Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/15273 E. , 2024/3631 K. T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/15273 Karar No : 2024/3631 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurumu DAVANIN KONUSU : Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünde Hazine ve Maliye Uzmanı olarak görev yapan ve aynı zamanda sigorta hakemliği kaydı olan davacı tarafından, Hazine ve Maliye Bakanlığının "Devlet memurlarınca ücretli olarak sigorta hakemliği faaliyeti yapılamayacağı hususunun ilgili sigo…
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/15273 E. , 2024/3631 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/15273 Karar No : 2024/3631 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurumu DAVANIN KONUSU : Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünde Hazine ve Maliye Uzmanı olarak görev yapan ve aynı zamanda sigorta hakemliği kaydı olan davacı tarafından, Hazine ve Maliye Bakanlığının "Devlet memurlarınca ücretli olarak sigorta hakemliği faaliyeti yapılamayacağı hususunun ilgili sigorta hakemlerine duyurulmasına" ilişkin 18/07/2018 günlü, E.18991 sayılı genel yazısının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Sigorta hakemliğinden yasaklı olanların 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 18. fıkrasında açıkça düzenlendiği, Sigorta Tahkim Komisyonunun özel hukuk hükümleri çerçevesinde kurulmuş bir yargılama sistemi olduğu, sigorta hakemliğinin Devlet memurluğu ile alakalı bir iş olmadığı, sigorta hakemlerinin Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde çalışan veya Sigorta Tahkim Komisyonu ile işveren-işçi ilişkisi bulunan bir statüde bulunmadığı, hakemliğin aynen bilirkişilik gibi dosya bazlı yapılan bir iş olduğu, tarafsız ve bağımsız olmayı gerektirdiği, sigorta hakemlerinin uyuşmazlığın taraflarından ücret almasının, menfaat elde etmesinin veya taraflarla ilişki kurmasının söz konusu olmadığı, bilirkişiliğin ve hakemliğin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 87. maddesinin 2. fıkrasında ikinci iş yasağının istisnası olarak düzenlendiği, bu bağlamda, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun uygulanması hususunda görüş vermenin (Mülga) Devlet Personel Başkanlığının görevleri arasında yer aldığı, anılan kurum tarafından, sigorta hakemliği faaliyetinin, 657 sayılı Kanun'un 88. maddesinde yer verilen ikinci görevlerden birisi olmaması ve Devlet memurlarının sigorta hakemliği yapabilmeleri ile sigorta hakem ücreti alabilmelerine dair özel bir kanuni düzenleme bulunmaması sebebiyle, Devlet memurlarının belirli bir ücret karşılığında sigorta hakemliği faaliyetinde bulunamayacaklarının mütalaa edildiği; Sigorta Tahkim Komisyonu, davalı idarenin gözetim ve denetimine tabi olduğundan sisteme ilişkin usul ve esasların davalı idare tarafından belirlendiği, sigortacılık alanında denetim ve gözetim yetkisi bulunan kurumlarda çalışan Devlet memurlarının Sigorta Tahkim Komisyonunda hakem olarak görev almaları hususunun 657 sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan "denetimi altındaki teşebbüsten menfaat sağlama niteliğinde bir faaliyet yerine getirmemesi" şartına aykırılık teşkil edeceği; hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, Hazine ve Maliye Bakanlığının "Devlet memurlarınca ücretli olarak sigorta hakemliği faaliyeti yapılamayacağı hususunun ilgili sigorta hakemlerine duyurulmasına" ilişkin 18/07/2018 günlü, E.18991 sayılı genel yazısının iptali istemiyle açılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı" başlıklı 28. maddesi, 1. fıkrasında; "Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç). Memurlar, mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamaz; gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir iş yerinde veya vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışamaz.", "İkinci görev yasağı" başlıklı 87. maddesinde; "a) Bu Kanuna tabi kurumlarda, b) Sermayesinin tamamı Devlet tarafından verilmek suretiyle kurulan iktisadi kurumlar ile sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait bankalarda, c) Özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlarda, ç) Yukarıdaki bentlerde yazılı idare, kuruluş ve bankalar tarafından sermayelerinin yarısından fazlasına katılmak suretiyle kurulan kuruluşlarda bunların aynı oranda katılmaları ile vücut bulan kurumlarda, İkinci görev verilemez; bu kurumlardan her ne ad ile olursa olsun para ödenemez ve yarar sağlanamaz. Ancak, bu Kanunun memurlara ikinci görev verilmesini öngören hükümleri ile hakem, tasfiye memuru ve bilirkişilere takdir olunan İl Genel Meclisi ve İl Daimi Encümeni başkanları, özel kanunlarla kurulan ve asli görevlerinin devamı niteliğinde olmayan çeşitli kurul, komisyon, heyet ve jüri çalışmalarına, Üniversiteler, Akademiler, Türkiye ve Orta – Doğu Amme İdaresi Enstitüsü ve Özel Kanunlarla kurulan araştırma kurumları tarafından idareyle ilgili olarak yapılan inceleme ve araştırma çalışmalarına katılanlar için özel kanunlarınca gösterilen veya bu kanunlara dayanılarak tespit edilen ücretlerin ödenmesine ilişkin hükümler saklıdır." hükmü yer almaktadır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun "Sigortacılıkta Tahkim" başlıklı 30. maddesi, 1. fıkrasında; "Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur. Sigortacılık yapan kuruluşlardan, sigorta tahkim sistemine üye olmak isteyenler, durumu yazılı olarak Komisyona bildirmek zorundadır. Sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişi, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usûlünden faydalanabilir.", 8. fıkrasında; "Sigorta hakemlerinin; a) Mali güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, c) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimli olması gerekir. Müsteşarlık bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkilidir.", 18. fıkrasında; "Hakemlik ücreti, Komisyona başvuru ücreti ve üyeliğe katılma payı, Komisyonun görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir; hakem ücreti Komisyon tarafından ödenir.", 19. fıkrasında; "Sigorta hakemleri ve raportörler tarafsız olmak zorundadır. Sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda mesleki faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerler sigorta hakemliği yapamaz. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerlidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 28 inci maddesi sigorta hakemleri hakkında da uygulanır." hükümlerine yer verilmiştir. Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, sigorta hakemlerinde aranan niteliklerin düzenlendiği 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinde sigorta hakemliği yapamayacak kişiler arasında Devlet memurlarına yer verilmediği gibi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 28. maddesinde belirtilen ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı kapsamında olmadığı ve aynı Kanun'un 87. maddesi, 2. fıkrasında, hakem, tasfiye memuru ve bilirkişilere takdir olunan ücretlerin ödenmesine ilişkin hükümlerin saklı olduğu anlaşılmakla Devlet memurlarınca ücretli olarak sigorta hakemliği faaliyeti yapılamayacağına ilişkin dava konusu düzenlemede hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, 18/10/2019 günlü, 30922 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında 47 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Geçici 2. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığının yerine Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu hasım mevkiine alınarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Danıştay İkinci Dairesinin 12/06/2024 günlü, E:2020/366, K:2024/3629 sayılı kararıyla; sigorta hakemliği faaliyetinin, Devlet memurluğunun devamı niteliğinde bir faaliyet olmadığı, özel bilgi birikimi ve uzmanlık gerektirdiği, tamamen bağımsız ve tarafsız bir şekilde, mesai saatleri dışında gerçekleştirildiği; sigorta hakemlerinin, uyuşmazlık bazında Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından görevlendirildikleri ve hakem ücretinin Komisyon tarafından ödendiği; hakemlik faaliyetinin Devlet memurlarının kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı kapsamında olmadığı ve Devlet memuru hakemlere takdir olunan ücretlerin ödenmesine ilişkin hükümlerin saklı olduğunun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlendiği dikkate alındığında, Devlet memurlarınca ücretli olarak sigorta hakemliği faaliyeti yapılamayacağı hususunun ilgili sigorta hakemlerine duyurulmasına ilişkin dava konusu düzenlemede, kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle Hazine ve Maliye Bakanlığının "Devlet memurlarınca ücretli olarak sigorta hakemliği faaliyeti yapılamayacağı hususunun ilgili sigorta hakemlerine duyurulmasına" ilişkin 18/07/2018 günlü, E.18991 sayılı genel yazısının iptaline karar verildiği anlaşıldığından, anılan düzenleyici işlemin iptali istemi hakkında ayrıca karar verilmesine yer bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin davacıya iadesine, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Kesin hüküm, yargı yerince yasada gösterilen usullere uygun olarak verildikten sonra olağan kanun yollarından geçerek veya kanun yollarına başvurma süreleri geçirilmek suretiyle uyuşmazlığı nihai olarak sonuçlandıran kararlara yönelik olarak kullanılan ve anılan kararın kimse tarafından değiştirilemeyeceğini ifade eden hukuki bir terimdir. Hukuk düzeninde istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, doktrinde de şekli ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere iki başlıkta ele alınmaktadır. Şekli anlamda kesin hüküm, yargı yerince verilen karara karşı olağan kanun yollarına başvurulamayacağını ifade etmektedir. Dolayısıyla söz konusu terim ile görülmekte olan davanın şeklen sona ermesi kastedilmektedir. Maddi anlamda kesin hüküm ise; uyuşmazlığın esasını çözen nihai yargı kararlarının, kimse tarafından değiştirilememesini ve daha sonra açılan dava bakımından bağlayıcı olmasını, diğer bir anlatımla taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılamamasını ifade etmektedir. Buna göre, bir kararın maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıması halinde tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Olayımızda öncelikle, sebebi ve konusu aynı olmakla birlikte tarafları farklı bir uyuşmazlık bahis konusudur. Ayrıca, bu davada karar vermeye yer olmadığı kararı verilmesine gerekçe olarak alınan ... sayılı dosyada verilen iptal kararı, yukarıda izah edildiği üzere ne şeklen ne de maddi olarak kesinleşmiştir. Öte yandan, gerek yargısal içtihatlarda gerekse doktrinde, iptal kararlarının, işlemin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymak suretiyle işlemi hukuken ortadan kaldırdığından; daha önce verilen ve kesinleşen iptal kararının, işlemle ilişkisi bulunan kişilerin, aynı işlemin iptali istemiyle açacakları davalarda kesin hüküm etkisini gösterdiği kabul edilmektedir. Ancak, önceki dosyada verilen iptal kararının henüz kesin hüküm halini almamış olması durumunda, anılan kararın bağlayıcılığından söz etmek mümkün değildir. Örneğimizde sözü edilen ... esas sayılı dosyada verilen kararın temyiz edilmesi ve temyiz incelemesi neticesinde bozulması durumunda ya da davacı tarafından davadan feragat edilmesi durumunda ortaya çıkacak durum, anılan karara bağlı olarak verilen karar vermeye yer olmadığına dair kararı dayanaksız ve anlamsız hale getirecektir. Tarafların iradesine bağlı olarak kullanılan ya da kullanılmayan kanun yolları nedeniyle sonucun bir dosyada değişip diğerinde değişmemesinin yaratacağı hukuki sakıncalar gözetilerek, işbu dosyada da dava konusu Hazine ve Maliye Bakanlığının "Devlet memurlarınca ücretli olarak sigorta hakemliği faaliyeti yapılamayacağı hususunun ilgili sigorta hakemlerine duyurulmasına" ilişkin 18/07/2018 günlü, E.18991 sayılı genel yazısının iptali isteminin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle Dairenin karar vermeye yer olmadığına dair kararına katılmıyorum.