10. Hukuk Dairesi 2012/16073 E. , 2012/24631 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2010/339-2012/119 Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde istemin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı ... Başkanlığı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki kara
**10. Hukuk Dairesi 2012/16073 E. , 2012/24631 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2010/339-2012/119 Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde istemin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı ... Başkanlığı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Somut olayda; davacı, ... köyü ilköğretim okulunda 10.02.1986 – 30.06.2005 tarihine kadar kesintisiz çalışmalarının tespitini talep etmiştir. Mahkemece, davacının, davalı ilköğretim okulunda 10.02.1986 – 30.06.2005 tarihleri arasında 6980 gün çalıştığının tespitine, Milli Eğitim Bakanlığı yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. 1 - Mahkemenin hükmü, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; davacının, kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının, çalışmasının, 2005 yılında tüzelkişiliği kaldırılan ... nezdinde, ya da, ... köyü İlköğretim okulu nezdinde olup olmadığı veya davacının çalışması ile ilgili ... ile ilköğretim okulu arasındaki ilişki saptanarak, sonuca göre davalı ...’nın sorumluluğu irdelenmeli; çalışmanın geçtiği iddia edilen ilköğretim okulunda, dava döneminde, Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan teftiş raporları celbedilmeli; İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, dava döneminde, söz konusu ilköğretim okulunda çalışan idareciler ve öğretmenler ile okulun temizlik işleri ile ilgili çalışan olup olmadığı, okulun faaliyetine ne zaman son verildiği, okuldaki eğitim - öğretim dönemleri sorulmalı; ilköğretim okulunun bahçesinin büyüklüğü ve içerisindeki bitki ve ağaçlar araştırılarak, eğitim-öğretim dönemleri dışında sürekli bakıma ihtiyaç olup olmadığı saptanmalı; dava döneminde, çalıştığı tespit edilen, idareciler ve öğretmenler ile diğer çalışanlar re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği ile iddia edilen çalışmanın kesintili olup olmadığı nazara alınmalı; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2 – Kabule göre ise; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okulundaki çalışmada, Milli Eğitim Bakanlığının taraf sıfatı olduğu gözetilmeksizin, mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucu, davalı Milli Eğitim Bakanlığı hakkında, davanın husumetten reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı ... Başkanlığı ve davalı ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ...’na iadesine, 04.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.