8. Hukuk Dairesi 2018/6867 E. , 2020/4241 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal Ve Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacılar vekili, dava konusu 29 parsel sayılı taşınmazın 1.050,98 m2
**8. Hukuk Dairesi 2018/6867 E. , 2020/4241 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal Ve Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacılar vekili, dava konusu 29 parsel sayılı taşınmazın 1.050,98 m2 sine davalı tarafından tecavüz edilmesi nedeniyle, Mahkemenin 2008/226 esas sayılı dosyası ile müdahalenin men’ine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, taşınmazın icra müdürlüğü vasıtası ile vekil edenlerine teslim edildiğini, teslim alındığında taşınmazın içinde 20 adet elma ağacı ile dalları ve kökleri vekil edenlerinin tarlasına taşmış olan 96 adet elma ağacının bulunduğunu, ayrıca vekil edenlerinin taşınmazı içinde davalıya ait sulama boruları ile taşkın bir ev bulunduğunu, vekil edenlerinin taşınmazında bulunan ağaçların sulama bedellerinin de vekil edenleri tarafından ödenmek zorunda kalındığını açıklayarak, vekil edenlerinin taşınmazına elatmanın önlenmesine, tecavüzlü yapıların ve ağaçların kal’ine ya da yasal sınırlar içine çekilmesine, 30.000,00 TL ecrimisil ile davalıya ait ağaçlar için ödenmiş olan sulama bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, daha önce, davacılar tarafından Mahkemenin 2008/226 esas sayılı dosyası ile müdahalenin men’i davası açıldığını ve taşınmazın icra müdürlüğü vasıtası ile davacılara teslim edildiğini, bu nedenle kesin hüküm sözkonusu olduğunu, ayrıca Mahkemenin 2015/139 Esas sayılı dosyası ile ecrimisil davası görüldüğünü bu nedenle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, sulama borularının vekil edeni tarafından değil Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapıldığını, vekil edeninin davacıların taşınmazını işgal etmediğini, sulama bedeli talebinin mesnedi bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalıya ait 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporuna ek krokide gösterilen davacılara ait aynı mevkiideki 104 ada 41 nolu parsele ağaç dikmek suretiyle yaptığı müdahalenin men’i ve müdahale teşkil eden 15 adet elma ağacının kal’ine, fazla talebin reddine, davacıların ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 2014-2015 yıllarına ait 1.160, 2 TL ecrimisil bedelinin dava tarihi olan 31.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara payları oranında ödenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava elatmanın önlenmesi, kal, ecrimisil ve alacak istemlerine ilişkindir. 1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Her ne kadar Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş ise de gerek yargılama sırasında yapılan araştırma ve inceleme, gerekse de hükme esas alınan bilirkişi raporları hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; aynı gün incelemesi yapılan taraflar arasında görülen Mahkeme’nin 2015/139 Esas sayılı dosyasına ibraz edilen 23.07.2013 tarihli teknik raporda, küçük elma fidanlarının davacı parselinde, büyük elma fidanlarının davalı parselinde kaldığı belirtilmiş, daha sonra dosyaya ibraz edilen 22.11.2013 tarihli teknik raporda, yetişkin elma ağaçlarının davacı ve davalı parsellerinin sıfır noktasında kaldığı, küçük elma ağaçlarının davacı parselinde kaldığı belirtilmiş, eldeki davada dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda ise, 101 adet ağacın davalı parselinde, 15 adet ağacın ise sınırda kaldığı belirtilmiştir. Hal böyle olunca, raporlar arasında çelişki ve tecavüzlü alan konusunda duraksama oluşmuş olup, Mahkemece, uzman bilirkişiler vasıtası ile yeniden yapılacak keşif neticesinde, önceki raporlar da değerlendirilmek suretiyle, davalı tarafın davacı taşınmazına herhangi bir tecavüzünün bulunup bulunmadığı hususu duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra, toplanmış ve toplanacak delillere göre el atmanın önlenmesi ve kal talepleri yönünden bir karar verilmesi, dalları ve kökleri davacılar taşınmazına taştığı iddia edilen ağaçlarla ilgili olarak komşuluk hukuku açısından iddianın değerlendirilmesi, davacılar taşınmazına vaki tecavüzün tespit edilmesi durumunda, tecavüzlü alan esas alınmak ve ürün gelir yöntemine göre hesaplama yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre ecrimisil talebi konusunda bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözardı edilerek hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre ise; dava tarihinden geriye doğru beş yıllık ecrimisil talep edilmiş olmakla, eldeki dava tarihi olan 31.12.2015 tarihinden önceki beş yıla ilişkin süre esas alınmak suretiyle talebin değerlendirilmesi gerekirken, Mahkemenin 2015/139 Esas sayılı dosyasında dava tarihinden sonraki dönemleri kapsayacak şekilde vermiş olduğu karar kesinleşmediği halde 2014 ve 2015 yılları dışındaki taleplere ilişkin olarak 2015/139 Esas sayılı dosyada karar verildiği gerekçesi ile bu dönemlere ilişkin ret kararı verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 30.6.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.