALDIRILMASINA, 2) Sanık hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde; Oluşa ve dosya içeriğine göre; katılan ...’ın 17/11/2013 günü gece saat 23.00 sıralarında hasta ziyareti amacıyla yanında eşi ile birlikte özel aracı ile ... Numune Hastanesine geldiği, sanık ...'un ise hastanenin nizamiye girişinde güvenlik görevlisi olarak görev yaptığı, mağdurun hasta ziyareti için geldiğini söylediği ancak giriş kapısının geç açıldığı, katılanın içeri giriş yaptıktan sonra yeniden güvenlik kulübesinin bulunduğu yere gelerek, giriş kapısının geç açılması nedeniyle sanık ve diğer güvenlik görevlileri ile tartışmaya başladığı ve sanığa yönelik sinkaflı sözlerle küfür etmesi üzerine tartışmanın kavgaya dönüştüğü ve kavga sırasında sanığın katılana doğru savurduğu yumrukların diğer görevlilerin araya girerek engelleme çabaları nedeniyle bir kısmının isabet etmesi ve akabinde katılanın yere düşmesi ile yaralandığı olayda; Sanığın eyleminin kavga sırasında katılana yumrukla vurmaktan ibaret olduğu ve katılanın olayın hemen akabinde alınan geçici hekim raporuna göre; “Üst dudakta sol tarafta tam kat olmayan 2-3 cm.lik kesi, sol göz altında ve üstünde ödem mevcut olduğu, hayati tehlikesinin mevcut olduğu“, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığının anlaşıldığı, ... Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 06/12/2013 tarihli adli raporda ise; “Üst dudakta 2-3 cm.lik kesi, sol göz altında ve üstünde ödem, çekilen kranial Ct’de subdural hematom saptandığı, 4 yıl önce anevrizme ameliyatı olan ve kranioktomi defekti bulunan şahsın önce yoğun bakıma, sonra beyin cerrahi kliniğine yatırılarak takip edildiği, medikal tedavi uygulandığı, tıbbi kayıtlarının tetkikinden anlaşıldığı, ...’ın mevcut yaralanmasının; yaşamını tehlikeye soktuğu, kişi üzerinde etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı ve vücutta kemik kırığı saptanmadığı” tespitinin yapıldığı, Katılana ait geçici raporda yazılı bulgulara göre, sanığın yumrukla vurması ve yere düşmesi sonucu oluşan yaralanmaların ayrı ayrı tespiti ile bu yaralanmaların niteliği ve derecesi hususunda herhangi bir açıklama bulunmadığı gibi, kesin raporunda 4 yıl önce anevrizma ameliyatı geçirmiş olduğu ve yaşamsal tehlikeye maruz kaldığı belirtildiği halde yaşamsal tehlikenin sanığın eylemi sonucunda mı yoksa önceki ameliyatına bağlı olarak mı gerçekleştiği konusunda da yeterli açıklamanın bulunmadığı, Buna göre; mağdurun yaralanmasına ilişkin olarak, sanığın eylemi nedeniyle oluşan yaralanmanın neden ibaret olduğu ve niteliği ile ağırlık derecesinin ne olduğu ve ayrıca hayati tehlikeye maruz kalmış ise olaydan dört yıl önce beyin ameliyatı geçirmiş olduğu da nazara alınarak, sanığın eylemi ile katılanın hayati tehlike geçirmesi sonucu arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususlarında Adli Tıp İhtisas Kurulundan ayrıntılı rapor alındıktan sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği halde, mevcut hükme esas alınacak yeterlilikte olmayan raporlar ile yetinilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşünceye aykırı BOZULMASINA, 22/11/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.