Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9887 E. , 2024/4851 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9887 Karar No : 2024/4851 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 6- ... 2-... 7- ... 3- ... 8- ... 4- ... 9- ... 5- ... 10- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRE…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9887 E. , 2024/4851 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9887 Karar No : 2024/4851 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 6- ... 2-... 7- ... 3- ... 8- ... 4- ... 9- ... 5- ... 10- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Osmaniye ili, Kadirli ilçesi, ... Köyü eski ... parsel, yeni ... ada, ... parsel sayılı "mera" niteliğindeki taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırması işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu parselden ve toplulaştırma işlemine alınan diğer “mera” parsellerinden kamu ortak kullanım payı kesintisi yapılmadığı, bu durumun da dava konusu toplulaştırma işleminde kamu ortak kullanım payı oranının yanlış olarak hesaplanmış olduğu ve toplulaştırma işlemine alınan diğer parsellerden fazla alan kesilmesi anlamına geldiği, toplulaştırma sahası içerisinde bulunan kanal, kanalet, yol vs. ortak kullanım alanlarının toplulaştırma işleminde hesaplanan kamu ortak kullanım payı oranından karşılanması gereken alanlar olmasına rağmen dava konusu toplulaştırma işlemi sonucunda oluşturulan parsellerden kanal vasfında olan parsellerin bir bölümü (... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... nolu parseller) ile servis yolu vasfında olan ... ada, ... parselin bir bölümünün kamu ortak kullanım payı oranından karşılanması gerekirken bunun yapılmadığı, dava konusu toplulaştırma işlemi sonucunda kanal vasfında ve servis yolu vasfında oluşturulan bu parsellerin bir bölümünün ortada herhangi bir teknik, hukuki ve fiili zorunluluk bulunmamasına rağmen bir kısım maliklere tahsis edilerek tescile konu edildiği, anılan taşınmaz yönünden dava konusu toplulaştırma işleminde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Toplulaştırma işleminin kanuna ve hukuka uygun olarak gerçekleştirildiği, bölgedeki mevcut projeler ve fiili durum üzerinden en verimli ve en uygun projenin uygulandığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz araştırmaya dayalı olarak hazırlandığı, eksik inceleme ile hüküm kurulduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen mevzuatta düzenlenen menfaat ihlali kavramının yargı kararlarındaki uygulamasında kişisel, güncel ve meşru olması gerektiği kabul edilmekte olduğundan, idari işlemle bu şekilde menfaat ilgisi kurabilenler tarafından işleme karşı iptal davası açılabileceği tabiidir. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın "mera" niteliğinde ve "kamu orta malı" olarak kayıtlı olduğu, dava konusu arazi toplulaştırması işlemine karşı, taşınmazın maliki tarafından dava açılmadığı, taşınmaz üzerinde hak sahibi olduğunu ileri süren davacılar tarafından dava açıldığı görülmektedir. Arazi toplulaştırması projesinden doğrudan etkilenecek olanlar, uygulamanın gerçekleştirildiği alanda bulunan arazilerin malikleri olduğundan, yapılan işlem sonucunda mülkiyet hakkını ihlal edebilecek haksız ve hukuka aykırı bir idari işlemin tesisi durumunda, iptal davası açma hakkının, arazinin mülkiyet hakkı sahibine ait olduğu açıktır. Uyuşmazlık konusu taşınmazın maliki tarafından dava açılmayarak zımnen muvafakat edilen arazi dağıtım projesinin davacılar tarafından iptalinin istenilmesi, malikin aleyhine olabilecek şekilde, sübjektif dava ehliyetinin mülkiyet hakkının önüne geçirilmesi sonucunu doğuracağı, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının bu yolla sınırlandırılamayacağı tartışmasızdır. Bu itibarla, davacıların dava konusu edilen arazi toplulaştırmasının iptalini istemekte, hukuken korunabilir kişisel ve meşru bir menfaati bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekir iken, işin esası incelenerek dava konusu işlemin iptaline ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, davacılar tarafından, 2510 sayılı İskan Kanun'a göre uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde hak sahibi oldukları, taşınmazın mülkiyetine ilişkin açtıkları davanın derdest olduğu ve tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulduğu, bu nedenle taşınmazın olduğu gibi bırakılması gerektiği iddia edilmiş ise de, taşınmazın kadastro tespitinin itirazına ilişkin açılan dava sonucunda, ... Kadastro Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, taşınmazın ... Köyü tüzel kişiliği adına tespit ve tapuya tesciline karar verildiği, ihtiyati tedbire ilişkin şerhin ise toplulaştırma çalışmalarına başlandıktan sonra tapu kaydına konulduğu görülmüş olup, anılan iddiaya itibar edilmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/09/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.