Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/3493 E. , 2024/4080 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3493 Karar No : 2024/4080 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı DAVANIN KONUSU : Davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" olarak tanıtılan ve 27/05/2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe giren eğitim programı değişikliği kararının iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜ
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/3493 E. , 2024/4080 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3493 Karar No : 2024/4080 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı DAVANIN KONUSU : Davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" olarak tanıtılan ve 27/05/2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe giren eğitim programı değişikliği kararının iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davacı derneğin dava açma ehliyeti bulunduğundan işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü. İNCELEME VE GEREKÇE : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilecekleri hükme bağlanmış olup bu hükme göre, iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin varlığı yeterli bulunmaktadır. Başka bir deyişle, idare hukukunun genel ilkelerine göre idari işlemin değişiklik yarattığı ya da doğmasına engel olduğu hukuki durumla menfaat bağı olan herkes bu idari işlemin iptalini isteyebilecektir. Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri "ehliyet" yönünden de incelenmektedir. Bu bağlamda, davanın esasının incelenebilmesi önce davacının dava açma ehliyetinin bulunmasına bağlıdır. Derneklerin de dava açma ehliyetlerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 56. maddesinde; "Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır." şeklinde tanımlanmış, 58. maddesinde; "Her derneğin bir tüzüğü bulunur. Dernek tüzüğünde derneğin adı, amacı, gelir kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile geçici yönetim kurulunun gösterilmesi zorunludur. Dernek tüzüğü, kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz. Dernek tüzüğünde düzenlenmemiş konularda kanun hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un 90. maddesinde ise; derneklerin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunacakları belirtilmiş, 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nda da yukarıda belirtilen düzenlemelere koşut hükümler yer almıştır. Yukarıda alıntısı yapılan yasal düzenlemeler uyarınca, derneklerin tüzüklerinde belirtilen ortak amaçlarını gerçekleştirmek ve üyelerinin ve temsil ettikleri kişilerin ortak çıkarlarını korumak ve dayanışmalarını sağlamak üzere kurulmaları karşısında, faaliyet alanlarının da tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda ve bunlarla sınırlı olacağı, doğrudan dernek tüzel kişiliğinin hak ve menfaatlerini ilgilendiren konularda dava açabilecekleri kuşkusuzdur. Bu itibarla, derneklerin yargı mercileri önünde dava açabilmeleri, tüzüklerinde "üyelerinin haklarını korumak için dava açabileceklerine" ya da "üyelerinin hak ve menfaatlerini koruma" ifadelerinden birinin yer almasına bağlıdır. Davacı Derneğin tüzüğünde kuruluş amacı olarak Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılığın, Atatürkçü düşünceyi ve Atatürk'ü yıpratmak ve kötüye kullanmak amacıyla yapılan her tür kalkışmaya, söz ve eyleme gereken yanıtı vermenin, Atatürk'ün anlayışının, düşüncesinin, ilke ve atılımlarının özünü tam anlamıyla açıklamanın, hiçbir ayrım gütmeden demokratik düzen güvencesinde insan hak ve özgürlüklerini üstün tutmanın, her tür teröre ve sömürüye karşı çıkarak Türkiye Cumhuriyeti'ni çağdaş sosyal hukuk devleti niteliğiyle sonsuza değin bağımsız yaşatmanın belirtildiği görülmekte olup, bu niteliklerin içinde üyelerinin haklarını korumak için dava açabileceği veya hukuki yollara başvurabileceğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, kaldı ki davacı dernek mensubu üyelerden dava konusu değişikliğe karşı olanlar olabileceği gibi ilgili değişikliği benimseyen üyelerin de bulunabileceği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'a göre, bir uyuşmazlığın esasının incelenebilmesi, davanın aynı Kanun ile belirlenen dava ön koşullarına, bu kapsamda dava açma ehliyeti ile ilgili kurallara uygun olarak açılmasına bağlı olduğundan, Kanun ile belirlenen ve yukarıda açıklanan dava açma ehliyeti ile ilgili koşullar arasında yer almayan genel kamu yararı kavramından hareketle davacı Derneğin dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, davacı Derneğin Tüzüğünde, yukarıda ifade edildiği şekilde, üyelerinin haklarını korumak amacıyla dava açabileceğine veya Derneğin amaçları arasında üyelerinin haklarını korumak için hukuki yollara başvurabileceğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediği gibi dava konusu değişikliğin iptalinde davacı Derneğin üyelerinin menfaat birliği de ortaya konulmadığından davacı Derneğin dava açma ehliyetinin bulunmaması nedeniyle, davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 2. Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 03/07/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" olarak tanıtılan ve 27/05/2024 tarihinde davalı Bakanlık tarafından onaylanarak yürürlüğe giren eğitim programı değişikliği kararının iptali istemiyle açılmıştır. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, bu idari işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır. Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir. Bu durumda kamu yararına çalışan dernek statüsünde bulunan davacı Derneğin, kamu oyunu yakından ilgilendiren bu davada dava açma ehliyetinin buluduğu tartışmasızdır. Buna göre, davacı Derneğin dava açma ehliyeti bulunduğundan işin esasına girilerek inceleme yapılması gerekeceği oyuyla aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.