Başvuru, başvurucuların oğlu Turgut Aydoğan ın yeterli önlemlerin alınmaması nedeniyle askerde intihar ederek vefat etmesi, bu ölüm olayına ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmemesi, idare aleyhine açılan tam yargı davasında adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine getirilmemesi ve hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedenleriyle yaşam hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; başvurucuların oğlu Turgut Aydoğan'ın yeterli önlemlerin alınmaması nedeniyle askerde intihar ederek vefat etmesi, bu ölüm olayına ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmemesi, idare aleyhine açılan tam yargı davasında adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine getirilmemesi ve hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedenleriyle yaşam hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/5/2013 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 17/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 29/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 27/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 7/3/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 17/3/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi, başvuruya konu dava ve soruşturma dosyası ile Millî Savunma Bakanlığının 12/1/2016 tarihli yazısının içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Manisa ili Kırkağaç ilçesi Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı emrinde asker iken 16/7/2010 tarihinde yaşamını yitiren 1990 doğumlu Turgut Aydoğan'ın anne ve babasıdır. Turgut Aydoğan'ın Askerliğe Alınması ve Ölümü Başvurucuların oğlu Turgut Aydoğan, son yoklama muayenesi için Avcılar Askerlik Şubesine (Askerlik Şubesi) müracaat etmiştir. Bu müracaat üzerine Turgut Aydoğan 17/5/2010 tarihinde 86/11092 sayılı mülga Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği (Yönetmelik) esaslarına göre muayene edilmek üzere Gümüşpala Afet Genç Sağlık Ocağı Grup Başkanlığına (Sağlık Ocağı) gönderilmiştir. Anılan Sağlık Ocağında muayene edilen Turgut Aydoğan "Psikiyatri Pol. sevki uygundur (madde bağımlısı)" notuyla 18/5/2010 tarihinde Kasımpaşa Asker Hastanesine sevk edilmiştir. Kasımpaşa Asker Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniğinde muayene edilen Turgut Aydoğan "uyum bozukluğu" tanısıyla daha ileri tetkik ve tedavi için20/5/2010 tarihinde Gata Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine sevk edilmiştir. Turgut Aydoğan, aynı gün babası Mehmet Aydoğan ile birlikte Gata Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine gitmiştir. Anılan hastanede görevli Psikolog B.B., baba Mehmet Aydoğan ile bir aile görüşmesi gerçekleştirmiştir. Yapılan aile görüşmesinde baba Mehmet Aydoğan; oğlunun madde bağımlısı olduğunu, tedavi olmadığını, vücuduna jilet attığını, agresif ve saldırgan olduğunu, olmayan şeyler gördüğünü, her şeyi kafaya taktığını, küçükken trafik kazası geçirdiğini ve beyninin hasar gördüğünü belirtmiştir. Aynı hastanede görevli Psikolog T.Ç. ise Turgut Aydoğan ile bir görüşme gerçekleştirmiş fakat Turgut Aydoğan'ın MMPI adlı bir testi dolduramadığını belirtmesi nedeniyle bu görüşmeden herhangi bir sonuç alınamamıştır. Baba Mehmet Aydoğan,Küçükçekmece Kaymakamlığına sunduğu 31/5/2010 tarihli dilekçe ile özetle oğlunu 20/5/2010 tarihinde GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine götürerek muayene ettirdiğini, belirtilen tarihte yapılan muayeneden herhangi bir sonuç alınamadığı için oğlunu tekrardan muayene ettirmesi gerektiğini ancak oğlunun saldırgan davranışlar sergilemesi nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini belirterek oğlunun çevresine ve kendilerine daha fazla zarar vermemesi için polis refakatiyle hastaneye götürülmesi talebinde bulunmuştur. Bunun üzerine Turgut Aydoğan 3/6/2010 tarihinde babası Mehmet Aydoğan ile birlikte polis refakatinde Gata Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine götürülmüştür. Başvurucular, Gata Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Psikiyatri Polikliniği tarafından Turgut Aydoğan hakkında “Askerliğe elverişlidir. Komando olamaz” şeklinde rapor tanzim edildiğini, bu raporüzerine Turgut Aydoğan'ın 4/6/2010 tarihinde askerliğe sevk edildiğini ve 7/6/2010 tarihinde eğitim birliği olan Manisa-Kırkağaç Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığına katıldığını belirtmiştir. Turgut Aydoğan hakkında düzenlenen ve Birlik Komutanı , kıt'a tabibi S.A. ve Psikolog E.E. tarafından imzalanan Kıt'a Anket Formu'nda özetle Turgut Aydoğan'ın 3-4 yıl önce esrar kullandığını, madde bağımlısı olduğunu ve bir yılı aşkın bir süre önce jiletle kendini öldürmeye teşebbüs etiğini beyan ettiği, Turgut Aydoğan'ın kol ve göğüs bölgesinde jilet izinin bulunduğu, askerin birliğe yeni katılması nedeniyle amirlerine karşı tutumunun nasıl olduğunun, işindeki titizliğinin ve ahlaki durumunun tespit edilemediği, askerin davranışlarının samimi olmadığı, askerliğe elverişli olduğu belirtilmiştir. Turgut Aydoğan, Rehberlik ve Danışma Merkezinde (RDM) görevli Psikolojik Danışman E.E. ile 9/6/2010 tarihinde bir görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşme sırasında uyuşturucu madde bağımlısı olduğunu belirten Turgut Aydoğan'ın revire sevkinin uygun olduğu değerlendirilmiştir. Başvuru dosyasında bulunan belgelerde, bu görüşmenin on beş dakika sürdüğü, görüşmede uyuşturucu maddelerin neden olabileceği sıkıntıların Turgut Aydoğan'a anlatıldığı, Turgut Aydoğan'a hastaneye sevk edileceğinin ve hastanedeki doktora sorunlarını anlatmasının söylendiği, Turgut Aydoğan'a Rehberlik ve Danışma Merkezine çekinmeden her zaman gelebileceği ifade edilerek görüşmeye son verildiği belirtilmektedir. Turgut Aydoğan 16/6/2010 tarihinde boynunun bazı bölgelerini keserek kendisine zarar vermiştir. Bu olay üzerine revire götürülen Turgut Aydoğan hakkında düzenlenen adli raporun ilgili kısmında " (...) yapılan muayenesinde boyun sağ ekseninde muhtemelen kesici bir aletle yapıldığı düşünülen mandibula alt kenarı ve MSCM hizasından başlayıp ön hatta doğru ilerleyen 3 adedi 2,5-3 cm.lik derin, 1 adedi 1,5-2 cm.lik derin kesileriyle boynun sol ekseninde mandibula alt kenarından başlayan MSCM hizasında 1 adet 2,5-3 cm arasında yüzeysel kesisi olduğu görüldü, suture edildi." bilgileri yer almaktadır Turgut Aydoğan, anılan olaydan sonra Manisa Asker Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine sevk edilmiştir. Bu Hastanenin 22/6/2010 tarihli kayıtlarında, Turgut Aydoğan'ın Psikiyatri Uzmanı S.S. tarafından muayene edildiği, hasta tarafından intihar düşüncesinin olmadığının beyan edildiği, hastanın haftalık RDM görüşmesi ile poliklinik kontrolünün uygun olduğu bilgilerine yer verilmiştir. Turgut Aydoğan, anılan olaylardan sonra Birlik Psikoloğu E.E. ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bu görüşme neticesinde Psikolog E.E. tarafından hazırlanan erbaş ve er kanaat formunda, Turgut Aydoğan'ınkendine zarar verme davranışını tekrarlamayacağını belirttiği, Turgut Aydoğan'a bu tarz davranışları sergilemeden önce RDM görüşmelerinin faydalı olacağının açıklandığı belirtilmiştir. Turgut Aydoğan ayrıca, Rehberlik ve Danışma Merkezinde görevli Psikolojik Danışman ile 28/6/2010 ve 1/7/2010 tarihlerinde olmak üzere iki görüşme gerçekleştirmiştir. Bu görüşmelere ilişkin tutanaklarda, Turgut Aydoğan'ın kendisine zarar vermesinden pişmanlık duyduğunu ve tekrar böyle bir davranışta bulunmayacağını söylediği belirtilmektedir. Turgut Aydoğan 16/7/2010 tarihinde saat 00 sularında hizmet binasının arka tarafına 40 metre mesafede bulunan çamlık alanda bir ağaca yatak çarşafı ile asılı vaziyette mıntıka temizliği için bahçeye çıkan J.Er E. ile J.Ac.Er A.B. tarafından bulunmuştur. Ceza Soruşturması Süreci Olay hakkında kendisine bilgi verilen Kırkağaç Nöbetçi Cumhuriyet Savcısı H., olay yeri inceleme ekibinin ölümün gerçekleştiği Manisa ili Kırkağaç ilçesi Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığına yönlendirilmesi talimatını vermiş, ardından Zabıt Katibi A.S.H., nöbetçi Doktor G.Y. ve fotoğrafçı A.G. ile birlikte olay yerine gitmiştir. Saat 00 sularında olaydan haberdar edilen olay yeri inceleme ekibi, saat 30'da olay yerine varmış ve Cumhuriyet Savcısı H.nin ölümün gerçekleştiği yere gelmesini müteakip olay yeri incelemesine başlamıştır. Hazırlanan 16/7/2010 tarihli olay yeri inceleme raporu aşağıdaki şekildedir:"(...) Olay yerinde alınan bilgiye göre, Maktül J.Acemi Er TurgutAYDOĞAN, (...) olay yerinden arkadaşları tarafından indirilerek kalp masajı yapıldığı ve daha sonra Alay Komutanlığının revirine kaldırıldığı, maktulün daha önceden de boynuna jilet atmak suretiyle intihar girişiminde bulunduğu öğrenildi.Kırkağaç 6'ıncı Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı silah bakım alanındaki 6'ncı Bölük sahra tuvaletine 40 metre uzaklıktaki çam ağacında, ağacın dalına palaska ile tutturulmuş 19x26 cm. ebatlarındaki daireşekline alınmış düğümlü mavi renkli çarşaf olduğu görüldü. Çarşafa (1) numaralı bulgu numaratörü verilerek fotoğrafı çekildi krokiye işaretlendi. Ağaca palaska ile tutturulmuş dairenin zemin ile mesafesinin 16 metre, ağacın dalının zemin ile mesafesinin 70 metre, ağacın dalı ile dairenin en alt tarafının mesafesinin 55 cm, dairenin çapının 19x26 cm, ağacın gövdesi ile dairenin 86 cm. Olduğu ölçüldü. Çarşaf ve palaska dalda durduğu biçimde alınarak delil zarfına konularak usulüne uygun olarak ambalajlandı.Ağaca tutturulmuş çarşafın hemen altında yerde 2 adet 43 numara mavi renkli terlik olduğu görüldü. Terliklerin arasının 95 cm. olduğu ölçüldü. Terliklere (2) numaralı bulgu numaratörü verilerek fotoğrafı çekildi, krokiye işaretlendi. Terlikler delil zarfına konularak usulüne uygun olarak ambalajlandı.Çam ağacının gövdesinde yerde bankın üzerinde mavi kırmızı renkli eşofman üstü olduğu görüldü, eşofman üstüne (3) numaralı bulgu numaratörü verilerek fotoğrafı çekildi, krokiye işaretlendi. Eşofman üstü delil zarfına konularak usulüne uygun olarak ambalajlandı.Çam ağacının gövdesinde yerde 2 adet yan yana konulmuş bank olduğu görüldü, banklara (4) numaralı bulgu namaratörü verilerek fotoğrafı çekildi, krokiye işaretlendi. Maktul Turgut AYDOĞAN'ın bu bankların üzerinde çıkarak hazırlamış olduğu çarşafa kendini asmak için çıkmış olabileceği değerlendirildiğinden bankın yerden yüksekliğinin 47 cm. olduğu ölçüldü.Bankın üzerinde bulunan tahta parçasının bir tanesinin banktan aşağıya yere düşmüş olduğu görüldü. Tahta parçasına(5) numaralı bulgu numaratörü verilerek fotoğrafı çekildi, krokiye işaretlendi.Cumhuriyet savcısının talimatı ile olay yerinin kamere görüntüleri alındı. Olay yerinde başkaca bir bulguya rastlanılmaması üzerine olay yerinden 2'inci taburun bulunduğu koğuşa geçildi (Maktul Turgut AYDOĞAN'ın kaldığı koğuş). Koğuşun ikinci katında maktulün kaldığı yatağın yanındaki pencerenin açık vaziyette olduğu, pencereden zeminin 4 metre mesafede olduğu ölçüldü. Maktulün buradan aşağıya atlayarak silah bakım alanına gittiğinin değerlendirildiği. Koğuşun fotoğrafı çekilerek kamera görüntüleri alındı.Olay yerinde ve koğuşta başkaca bir bulguya rastlanılmaması üzerine incelemeye aynı gün saat 30 sıralarında son verildi." Olay yeri incelemesi işleminden sonra ceset üzerinde ölü muayenesi işlemi gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet Savcısı H., Zabıt Katibi A.S.H., Doktor Bilirkişisi G.Y., Otopsi Yrd. Y., Fotoğrafçı Bilirkişi A.G. ve Kimlik Tanığı S.Ö. imzalı ölü muayene ve otopsi tutanağında yer alan bilgilerde, Turgut Aydoğan'ın üçüncü kişi ya da kişilerce öldürülmüş olabileceğine işaret eden bir bilgi yer almamaktadır. Ölü muayenesi işlemine katılan doktor bilirkişisi, ölüm nedeninin asıya bağlı mekanik asfiksi olabileceği ancak kesin ölüm sebebinin klasik otopsi işlemi yapılarak uzman Adli Tıp Hekimince tespit edilmesinin daha uygun olacağı yönünde mütalaada bulunmuştur. Bunun üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti için klasik otopsi yapılmak üzere cesedin Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Klasik otopsi işlemi sonucunda hazırlanan 9/8/2010 tarihli otopsi raporunun sonuç kısmında aşağıda belirtilen tespitlere yer verilmiştir."(...)1- Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesinin raporunda iç organ parçalarında yapılan sistematik toksikolojik analiz sonucunda, sistematikteki maddelerin bulunamadığını, kanda ve idrarda sistematikteki uyutucu-uyuşturucu maddelerin bulunmadığını, kanda alkol (Etil-Metil) bulunmadığını;2- Kişinin ölümünün asıya bağlı asfiksi sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildirir rapordur." Cumhuriyet Savcısı E., ölüm olayının meydana geldiği gün, Turgut Aydoğan'ı asılı vaziyette ilk gören erler ile diğer bazı askerlerin ifadelerini almıştır. İfadesi alınan Er A.B. özetle kendisinin Turgut Aydoğan'ın badisi olduğunu, olaydan bir önceki gün tatbikat olduğu için bütün alayın Abid Dede mevkiine gittiğini, kendisinin panik atak rahatsızlığı olması nedeniyle tatbikata götürülmediğini, psikolojik rahatsızlığı olan bazı kişilerin de tatbikata götürülmediğini, TurgutAydoğan'ın psikolojik sorunlarının bulunduğunu ve bir çok kez RDM.ye sevk edildiğini, Turgut Aydoğan'ın babası ile aralarındaproblemlerinin olduğunu ve para göndermediği için babasına çok kızdığını, müteveffanın bölükteki askerlerle iyi geçindiğini, komutanlarının devamlı onunla konuşmaya çalıştığını, akşam saat 00 gibi herkesin yattığını, saat 30 sularında herkesin mıntıka temizliği için kalktığını, bütün koğuşlarda Turgut Aydoğan'ı aradığını, mıntıka temizliği için dışarı çıktıklarında Turgut Aydoğan'ı bir ağaca asılı vaziyette gördüğünü, yanında Er E.Y.nin de olduğunu, Turgut Aydoğan'ı hemen ağaçtan indirdiğini, on dakika kadar kalp masajı ve suni teneffüs yaptığını, daha sonra müteveffayı ambulans ile revire götürdüklerini belirtmiştir. İfadesi alınan Er R.A. ise kendisinin bölüğün bütün koğuşlarının sorumlusu olduğunu, olay gecesi sabaha kadar koğuşların önündeki masalarda beklediğini, Turgut Aydoğan'ın saat 00 gibi tuvalete gittiğini, daha sonra tekrar yatağına yattığını, kapıların hepsi kilitli olduğundan dışarı çıkmasının mümkün olmadığını, muhtemelen pencereden atladığını belirtmiştir. Dinlenen diğer tanıklar da benzer yönde beyanda bulunmuştur. Kırkağaç Cumhuriyet Başsavcılığı 10/8/2010 tarihli karar ile olayın asker kişi hakkında ve askerî mahalde gerçekleşmiş olması nedeniyle görevsizlik kararı vermiş ve dosyayı görevli Askerî Savcılığa göndermiştir. Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Savcılığı (Askerî Savcılık), Küçükmekmece Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı 22/10/2010 tarihli talimat ile müteveffanın babası başvurucu Mehmet Aydoğan'ın tanık sıfatıyla ifadesinin alınarak Askerî Savcılığa gönderilmesini talep etmiştir. Başvurucu Mehmet Aydoğan ifadesinde özetle askerî muayene sırasında oğlunun psikolojik sorunlarının olabileceğini yetkili makamlara söylemesine rağmen oğlu hakkında askere elverişlidir raporu düzenlendiğini, oğlunun psikolojik sorunlarının olduğunu tahmin ettiğini ancak onu doktora götürmediğini, oğlunun uyuşturucu kullanmış olduğunu ancak kendisinin bu duruma hiç şahit olmadığını, oğlunun uyuşturucu kullanması ile ilgili hiçbir tedavi görmediğini, oğlunun çocukken kendisini jiletlemiş olabileceğini, oğlunun vefat etmeden bir gün önce kendisini aradığını, bu konuşmada oğlunun kendisine "baba sen merak etme bitireceğim askerliği" dediğini, oğlunun bu konuşmada çok neşeli olduğunu, konuyla ilgili olarak söyleyecek başka bir sözünün bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu Mehmet Aydoğan, bu ifade tutanağını imzadan imtina etmiştir. İmtina sebebi, tutanakta "Mahkemeye dava açacağı sebebiyle hiçbir evraka imza atmaması gerektiği Avukatı tarafından söylenmiştir." şeklindedir. Askerî Savcılık 10/2/2011 tarihli ve E.2011/72, K.2011/7 sayılı karar ile Turgut Aydoğan'ın mevcut psikiyatrik sorunlarının da etkisiyle girdiği bir bunalım sonucunda kendini asarak intihar ettiği, söz konusu ölüm olayında müteveffanın kendi eylemi dışında başka bir kişinin intihara teşvik, yardım gibi suç teşkil eden eyleminin bulunmadığı, keza başka bir kişiye atfı kabil kasti ya da taksirli bir fiil tespit edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucular 28/3/2011 tarihli dilekçede özetle psikolojik sorunları olduğu bilinen oğullarının askerliğe alındığını, oğullarının askerlik hizmetine başlamasından on iki gün sonra intihar girişiminde bulunduğunu ve gerekli önlemlerin alınmaması sonucu ikinci intihar giriminde vefat ettiğini, oğullarının intihara kalkışmasına rağmen evine gönderilmediğini, bu olay hakkında yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkili bir incelemeye dayanmadığını, oğulları hakkında gerek askerliğe alım sırasında gerekse askerlik sırasında "Askerliğe elverişlidir" raporu düzenleyen görevliler hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini, askerlik hizmeti sırasında tedavi gören oğulları hakkındaki tüm bilgi ve belgeler incelenerek karar verilmesi gerekirken bunun yapılmadığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması talebinde bulunmuştur. İtirazı inceleyen Ege Ordusu Komutanlığı Askerî Mahkemesi (Askerî Mahkeme) 14/4/2011 tarihli karar ile Turgut Aydoğan'ın birlik revirinde ve Manisa Asker Hastanesinde gördüğü tedaviye ilişkin tüm belgeler ile RDM kayıtlarının uzman bilirkişilerce değerlendirilerek müteveffaya uygulanan tedavinin ve alınan tedbirlerin yeterli olup olmadığının tespiti edilmesi gerektiği kanaatine ulaşmış, bu sebeple belirtilen eksikliklerin tamamlanması için dosyanın Askerî Savcılığa gönderilmesine ve gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra dosyanın mahkemeye iadesine karar vermiştir. Askerî Savcılık, anılan karar üzerine Turgut Aydoğan'ın tedavisi ile ilgili olarak Psikiyatri Uzmanı Hv.Tbp.Bnb. K.dan bir rapor hazırlaması talebinde bulunmuştur. Bilirkişi K., Turgut Aydoğan ile ilgili tıbbi ve adli belgeleri incelemiş ve sonuç olarakmüteveffanın takip ve tedavisinde tıbbi anlamda kusurun bulunmadığı yönünde mütalaada bulunmuştur. Bilirkişi raporunda özetle müteveffa Turgut Aydoğan'ın antisosyal kişilik yapısına sahip olduğu, soruşturma kapsamında dinlenen kişilerin ifadelerinden müteveffa Turgut Aydoğan'ın eylemlerinin tamamen kızgınlık anında yapılan ve sonrasında pişmanlık duyulan davranışlar olduğunun anlaşıldığı, antisosyal kişilerin öz kıyım ya da self-mutilasyon gibi eylemleri ne zaman gerçekleştireceğinin öngörülemez olduğu,bu nedenle antisosyal kişilerin stresinin tolere edilmesine ve öfke kontrolünün sağlanmasına yönelik antidepresan ilaçların faydalı olduğuna dair psikiyatristler arasında bir konsensüs bulunduğu, müteveffaya uygulanan antidepresan tedavisinin tıbben doğru olduğu, tedavinin seyrini kontrol etmek için yapılan RDM takibinin uygun olduğu, müteveffa için verilen "askerliğe elverişlilik" kararlarının doğru olduğu belirtilmiştir. Askerî Savcılık ayrıca, müteveffa ile ilgili gerekli önlemlerin alınıp alınmadığının tespiti için İlçe Jandarma Komutanı Ö.yi bilirkişi olarak vazifelendirmiştir. Bilirkişi Ö.A., Turgut Aydoğan'ın RDM ve hastane kayıtlarını dikkate alarak ve psikolojik sorunları bulunan erlerin tatbikata götürülmediğini, geceleyin dışarı çıkılmaması için nöbet sisteminin kurularak kapıların kilitlendiğini vemütevaffeya göz kulak olması için bir badi görevlendirildiğini gözönünde bulundurarak, söz konusu ölüm olayında ilgili kişilere atfı kabil bir kusur bulunmadığı yönünde mütalaada bulunmuştur. Askerî Mahkeme, soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgeleri dikkate alarak 28/6/2011 tarihli ve 2011/178 müteferrik sayılı karar ile başvurucuların itirazının reddine karar vermiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Açılan Tazminat Davası Süreci Başvurucular, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 22/6/2011 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına müracaat etmiştir. Millî Savunma Bakanlığı dilekçeye süresi içinde cevap vermeyerek başvuruyu zımnen reddetmiştir Başvurucular, zımni ret üzerine 15/9/2011 tarihinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesi(AYİM) nezdinde Millî Savunma Bakanlığı aleyhine 000 TL maddi, 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL talepli tam yargı davası açmıştır. AYİM İkinci Dairesi 14/11/2012 tarihli ve E.2012/348, K.2012/1120 sayılı karar ile başvurucuların dilekçesini ve Turgut Aydoğan'ın ölümü ile ilgili ceza soruşturmasında bulunan bilgi ve belgeleri dikkate alarakdavanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"(...)Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların oğlu olan J.Er Turgut AYDOĞAN'ın, Manisa-Kırkağaç 6'ncı Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı emrinde görevli iken 2010 tarihinde hizmet binasının arka tarafındaki çamlık alanda bir ağaca yatak çarşafı ile kendini boynundan asarak vefat ettiği, olay nedeniyle Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Savcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, olayda başkasına atfedilebilecek suç ve suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bilahare davacılar vekilinin 2011 tarihinde dilekçe ile davalı idareye müracaat ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, ancak bu talebe 60 günlük süre içinde yanıt verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi üzerine 2011 tarihinde AYİM'de süresinde iş bu davanın açıldığı görülmektedir.(...)Dava konusu olayda; müteveffa Turgut AYDOĞAN'ın, babası Mehmet AYDOĞAN'ın oğlunun uyuşturucu kullandığına, psikolojik durumunun iyi olmadığına ve askerliğe elverişli olmadığına yönelik beyanları sonrasında psikiyatri polikliniğine sevk edildiği, müteveffanın GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine muayeneye götürülmesi esnasında saldırgan davranışlar sergilemesi nedeniyle babasının Küçükçekmece Kaymakamlığına yaptığı müracaat üzerine polis eşliğinde götürülebildiği, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi tarafından müteveffa için askerliğe elverişlidir raporu verildiği, müteveffanın 2010 tarihinde ilk intihar girişimini gerçekleştirdiği, bunun üzerine 2012 tarihinde Manisa asker Hastanesine sevk edildiği ve "Madde kötüye kullanım+antisosyal kişilik bozukluğu" teşhisi konulduğu, çevresine sürekli intihar edeceğini söylediği, psikolog ve RDM sorumlusu ile yaptığı görüşmelerde "uyuşturucu madde bağımlısı olduğu için sıkıntılar yaşadığını, intihar girişiminin planlı olmadığını ve anlık öfke ile intihar ettiğini" söylediği ve 2010 tarihinde tekrar intihar ederek hayatına son veren müteveffa Turgut AYDOĞAN'ın ölüm olayı ile ilgili olarak Askeri Savcılıkta yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararına yansıyan bilgilere istinaden müteveffanın intihara yönlendirildiğine dair bir delil bulunmadığı, ölümünde başka bir kişinin dahlinin veya kastının olmadığı, müteveffanın intihar etmek kastıyla kendini astığı ve bu suretle kendisinden kaynaklanan nedenlerle vefat ettiği hususlar birlikte değerlendirildiğinde olayda rahatsızlığı ailesince bildirilen mütevaffa ile ilgili olarak davalı idarece daha etkili önlemlerin alınması gerekirken bu hususun tam olarak yerine getirilmediği kanaatine varılarak davacıların zararlarının hizmet kusuru ilkesine göre müterafik kusur da dikkate alınarak karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Davacıların maddi zararının hesaplanması için resen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 05 Ekim 2012 tarihli bilirkişi raporunda, davacı baba Mehmet AYDOĞAN’ın 820,00 TL ve davacı anne Nufer AYDOĞAN'ın da 417,00 TL maddi tazminat hak edişlerinin bulunduğu bildirilmiştir.Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna hem davalı idare hem de davacı vekilince itiraz edilmiş, yapılan itiraz neticesinde tekrar incelenen bilirkişi raporunun, Mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmi verilere uygun bulunduğu kanaat ve sonucuna ulaşıldığından bilirkişi raporuna göre uygulama yapılmasına karar verilmiştir.Ayrıca, davacılar vekili tarafından hesap bilirkişi raporuna istinaden maddi tazminat miktarlarına yönelik ıslah talebinde bulunmuş ise de; 1602 sayılı AYİM Kanununa göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde açılan davalarda bir yıllık ve idari başvurudan sonra altmışar günlük dava açma süresi işlemektedir. Bu süreler geçirildikten sonra müddeabihin miktarının değiştirilemeyeceği yine 1602 sayılı AYİM Kanununun 46/4'üncü maddesinin amir hükmüdür. Bu nedenle davacılar vekilinin ıslah talebinin yasal süreler getirildikten sonra yapıldığı, ilk dava dilekçesinde fazlaya ait istemin saklı tutulmasının durumda bir değişiklik yaratmayacağı sonuç ve kanaatine varılarak davacılar vekilinin ıslah talebinin reddi cihetine gidilmiştir.Davacılar Mehmet AYDOĞAN ve Nufer AYDOĞAN’a olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ıstırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, davacılar yakınının askerlik statüsü, paranın alım gücü, işleyecek yasal faiz ve müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesine hükmedilmiştir.Açıklanan nedenlerle; Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak davacı baba Mehmet AYDOĞAN'a 800,00 TL (SEKİZBİNSEKİZYÜZ TÜRK LİRASI) ve davacı anne Nufer AYDOĞAN'a 300,00 TL (DOKUZBİNÜÇYÜZ TÜRK LİRASI) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE, Müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak davacı babaMehmet AYDOĞAN'a ve davacı anne Nufer AYDOĞAN'a takdiren ve ayrı ayrı 000,00 TL (ÜÇBİN'er TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE, Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde edeceği varsayılan 04 Kasım 2011 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar yıllık % 9 (YÜZDE DOKUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE, Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 16 Temmuz 2010 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar yıllık % 9 (YÜZDE DOKUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,(...) Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi olarak ayrı ayrı hesap edilen (172,00 TL maddi tazminat için, 720,00 TL manevi tazminat için olmak üzere) 892,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 6'ncı ve 14'üncü maddeleri gereğince reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tarifenin 10'uncu ve 12'nci maddeleri de dikkate alınarak maddi ve manevi tazminat için nispi olarak ayrı ayrı hesap edilen (002,00 TL maddi tazminat için, 720,00 TL manevi tazminat için olmak üzere) 722,00 TL (YEDİBİNYEDİYÜZYİRMİİKİ TÜRK LİRASI) avukatlık ücretinin DAVACILARDAN ALINARAK DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,14 KASIM 2012 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi." Başvurucuların anılan karara karşı yaptığı karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 10/4/2013 tarihli ve E.2013/472, K.2013/434 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde başvurucular tarafından ileri sürülen itirazların yerinde görülmediği, başvurucuların taleplerinin kararda karşılandığı ve düzeltilmesi istenen kararın kanuna ve usule uygun olduğu, ayrıca 218 TL para cezasının kararın düzeltilmesini isteyen başvuruculardan alınması gerektiği belirtilmiştir. Anılan karar 25/4/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular 27/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı maddesi şöyledir:“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini düzenleyen maddesi şöyledir: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” 1602 sayılı Kanun’un “Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kararlarının sonuçları” başlıklı maddesi şöyledir: “Daireler ve Daireler Kurulu kararları kesin olup, kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını hasıl eder. Bu kararlar aleyhine, ancak bu kanunda yazılı kanun yollarına başvurulabilir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, altmış gün içinde işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Mahkeme ilamlarının icaplarına göre eylem ve işlem tesis etmeyen idare aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılabilir. Tam yargı davaları hakkındaki kararlar, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.” 659 sayılı KHK’nın “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.”