Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde
davacı vekilinin, genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına dair ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince reddine dair verilen ara kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ile ...'nın davalı “aile şirketinde” pay sahibi olduklarını, davalı şirketin 2018 yılına ait yıllık Olağan Genel Kurul Toplantısında bilgi alma ve inceleme hakkı engellendiğinden, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/226 E. numarası ile görülmekte olan dava bulunduğunu, yine şirket kayıtlarının özel bir denetçi tarafından incelenmesini sağlamak amacıyla açılmış bulunan davanın İstanbul 12. Aslivc Ticaret Mahkemesinde 2019/288 E. numarası ile görüldüğünü, müvekkillerinden ...'nın imzasının taklit edilmesi suretiyle müvekkilinin davalı şirket nezdindeki payı azaltılmış olduğundan, pay cetvelinin düzeltilmesi talepli açılan davanın İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2019/187 E. numaralı dosya ile derdest olduğunu, Yönetim Kurutu Yıllık Faaliyet Raporunun görüşülmesi esnasında, bilgi talep edilen hususlar hakkında cevap verilmediğini, ayrıca davalı şirketin kuruluşundan bugüne kadar hiçbir şekilde temettü dağıtmamış olup, özel denetçi atanması talebinde bulunduklarını, ancak söz konusu talebin reddedildiğini, 25/04/2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağından da görülebileceği üzere faaliyet raporu oylanmadığından faaliyet raporunun açık bir şekilde geçersiz hale geldiğini, hiçbir harcamanın belgesinin gösterilmediğini, şirketin uzun yıllardan beri kâr dağıtımı kararı alınmamasının da şirket içerisinde bulunan azınlık pay sahipleri için tahammül edilemez bir hal aldığını, iştirakler hakkında kâr dağılımına karar verilmesi ile ilgili talebin Başkanlık Divanı Kararı ile genel kurul oylamasına açılmaksızın reddedildiğini, ibra oylamasına bile geçilmemesi gerekliliği açıkça ortada olmasına rağmen ibra oylaması yapıldığını ve Yönetim Kurulunu tek başına oluşturan hakim hissedar ..., çoğunluk pay sahibinin yanında yer alan diğer hakim pay sahipleri ...’nin kızı ..., ... vc yine ...’nin çoğunluk payına sahip olduğu ... A.Ş.'nin olumlu oylarıyla ibra edildiğini, şirketin hali hazırdaki denetçisi olan ... A.Ş.'nin 25/03/2019 tarihli genel kurul toplantısından 15 gün öncesine kadar Bağımsız Denetim Raporu’nu hazırlayamadığını, bu nedenle toplantının 25/04/2019 tarihine ertelendğini, 25/04/2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında bağımsız denetçi olarak bir kere daha ... A.Ş.’nin seçilmesine karar verildiğini, söz konusu şirketin 2013 yılından bu yana sürekli olarak bağımsız denetçi olarak seçildiğini, Yönetim Kurulucun tek üyesi ve çoğunluk pay sahibi ...'nin, şirketle kendisi adına işlem yapma, yakınlarına şirket bütçesinden borç verme, hatta davalı şirketin bu kişiler lehine kefalet de vermesi dahil olmak üzere söz konusu şahısların borcunun üstlenilmesi gibi son derece sınırları belirsiz ve geniş yetkileri kendi uhdesinde toplamış olduğunu belirterek, 25/04/2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan Şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesine dair 7 numaralı kararının, Bağımsız Denetim Raporu hazırlama işinin ... A.Ş.’ye verilmesine dair 10 numaralı kararın, Yönetim Kuruluna TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca şirketin kendisi veya başkası adına işlem yapma, pay sahibi olmayan yakınlarına şirket bütçesinden nakit borç verme, bu kişiler için şirketi kefil gösterme, teminat verme, bu kişilerin borcunu devralma, şirketin işletme konusuna giren bir işi kendi veya başkası hesabına yapma, aynı tür ticari İşlerle uğraşan bir şirkete ortak olarak girme yetkileri verilmesine dair 11 numaralı kararın yürütülmesinin TTK'nın 449 uyarınca durdurulmasına, ... A.Ş.'nin 25/04/2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında gündemin 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9. 10 ve 11. maddeleriyle ahınan kararların TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptaline, Somut olayda geçerli hale gelmiş bir Faaliyet Raporu mevcut olmadığından, ... A,Ş. Yönetim Kurulu 2018 Yılı Faaliyet Raporunun geçersizliği ile Tutanak Karar No:3’ün hükümsüzlüğünün tespitine, ... A Ş. ve Bağlı Ortaklıkları 31/12/2018 tarihi İtibariyle Hazırlanmış Konsolide Finansal Tablolar ve Bağımsız Denetçi Raporunun geçersizliği ile Tutanak Karar No: 4'ün hükümsüzlüğünün tespitine, karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iddia ve taleplerin TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacıların işbu dava ile iptalini talep ettikleri kararlar hakkında TTK'nın 446/1.maddesi anlamında muhalefet şerhleri de bulunmadığını, Davaya konu genel kurul toplantısının 2018 yılına yönelik standart gündem maddelerini içeren bir genel kurul toplantısı olduğundan iptalinin talep edilmesinde davacıların korunmaya değer güncel hukuki yararının bulunmadığını, davacıların, özel denetçi tayini talebiyle İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/288 E. sayılı dosyasıyla dava açmış olduklarını, azlığın TTK'nın 439. maddesine göre bu ret kararına dayanarak mahkemeden özel denetçi tayini talep etmesi mümkünken, bunun yerine ret kararı aleyhine iptal davası açmasında hukuki yararının olmadığını, olağan genel kurul toplantısına yetkisi olmayan kişilerin (ki, bu kişiler avukat dahi olsa) katılamayacağının yasa hükmü olup, davacıların bu yöne ilişkin iddialarının yasa hükümlerine aykırı olduğunu, yönetim kurulu faaliyet raporlarının zaten oylamaya tabi olmadığını, bilgi alma hakkının ancak açık ve belirli talepler şeklinde kullanılması gerektiğini, ... şirketinin 01.01.2018- 31.12.2018 dönemi bilançosunda dağıtılabilir kâr bulunmadığını, kaldı ki davacı ...'nın 1985 yılından bu yana yapılan tüm genel kurul toplantılarında kâr dağıtılmaması yönünde oy kullandığını, SPK tarafından verilecek izinlerde halka açılma süreci ile hissedarların durumu ve haklarının incelendiğini, uygun bulunması halinde izin verildiğini, bu kapsamda davacıların ana sözleşmeye eklenen “halka arz işlemleri yapılması” ibaresi azlık haklarını sınırlayıcı işlem sayılamacağını, 18.12.2017 tarihinde yapılan ve şirketin tek kişilik yönetim kuruluna geçmesi ve kendisinin yönetim kurulu başkan vekilliği görevinin sona ermesine karar verilen olağanüstü genel kurul toplantısındaki kararların, davacı ... ve oğlu davacı ...’nın bizzat/asaleten katıldıkları genel kurulda, davacılar ve diğer hissedarların tümünün verdikleri kabul oylarıyla ve oy birliğiyle alındığını, davacıların azlık pay sahibi olarak ibra aleyhine oy kullanmalarının tek başına bu maddenin geçersizliği veya iptal edilmesini gerektirmediğini, ... A.Ş.’nin bağımsız dış denetçi olarak seçilmesinin davacıların kabul oylarıyla gerçekleştiğini, TTK'nın 395.maddesi uyarınca “Şirketle kendisi veya başkası adına işlem yapma yetkisi” tanındığını, 396. maddesi uyarınca “Şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası adına yapma yetkisi” tanındığını, 25.04.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında da aynı yetkinin tek yönetim kurulu üyesine de tanınmış durumda olduğunu, bu şekilde yetkilerin, yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlerde, davacı ...’ya da tanınmış yetkiler olduğunu, bu kapsamda, 25.04.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısındaki yönetim kurulu faaliyet raporunun müzakeresi maddesinin TTK'nın 447/1.maddesinde yazılı durumlardan hiçbirisini içermediğini belirterek, 25.04.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 7, 10 ve 11 nolu kararların yürütmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, mahkeme aksi kanaatteyse davacıların teminat yatırmalarına, 25.04.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 1, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9,10 ve 11 nolu kararların iptaline karar verilmesi talepleri yönünden yargılama süresince davalı şirketin uğrayabileceği zarar ve ziyanlar ile davalı yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tahsilini temin açısından davacıların teminat yatırmalarına, haksız, mesnetsiz, gerçek dışı, yanıltıcı beyanlara dayalı ve hukuki yarardan da davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir (yürürlüğün geri bırakılması) talebini değerlendirdiği 29/11/2019 tarihli ara kararıyla; "...TTK 449.maddesi gereğince, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Somut olayda, dava konusu yapılan icralarının geri bırakılması istenilen 7, 10 ve 11 nolu kararların icra edilmeleri halinde, HMK.'nın 389.maddesinde öngörülen hakkın elde edilmesinin zorlaşmayacağı gibi, bu nedenle ciddi bir zararın doğma olasılığının bulunmadığı; davanın kabulüne karar verilmesi halinde geriye doğru talep edilen hakların elde edilmesinin her zaman olanaklı olduğu, dolayısı ile icranın geri bırakılmasına ilişkin tedbir koşullarının bulunmadığı..." gerekçesiyle, genel kurul kararlarının yürürlüğünün geri bırakılmasına dair talebin reddine karar vermiştir. Bu karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.