3. Hukuk Dairesi 2025/2635 E. , 2025/5931 K. "" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/293 E., 2025/564 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/404 E., 2023/623 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan …
3. Hukuk Dairesi 2025/2635 E. , 2025/5931 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/293 E., 2025/564 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/404 E., 2023/623 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin emekli maaşı dışında bir gelirinin olmadığını, davalı Bankadan iki adet kredi çektiğini, müvekkilinden taksitlerin emekli maaşından kesilmesine ilişkin muvafakatname alındığını, ancak davalı Bankanın müvekkilinin maaşının neredeyse %70'ini kesmesi nedeniyle müvekkilinin geçim sıkıntısına düştüğünü, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 83/a maddesi gereği haczi caiz olmayan emekli maaşı için önceden verilen muvafakatin geçersiz olduğunu, davalının yaptığı kesintilerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla her iki kredi dolayısıyla yapılan kesintiye karşılık şimdilik 18.000,00 TL'nin kesinti tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve blokenin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, 27.04.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talep sonucunu 63.257,91 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, davanın belirsiz olarak açılamayacağını, kredi kullandırım esnasında kredi sözleşmesine ek Rehin Sözleşmesi, Taahhütname ve .... talimatı uyarınca kredi borçlarının tahsil edildiğini, yapılan kesintilerde hukuka ve yasaya aykırılık bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, İİK’nın 83/a maddesi gereğince haczedilemezlikten önceden feragat geçersiz olup henüz hakkında herhangi bir icra takibi başlatılıp maaşından haciz suretiyle borcun ödenmesine izin verildiği yönünde davalı tüketicinin iradesinin açıkça ortaya konulduğundan da bahsedilemeyeceğinden kredinin alınması sırasında takas ve mahsup yönünde verilen muvafakatin geçerli sayılamayacağı, bu nedenle tahsil edilen bedellerin tüketiciye iadesi gerektiği, öte yandan dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinin ve davacının hesabında banka tarafından konulan herhangi bir bloke bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 63.257,91 TL'nin 18.000 TL'sine dava tarihinden itibaren, ıslah edilen 45.257,91 TL'sine ıslah tarihi olan 27.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Bankadan tahsili ile davacıya verilmesine, kesinti tarihinden itibaren faiz isteği ile bloke kaldırılması yönündeki istemlerin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 5510 sayılı Kanunun 93.maddesinin İİK m.83/a hükmüne göre daha özel bir düzenleme olduğu, davacının sözleşme ve taahhütname ile taksitlerin banka nezdinde mevcut mevduat ve maaş hesaplarından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul ettiği halde daha sonra dava açarak yapılan kesintinin tahsilini istemesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, tüketicinin, haklı bir neden olmadan sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedemeyeceği ve ifası yapılmış bedellerin iadesini isteyemeyeceği, aksi halde; kredi isteyen kişinin mali durumuna ve gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkânsızlaşması ve kötü niyetli bir kredi borçlusunun da borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacağı, somut olayda da; davacı tarafından, içeriğinde kredi borcunun davacının banka hesaplarından takas-mahsubuna ilişkin davalı bankaya yetki veren hükümler bulunan, davanın dayanağı olan kredi sözleşmelerindeki imzanın davacıya ait olduğu, davacının davalı bankaya bireysel kredi sözleşmelerine ek rehin sözleşmesi, taahhütname ve virman-takas mahsup talimatı verdiği gözetildiğinde, davacının vermiş olduğu talimatlar doğrultusunda günü gelen taksitlerin maaş hesabında kesilmiş olmasına ve taksitlerin banka nezdinde mevcut maaş hesabından kesilmesini ihtirazı kayıtsız kabul eden davacının daha sonra dava açarak yapılan kesintinin tahsilini istemesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, borçlunun rızası alınmadan emekli maaşına haciz konulamayacağı gibi, takipten ve hacizden önce verilen muvafakatlerin de geçersiz olduğunu, aksi yönde bir kabulün 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi ile İİK’nın 83/a maddesinin emredici niteliğine aykırılık oluşturacağını,borçlunun daha sonra rıza göstermesi hâlinde dahi muvafakatin geçerli olabilmesi için icra takibinin kesinleşmiş olması ve haciz tehdidinin gerçekleşmiş olması gerektiğini, somut olayda icra takibi başlatılmadan kesinti yapıldığını, dosya kapsamında alınan ve bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, davacı tarafından sadece otomatik ödeme talimatı verildiği, ayrıca ve açıkça bir muvafakatname bulunmadığının net olarak belirtildiğini sözleşmeye eklenmiş herhangi bir yazılı muvafakat ya da rehin/takas virman metni mevcut olmadığını bu hâliyle, ortada geçerli bir muvafakat bulunduğu yönündeki değerlendirmenin maddi vakıalarla bağdaşmadığını, sözleşme hükümlerinin genel işlem şartı niteliğinde olması nedeniyle geçersiz olduğunu, davalının hükümlerin müzakere edildiğini ispatlayamadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kredi borcu nedeniyle emekli maaşından yapılan kesintilerin iadesi ile blokenin kaldırılması istemine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye ve özellikle 17.07.2025 tarihli 32958 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 Esas, 2025/1 Karar sayılı kararı ile tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle emekli maaşına banka tarafından doğrudan bloke konulmasının mümkün olduğu yönünde içtihatların birleştirilmiş olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.