(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/620 E. , 2008/3214 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.2.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptalive yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıt…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/620 E. , 2008/3214 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.2.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptalive yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava; yayla olduğu iddia edilen çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve özel siciline işlenmesi istemiyle açılmıştır. Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı taraf temyiz etmiştir. Davalı ...'a dava dilekçesi ve duruşma gününün Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Tebligatın incelenmesinde 19.04.2006 tarihli duruşma gününün 13.03.2006 tarihinde tebligat adresi kapalı olduğundan, komşusu ...'e haber verilerek bir örneğin kapıya yapıştırıldığı yazılmıştır. Ancak komşu ...'in imzası alınmamıştır. Bu durum da tebligat işleminin kanun ve tüzük işlemlerine uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Oysa tüzüğün 28. maddesinin 1. fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde tebligat memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve adreste bulunmadığı tepsik edilmiş ve tebligatın, Tebligat Kanununun 21. maddesinde öngörülen koşulla yapıldığı kabul edilir. Tebligat yöntemine uyulmayarak davalıya yapılan tebliğ ile yokluğunda yargılama yapılması savunma hakkını ortadan kaldırmış bulunduğundan, HUMK.nun 73. maddesine aykırı bir şekilde yapılıp bitirilen yargılamaya dayalı hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; çekişme konusu taşınmaz ... Beldesi, ... Mahallesinde bulunmaktadır. ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarıyla bilinen yaylalarla çevrilidir. Burası ülkemizin en büyük yaylalarının yer aldığı «... Yaylası» olarak anılmaktadır. Ancak; dosyada yer alan haritasından ve keşif yerinde dinlenen yerel bilirkişi beyanından, dava konusu taşınmazın ... Yaylası olarak bilinen yerin daha kuzeyinde, kadim olduğu bildirilen ... Köyü yakınlarında bulunduğu görülmektedir. Yaşamını genelde çiftçilikle sürdüren kişilerin hayvanlarını otlatmakta olduğu yaylaya yakın bölgelerde ikamet etmek, ziraat yapmak, bağ ve bahçe yetiştirmek için tarım taşınmazlarına ihtiyaçları olacağı ve bu amaçlarına uygun kazanmaya elverişli bazı taşınmazları mülk edinebilecekleri olgusunu göz ardı etmek, mera, yaylak ve kışlak gibi bölgelerden insanları soyutlamak mümkün değildir. Az yukarıda anlatılanlara göre, davada sağlıklı bir sonuca ulaşmak için dava konusu taşınmazın kadim ... Köyü sınırları içinde kalıp kalmadığının ve bu köyün ikamet edilen veya tarım alanları kapsamında olup olmadığının saptanması önem kazanmaktadır.