Başvuru, bir tutuklunun öngörülebilir intiharının önlenememesi sonucu yaşamını yitirmesi ve olayla ilgili ceza soruşturmasının ayrımcılık saikiyle etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ve yaşam hakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, bir tutuklunun öngörülebilir intiharının önlenememesi sonucu yaşamını yitirmesi ve olayla ilgili ceza soruşturmasının ayrımcılık saikiyle etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ve yaşam hakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 1/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu iken 2/3/2016 tarihinde yaşamını yitiren 1978 doğumlu A.B.nin eşi ve çocuklarıdır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) PKK silahlı terör örgütü üyeliği suçundan hakkında soruşturma başlatılan başvurucuların yakını A.B., yürütülen bu soruşturma kapsamında Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/6/2015 tarihli kararı ile tutuklanarak Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. A.B. hakkında 15/6/2015 tarihinde alınan genel adli muayene raporunda darp ve cebir izi bulunmadığı tespit edilmiştir. 9/8/2015, 10/8/2015, 9/9/2015 tarihlerinde de A.B.nin genel muayeneleri yapılarak kendisine gerekli tedaviler uygulanmıştır. A.B. 17/9/2015 tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda psikiyatri doktoru ile görüşme yapmış, bu görüşme sonrasında A.B.ye uyum bozukluğu ve depresif bozukluk teşhisi konmuş, tedaviye başlanarak bir ay sonrasında kontrol önerilmiştir. 1/10/2015 ve 19/11/2015 tarihlerinde psikiyatri doktoru tarafından yeniden muayene edilen A.B.nin tedavisi düzenlenmiş, bir ay sonrasında yeniden kontrol önerilmiştir. Yaptığı muayeneler sonucunda Ceza İnfaz Kurumu psikiyatri doktoru, A.B.nin suisidal (intihar) düşüncelerinin bulunduğunu belirterek psikiyatri polikliniğine sevkini uygun görmüş; buna ilişkin hasta sevk kâğıdı düzenlemiştir. 10/12/2015 tarihinde A.B., Ceza İnfaz Kurumu idaresine bir dilekçe sunarak psikiyatri doktoru tarafından yapılacak kontrol muayenesini yaptırmak istemediğini belirtmiş; bu nedenle tedavi sonlandırılmıştır. 13/2/2016 tarihinde saat 50 sıralarında Ceza İnfaz Kurumu görevlileri tarafından yapılan genel kontrol sırasında A.B.nin kaldığı çoklu koğuşun havalandırmasına açılan kapı koluna kaşkolunu bağlayarak kendisini merdivenlerden aşağı bıraktığı ve asılı hâlde olduğu görülmüştür. Ceza İnfaz Kurumu sağlık görevlileri A.B.ye ilk müdahale yaparak 112 Acil Servise haber vermiştir. AB., ambulans beklenmeden Ceza İnfaz Kurumu aracı ile hastaneye sevk edilmeye çalışıldığı sırada ambulansın Ceza İnfaz Kurumuna ulaşması üzerine A.B.nin Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevki sağlanmıştır. Hastanede yoğun bakımda tedavi altına alınan A.B. tüm müdahalelere rağmen 2/3/2016 tarihinde hayatını kaybetmiştir. A.B.nin yoğun bakım ünitesinde tedavisinin devam ettiği süre içinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 25/2/2016 tarihli kararı ile tahliyesine karar verilmiştir. Nöbetçi Cumhuriyet savcısı olay yerine gelerek çeşitli araştırmalar yapmıştır. Yapılan araştırmalar sonucu düzenlenen 13/2/2016 tarihli tutanakta A.B.nin havalandırma kapı koluna kaşkol bağlamak suretiyle intihar girişiminde bulunduğu, havalandırma kapısının yerden yaklaşık 5-6 metre yüksekte olduğu, tanık beyanlarına göre A.B.nin ayaklarının yerden 1-1,5 metre yüksekte olduğu, kaşkolun kesilerek A.B.nin indirildiği ve görevliler tarafından hastaneye kaldırıldığı, merdiven duvarında hafif sürtme izlerinin bulunduğu, havalandırma kapısı ve merdiven boşluğunun fotoğraflarının çekildiği belirtilmiştir. Ceza İnfaz Kurumu görevlileri tarafından düzenlenen 13/2/2016 tarihli tutanakta sabah 00 sıralarında koğuş kapılarının açılmaya başlandığı, 50 sıralarında koridorda denetim için gezilirken D Blok havalandırma bahçesine açılan kapı koluna kaşkol bağlayarak merdivenden kendini aşağı bırakan bir tutuklunun intihara teşebbüs ettiğinin T.Ç. ve K.Ç. isimli görevliler tarafından görülmesi üzerine durumdan haberdar olunduğu, kapının açılarak koğuşa girilmesi üzerine kaşkolun aynı koğuşta kalan tutuklular tarafından kesilerek A.B.nin indirildiğinin görüldüğü, derhâl 112 Acil Servise haber verildiği, ambulans beklenmeden Ceza İnfaz Kurumuna ait araç ile hastaneye götürülmek istenirken ambulans ile karşılaşılması üzerine A.B.nin ambulansa alınarak hastaneye sevkinin gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Başsavcılık 2/3/2016 tarihinde bilirkişi eşliğinde ölü muayene ve otopsi işlemi gerçekleştirmiş ancak kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla klasik otopsi işlemi yapılması görüşünün bilirkişilerce bildirilmesi üzerine klasik otopsi yapılmasına ve alınan örneklerde histopatalojik inceleme yapılmasına karar vermiştir. Bu karar uyarınca İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan alınan 7/3/2018 tarihli raporda A.B.nin mekanik asfiksi ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü kanaatine varılmıştır. Başsavcılık 23/2/2016 tarihinde Ceza İnfaz Kurumundan görevliler hakkında yapılan disiplin soruşturmasına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesini istemiştir. Ceza İnfaz Kurumu cevap yazısında; görevliler S.Y., T.Ç., K.Ç., A.Ç., ve Z.A. hakkında başlatılan idari soruşturma neticesinde Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Amirliğinin 22/3/2016 ve 25/3/2016 tarihli kararları ile başvuru konusu olayın meydana gelmesinde hiçbir kusur veya ihmal olmadığı gerekçesiyle disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini bildirmiştir. Cumhuriyet savcısı olay tarihinde Ceza İnfaz Kurumu Başmemuru S.Y.nin beyanına başvurmuştur. S.Y.nin tanık sıfatıyla alınan beyanı şöyledir: "Ben D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz kurumunda görev yaparım. 12/2/2016 tarihinde saat 17:00 den 13/02/2016 tarihi saat 8:00 e kadar ki vardiyada K., , H. İsimli koğuşlardan sorumlu başmemur idim. 13/2/2016 tarihinde saat 6:50 sıralarında H blokta bulunduğum esnada telefonla bana D blokta ası suretiyle intihara teşebbüs eden bir tutuklu bulunduğunun bildirilmesi üzerine ben hemen C bloğa gittim. D5 nolu kısmın havalandırmasına girdik. Havalandırmaya girdiğimizde intihar girişiminde bulunan şahıs diğer kısım arkadaşlarının kucağındaydı. Kısım arkadaşları şahsı intihar ettikleri kaşkoldan almışlar ve kucaklarında tutmaktaydılar. Biz intihar girişiminde bulunan [A.B.yi] hemen mahkum kabul kısmına getirdik. Ben hemen turnikenin dışına çıkarak jandarma ve cezaevi şoförüne haber verdim. Bu sırada infaz kurumu müdürleri de gelmekteydiler. 112 ye haber verilmişti. Biz ambulansı gelmesini beklemeden kurum aracı ile şahsı hemen hastaneye götürmek istedik. Bu amaçla şahsı kurum aracına bindirdik. Yaklaşık 50 metre gittikten sonra ambulans geldi. Şahıs ambulansa bindirilerek hastaneye gönderildi. Benim bildiğim kadarıyla şahsın intihar ettiğini gören memurlar [T.Ç.] ve [K.Ç.] dir. Ben intihar olayının nasıl gerçekleştiğini görmedim. Benim olaya ilişkin görgüm ve bilgim bundan ibarettir.'' Cumhuriyet savcısı olay tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapan T.Ç.nin tanık sıfatıyla ifadesine başvurmuştur. Tanık T.Ç.nin 13/2/2016 tarihli ifadesi şöyledir: "Ben Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yaparım. 12/2/2016 tarihinde saat 17:00 den 13/02/2016 tarihi saat 8:00 e kadar ki vardiyada iç kontrol kısmında nöbetçi idim. 13/2/2016 tarihinde saat 6:50 sıralarında iç kontrol kısmında görevli [K.Ç.] ile C-D blok koridorunda denetim içi gezerken D blok havalandırmasını gören pencereden bir mahkumun kendini D blok havalandırma kapısının koluna astığını gördüm. Hemen C-D blok başmemurluk odasına koşarak görevli koğuş nöbetçisi [Z.A.ya] durumu anlattım. [Z.A.] anahtarları alarak beraber D blok havalandırma kapısına geldik. Kapı açıldıktan sonra [Z.A.], ben ve başmemur [S.Y.], [K.Ç.] ile [R.T.] içeri girdiğimizde intihara teşebbüs eden tutuklu arkadaşlarının kucağında idi. Kısım arkadaşları şahsı intihar ettiği kaşkoldan almışlar ve kucaklarında tutmaktaydılar. Hemen tutukluyu alarak mahkum kabul kısmına getirdik. Ondan sonraki işlemleri diğer arkadaşlar yerine getirdi. Benim olaya ilişkin görgüm ve bilgim bundan ibarettir." Cumhuriyet savcısı olay tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yapan K.Ç.nin tanık sıfatıyla ifadesine başvurmuştur. Tanık K.Ç.nin 13/2/2016 tarihli ifadesi şöyledir: "Ben Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yaparım. 12/2/2016 tarihinde saat 17:00 den 13/02/2016 tarihi saat 8:00 e kadar ki vardiyada iç kontrol kısmında nöbetçi idim. 13/2/2016 tarihinde saat 6:50 sıralarında iç kontrol kısmında görevli [T.Ç.] ile C-D blok koridorunda denetim içi gezerken [T.Ç.], C5 te sanki biri kendini asmış gibi dedi. Biz oradaki görevlilere bilgi verdim. Ambulansa ve kurum personellerine haber verdik. Bu sırada kurum görevlileri şahsı iç kontrol noktasına doğru getiriyorlardı. Daha sonraki işlemleri diğer arkadaşlar yerine getirdi. Benim olaya ilişkin görgüm ve bilgim bundan ibarettir." Cumhuriyet savcısı, olay tarihinde A.B. ile aynı koğuşta kalmakta olan F.Ç.nin tanık sıfatıyla ifadesine başvurmuştur. Tanık F.Ç.nin 13/2/2016 tarihli ifadesi şöyledir: "Ben Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz kurumunda D5 kısmında tutuklu olarak kalmaktayım. Ben olay günü sabah 6:55 sıralarında uyandım. Banyo yapmak üzere havlumu aldım. Öbür odada şampuan ve sabun almak üzere gittiğimde [A.B.] isimli arkadaşın yatağında olmadığını gördüm. Havalandırma kapısından çıktığımda kapının üzerinden geçecek şekilde atılmış kapı koluna dolanmış vaziyette kaşkolu gördüm. Kaşkolun ucuna baktığımda [A.B.] kendini asılı vaziyette duruyordu. Hemen bağırarak diğer arkadaşlara haber verdim. Bir kısım arkadaşlar aşağıya indiler. Ben meyve bıçağını alarak kaşkolu kestim. Aşağıdaki arkadaşlar da yere düşmemesi için [A.yı] tutuyordu. [A.nın] asılı vaziyette iken ayakları yere değmiyordu. Ayakları yerden yaklaşık 1-1,5 metre yükseklikteydi. İpi kestikten sonra [A.yı] kucağımıza aldık. Kapıya vurduk bu sırada infaz ve koruma memurları kapıyı açtılar. [A.yı] alarak hastaneye götürdüler. [A] daha önce başka bir kısımda iken hemşirenin elinde bulunan enjektörü boynuna batırarak intihar etmek istemiş ben o olayın ayrıntısını bilmiyorum. Aynı koğuşta kaldığımız süre boyunca [A.nın] intihar etmek istediğini veya intihar edeceğine yönelik kendisinden herhangi bir şey duymadım. Şüphelendiğimiz herhangi bir hareketi şu ana kadar olmadı. Benim olaya ilişkin görgüm ve bilgim bundan ibarettir." Cumhuriyet savcısı, olay tarihinde A.B. ile aynı koğuşta kalmakta olan A.A.nın tanık sıfatıyla ifadesine başvurmuştur. Tanık A.A.nın 13/2/2016 tarihli ifadesi şöyledir: "Ben Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz kurumunda D5 kısmında hükümlü olarak kalmaktayım. 13/2/2016 tarihinde hatırlayamadığım sabah saatlerinde [F.Ç.nin] bağırma sesiyle uyandım. [F.Ç.] havalandırmada idi. Bizlerde havalandırmaya indik. Baktığımızda kısım arkadaşımız olan [A.B.nin] havalandırma kapısına bağladığı kaşkol ile merdiven boşluğunda kendisini asmış idi. Biz [A.yı] tuttuk. [F.Ç.] de meyve bıçağı ile yukarıda kaşkolu kesti. [A.yı] indirdik. Nabzının olup olmadığını anlayamadık Elinin duruş şeklinden yaşadığını anladık. Hemen cama vurarak memurlara haber verdik. Yaklaşık beş dakika içinde kapı açıldı ve memurlar [A.yı] alarak hastaneye götürdüler. Ben [A.B.nin] bizzat kendisinin anlattığından daha önce intihara kalkıştığını öğrendim. O olayın nasıl olduğunu nasıl gerçekleştiğini bilmiyorum. Kendisinin intihar edeceğine yönelik herhangi bir söylemi veya bizim dikkatimizi çeken herhangi bir hareketi olmadı. Ancak daha önceki olay sebebiyle biz kısım olarak [A.ya] dikkat etmeye çalışıyorduk. Benim olaya ilişkin görgüm ve bilgim bundan ibarettir." Cumhuriyet savcısı aynı tarihte Ceza İnfaz Kurumu görevlileri A.Ç. ve Z.A.nın da beyanlarını almış, tanıklar benzer beyanlarda bulunmuştur. Başvurucular vekili 10/11/2016 tarihli dilekçeyle Başsavcılıktan A.B.nin daha önceden de intihara teşebbüs ettiğine dair bilgi ve belgelerin Ceza İnfaz Kurumundan teminini istemiştir. Başvurucular vekili 28/6/2017 tarihli dilekçeyle de ölüm olayının olduğu gün ve saatte olay yerinde bulunan kamera kayıtlarının, A.B.nin daha önce hangi koğuşlarda kimlerle kaldığına dair bilgilerin Ceza İnfaz Kurumundan istenerek A.B.nin birlikte kaldığı tutuklu ve hükümlülerin beyanlarının alınmasını, A.B.nin hastaneye sevkini uygun gören Ceza İnfaz Kurumu doktorunun beyanının alınmasını talep etmiştir. Başsavcılık 27/11/2017 tarihinde Hastaneden tedaviye ilişkin tüm bilgi ve belgelerin, Ceza İnfaz Kurumundan ise psikososyal servisi tarafından ölen hakkında tanzim edilen tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesini istemiş; gönderilen bilgi ve belgeleri soruşturma dosyasına eklemiştir. Başsavcılık ayrıca Ceza İnfaz Kurumundan olay tarihine ait kamera kayıtlarının gönderilmesini istemiş; Ceza İnfaz Kurumu A.B.nin kaldığı bloğun iç alanını gösteren kamera kayıtlarının kameranın arızası nedeniyle gönderilemediğini, diğer kamera kayıtlarının temin edilerek gönderildiğini belirtmiştir. Ceza İnfaz Kurumunca A.B.ye psikososyal servisi tarafından herhangi bir tedavi işlemi uygulanmadığı, Kuruma kabulü sırasında A.B. hakkında tanzim edilen genel risk ve ihtiyaç raporu ile psikososyal uzman görüş raporlarında kendisine ve başkalarına zarar verme riskinin düşük olduğunun, ruhsal sorununun yaşamını etkileme ve kendisini kötü hissetme düzeylerinin de düşük olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Başsavcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği verileri dikkate alarak Ceza İnfaz Kurumu görevlileri hakkında ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. 2/5/2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar şöyledir: "...Otopsi tutanağı, olay tutanağı, Adli Tıp Kurumu Adli İhtisas Kurulunun 07/03/2018 tarih ve 1146 sayılı raporu, Diyarbakır D tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Amirliğinin 2016/15 ve 2016/16 karar sayılı disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar ve ekleri, olayın oluş şekli ile dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; müteveffanın 13/02/2016 tarihinde tutuklu olarak kalmakta olduğu Diyarbakır D tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun D blok havalandırma bahçesine açılan kapı koluna kaşkolunu bağlayıp kendisini merdiven boşluğuna bırakarak intihar girişiminde bulunmasının infaz koruma görevlilerince fark edilmesi üzerine duruma gecikmeksizin müdahale edilerek Ceza infaz kurumundan 112 aracılığıyla hastaneye sevkinin yapıldığı, tedavisine müteakip 02/03/2016 tarihinde hastanede vefat ettiği, ölümün asıya bağlı mekanik asfiksi ve gelişen komplikasyonlar sonucunda meydana geldiği, bu bağlamda meydana gelen ölüm olayında infaz koruma memuru şüphelilerin ihmallerinin bulunmadığı, dolayısıyla üzerlerine atılı bulunan suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmış olmakla kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına..." Başvurucular, ölenin 10/12/2015 tarihli hastaneye sevk kâğıdında ölüm düşüncesi, uyum ve depresif bozukluk olduğunun belirtildiği hâlde özel koruma tedbiri alınmadığını, A.B.nin daha önce de bir kez intihara teşebbüs ettiğinin tanık beyanları ile belirtildiğini, bu konuda tecrübeli olması beklenen ceza ve infaz koruma memurlarının ihmallerinin bulunduğunu belirterek kovuşturmasızlık kararına itirazda bulunmuşlardır. Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliği 31/7/2018 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar 2/10/2018 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular 1/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. İlgili hukuk için bkz. Serfinaz Öztürk, 2014/18274, 21/9/2017; Nejla Özer ve Müslim Özer, B. No:2013/3782, 21/4/2016; Mehmet Kaya ve diğerleri, B. No: 2013/6979, 20/5/