1. Hukuk Dairesi 2011/6465 E. , 2011/6713 K. "" MAHKEMESİ : BANAZ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/07/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı babası A...’nin maliki olduğu 1115 ve 1640 parsel sayılı taşınmazları, davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve mirasçılar adına tescile karar verilmesini istemiştir. Davalı, satışın bedeli karşılığında yapıldığını belir…
**1. Hukuk Dairesi 2011/6465 E. , 2011/6713 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BANAZ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/07/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı babası A...’nin maliki olduğu 1115 ve 1640 parsel sayılı taşınmazları, davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve mirasçılar adına tescile karar verilmesini istemiştir. Davalı, satışın bedeli karşılığında yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçtiği ve iddianın kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tüm mirasçılar adına tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların miras bırakanı A.’nin maliki olduğu 1640 parsel sayılı taşınmazı 29.03.1982 tarihinde, 1115 parsel sayılı taşınmazı 15.02.1983 tarihinde davalı oğlu E.’e satış suretiyle temlik ettiği, murisin 1992 yılında öldüğü, davacı tarafça anılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiası ile 1993 yılında eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.