Başvuru, terörle mücadele kapsamında yaralanmasına rağmen maddi haklardan faydalanılabilmesi için maluliyet şartı aranması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, terörle mücadele kapsamında yaralanmasına rağmen maddi haklardan faydalanılabilmesi için maluliyet şartı aranması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Kamu emeklisi olan başvurucu avukatlık yapmaktadır. Başvurucu 1968 doğumlu olup Ankara'da ikamet etmektedir. Başvurucu 25/1/2017 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ekli belgelerle birlikte dilekçe sunmuştur. Başvurucu dilekçesinde; 1988 yılında Jandarma Astsubay rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerine katıldığını ve Savur ilçesinde görev yaptığı 1991 ile 1994 yılları arasında PKK terör örgütüyle yapılan mücadelede yaralandığını açıklamıştır. Bu kapsamda başvurucu 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2/1/2017 tarihli ve 684 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (684 sayılı KHK) maddesi ile eklenen ek maddesi uyarınca vazife malullüğü aylığı bağlanmasını talep etmiştir. Başvurucu 9/3/2017 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına (Sosyal Politikalar Bakanlığı) müracaat etmiştir. Başvurucu müracaatında; 1991 ile 1994 yılları arasında Savur ilçesinde askerlik yaptığını, PKK terör örgütüyle mücadele kapsamında operasyonlara katıldığını ve bu operasyonlarda yaralandığını ifade etmiştir. Başvurucu 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (675 sayılı KHK) maddesi kapsamında kendisine gazilik unvanı verilmesini talep etmiştir. Sosyal Politikalar Bakanlığı 16/3/2017 tarihinde başvurucunun gazilik unvanı verilmesi talebini reddetmiştir. Sosyal Politikalar Bakanlığı, 684 sayılı KHK ile eklenen hüküm uyarınca 3713 sayılı Kanun kapsamında yaralanmalarına rağmen malul sayılmamaları nedeniyle maaş bağlanamayan kişilere maaş bağlanabileceğini açıklamıştır. Sosyal Politikalar Bakanlığı, 675 sayılı KHK'nın maddesindeki düzenlemenin yalnızca 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yaralanan kişileri kapsadığını belirtmiştir. SGK 29/5/2017 tarihinde başvurucunun vazife malullüğü aylığı bağlanması talebini reddetmiştir. SGK, başvurucu adına Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 18/11/1993 tarihli raporun sağlık kurulunca incelendiğini belirtmiştir. SGK; rapordaki rahatsızlığın terör nedeniyle yaralanma olayından sonra oluşan rahatsızlığın devamı olduğunu, başvurucunun malul olmadığını ve 13/7/1953 tarihli ve 4/1053 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanan Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname'ye göre tespit edilecek bir derece bulunmadığını açıklamıştır. Başvurucu 19/4/2017 tarihinde, 675 sayılı KHK'nın maddesi kapsamında gazilik unvanı verilmesi talebiyle Sosyal Politikalar Bakanlığına yaptığı müracaatın reddine ilişkin işlemin iptali için dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; 675 sayılı KHK'nın maddesi uyarınca 15 Temmuz darbe girişimine karşı mücadelede yaralananlara bazı hakların tanınmasında maluliyet derecesi aranmadığını, buna karşılık PKK terör örgütüyle mücadele edenler için maluliyet aranmasının ayrımcılığa neden olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, terör örgütlerine karşı mücadele edenlerin farklı muameleye tabi tutulduğunu ve talebinin reddi nedeniyle maddi haklardan mahrum bırakıldığını iddia etmiştir. Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 14/11/2017 tarihinde davayı reddetmiştir. Mahkeme kararın gerekçesinde; 675 sayılı KHK'nın maddesinin 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemi ile bu eylemin devamı niteliğindeki eylemler nedeniyle malul olan kamu görevlileri ve sivillere gazilik unvanı verilmesini düzenlediğini belirtmiştir. Mahkeme, başvurucunun ise darbe teşebbüsünde değil bunun öncesinde görev yaptığı sırada yaralandığını ifade ederek Sosyal Politikalar Bakanlığının ret işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını açıklamıştır. Başvurucu 15/2/2018 tarihinde istinaf başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde; 675 sayılı KHK'nın maddesi ile herhangi bir maluliyet derecesine bakılmaksızın herkese gazilik unvanı verildiğini, kanunla öngörülmesi gereken bir hususta kapsamı daraltmak için KHK ile düzenleme yapıldığını ve yapılan düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 17/5/2018 tarihinde Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek istinaf başvurusunu kesin olmak üzere reddetmiştir. Nihai karar 12/7/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 30/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 675 sayılı KHK'nın "Gazilik unvanı verilenler" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemi ile bu eylemin devamı niteliğindeki eylemler sebebiyle malul olan kamu görevlileri ve siviller ile bu eylemlerin devamı niteliğindeki eylemlerin ortaya çıkarılması, etkilerinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasında yardımcı ve faydalı oldukları sırada yaralanan kamu görevlileri ve sivillere, yaralanma derecesine bakılmaksızın gazilik unvanı verilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından belirlenir." 3713 sayılı Kanun'un ek maddesi şöyledir:"21 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (h), (i) ve (j) bentleri kapsamında terör eylemi nedeniyle yaralanmış olup ilgili mevzuatına göre malul sayılmamaları nedeniyle aylık bağlanamayanlardan, talepleri üzerine 13/7/1953 tarihli ve 4/1053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılanlara, bu dereceleri esas alınarak aşağıda yazılı gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda, nakdi tazminat karar tarihini takip eden aybaşından başlamak üzere aylık bağlanır.Dereceler Göstergeler 1 382 2 821 3 259 4 698 5 136 6 616Ancak, herhangi bir sigortalılık statüsüne tabi çalışmaları olanlara bağlanacak ilk aylığın tutarı, aylık bağlanmasına ilişkin şartlar aranmaksızın bu aylığa hak kazanıldığı tarihteki unsurlar ve mevcut hizmet süreleri esas alınarak hesaplanacak emekli veya yaşlılık aylığının % 25 artırımlı tutarından az olamaz. Bunlardan aylık başlangıç tarihinden önce ilgili mevzuatı uyarınca aylık bağlanmış olanlara, durumuna göre belirlenecek gösterge rakamı karşılığı bulunacak aylık miktarından az olmamak üzere, aylık başlangıç tarihinde ödenmekte olan veya aylıkları kesilmiş olanlar için ödenebilecek emekli, yaşlılık veya malullük aylıkları % 25 oranında artırılır. Bu madde uyarınca aylık bağlananlar hakkında 5510 sayılı Kanunun5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükümleri uygulanır. Bu aylıklar, vefatları halinde, anne ve baba için herhangi bir şart aranmaksızın, 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi esas alınarak hak sahiplerine ölüm aylığı olarak intikal ettirilir. Bu şekilde aylığa hak kazanılmasından önce geçen her türlü sigortalılık ve prim ödeme süreleri, iştirakçilik ve fiili hizmet süreleri ile bunların itibari ve fiili hizmet süresi zammı olarak değerlendirilen süreleri; aylığa hak kazanılmasından sonra geçen sigortalılık ve çalışma sürelerinin tabi olacağı sigortalılık haliyle birleştirilmez ve sonradan geçen sigortalılık veya çalışma süreleri yaşlılık/emekli, malullük ya da ölüm/dul veya yetim aylığı bağlanmasında veya toptan ödeme yapılmasında ilgili mevzuatına göre ayrı bir çalışma veya sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu şekilde aylık bağlananlardan, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlara, ikramiyeye esas hizmet süreleri için ayrıca emekli ikramiyesi ödenir. Ayrıca, aylık bağlandıktan sonraki çalışmaları için 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümleri uygulanmaz. Bu madde uyarınca aylık bağlananlardan söz konusu yaralanmalarına bağlı olarak sonradan malul olduklarına karar verilenlere, karar tarihini takip eden aybaşından itibaren ilgisine göre bu Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası hükümleri uygulanır ve bu madde hükümlerine göre bağlanmış olan aylıkları vazife malullüğü aylığının başladığı tarihten itibaren kesilir. Bunlardan emekli ikramiyesine hak kazanacak olanların emekli ikramiyesinin hesabında daha önce ikramiye ödenen süreler dikkate alınmaz. Bu Kanunun 21 inci maddesi kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlanmış olup, kontrol muayenesi sonucunda maluliyetlerinin sona erdiğine karar verilenlerden bu madde kapsamına girenlere, vazife malullüğü aylığına hak kazanıldığı tarihteki mevcut hizmet süreleri, unsurlar ve memur aylık katsayısı ile varsa almakta oldukları aylıklar esas alınarak birinci fıkra uyarınca hesaplanacak tutarın; aylık artışları ile artırılması sonucu bulunacak tutar üzerinden vazife malullüğünün kesildiği tarihten itibaren bu madde hükümleri uyarınca aylık bağlanır. Ancak, bu kapsamda aylık bağlanması sebebiyle ikramiye ödenmez. Bu maddedeki hükümler saklı kalmak kaydıyla bağlanan bu aylıklar hakkında vazife malullüğü aylığı hükümleri uygulanır ve Sosyal Güvenlik Kurumunca bağlanan aylıklar her yıl sonunda faturası karşılığında Maliye Bakanlığından tahsil edilir."