T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/840 KARAR NO : 2025/1850 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2023 NUMARASI : 2022/48 Esas - 2023/138 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 18/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2025 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/02/2023 tarih 2022/48 Esas 2023/138 Karar sayılı k…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/840 KARAR NO : 2025/1850 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2023 NUMARASI : 2022/48 Esas - 2023/138 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 18/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2025 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/02/2023 tarih 2022/48 Esas 2023/138 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, davalı tarafından İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2015/2227 E. sayılı dosyasında davacılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak 10.09.2009 tarihli 45.000,00 TL bedelli çekin keşidecisinin ''.... Şti.'' ve lehtarının da davalı olduğunu, davalının çek sebebiyle sadece keşideci şirketten alacak talebinde bulunabileceğini, bu çek ile müvekkillerinin hiçbir ilgisinin olmadığını, davacıların davalıyı tanımadıklarını, herhangi bir alışverişlerinin olmadığını, çek üzerindeki imzaların davacılara ait olmadığını, davacıların 2006 tarihinden önce borçlu gösterilen şirketteki hisselerini devrederek şirketle olan ilişkilerini kestiklerini ileri sürerek, icra dosyasında davalıya 81.623,75 TL borçlu bulunmadıklarının tespiti ile davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, takibe konu çekin keşidecisi olarak her ne kadar ... Şti. gözükse de, bu şirketin malvarlığının kötü niyetli bir şekilde ve müvekkilini mağdur edecek şekilde boşaltıldığını, müvekkilinin şirketten alacağını alamayınca şirket ortaklarına başvurmak zorunda kaldığını, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında perdenin kaldırılması teorisinin kabul edildiğini, 12.05.2015 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne .... Şti. hakkında yetkili bilgileri istendiğini, verilen cevapta şirket temsilcilerinin .... ve şirket ortaklarının da... ve ... olduğunun bildirildiğini, davacıların 2006 tarihinde borçlu gösterilen şirketteki hisselerini devir ederek şirketle olan ilişkilerini kestiklerini iddia ettiklerini, bu ticareti terk etme durumunun İİK madde 44'e uygun bir terk olup olmadığının ticaret siciline sorulması gerektiğini, şirket paylarını devir etmenin şirketle ilişiği kesmek için yeterli olmadığını, davacıların perdenin kaldırılması teorisine ve bunun dayanağı olan TMK madde 2'ye göre tespit davasına söz konusu çekten dolayı sorumlu olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Ticaret Sicil kayıtlarına göre davacı ...'in 17.09.2003 tarihinde ortağı olduğu şirket ortaklığından 04.01.2006 tarihinde ayrıldığı, ayrıca diğer davacı ...'in şirket ortaklığının ise 17.09.2003 tarihinde şirketin kuruluşu ile başladığı ve 04.01.2006 tarihinde bu davacının da şirket ortaklığından ayrıldığı ve yine Ticaret Sicil kayıtlarına göre 17.09.2003 tarihinden itibaren dava dışı...'in 10 yıl süre ile dava dışı şirkete münferiden yetkili olmak üzere şirket müdürü olarak seçildiği ve...'in 04.01.2006 tarihinde, ...'in ise 17.09.2003 tarihinden itibaren şirketin ortağı olduğu, her ne kadar çekte davacılar ciranta ya da keşideci değillerse de davalının iddiası kapsamında alacağın ilgili şirket nezdinde doğduğu tarih bakımından yapılan incelemede takibe konu çekin 10.09.2009 keşide tarihli çek olduğu, bu tarih itibari ile davacıların keşideci şirketin yönetici ya da ortaklık yönünden hiçbir bağının bulunmadığı, ayrıca icra takibine dayanak teşkil eden çekten dolayı dava dışı asıl borçlu keşidecinin davalıya borçlu olduğunu ispat külfeti ile bunun yanında perdenin aralanması teorisi kapsamında şirket ortaklarının şirketin borcundan sorumlu olduğunun ispatının davalıya ait olduğu, borcun doğduğu tarih itibariyle davacıların şirket ortağı olmadığı, yargıtay içtihatlarında benimsenen ve öğretide de kabul edilen perdenin kaldırılması teorisinin ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teori olduğu, dar yorumlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne icra dosyasında davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, koşulları bulunmadığından davacıların kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davalıların borca itiraz ederek icra takibini durdurduklarını, süresinde borca itiraz edilip durdurulmuş icra takibine karşı menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, ilk derece mahkemesince hukuki yarar olmadığına dair itirazlarının hiç incelenmediğini, bu itirazlara gerekçeli kararda yer verilmediğini, keşidecisi dava dışı ... Şti. olan ve lehtarı davalı olan çekten kaynaklı davacı şirket ortaklarına karşı genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davacıların söz konusu şirketin ortağı olmaları ve perdenin aralanması teorisi gereği, gerekse de şirket ortaklarının şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye borcu kadar şirkete ve şirket alacaklılarına borçlu olmaları nedeniyle, doğrudan şirket alacaklısı müvekkiline karşı da sorumluluklarının bulunduğunu, davalıların şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye borçlarını yerine getirip getirmediklerinin mahkemece araştırılmadığını, müvekkilinin şirkete karşı çekten kaynaklı 45.000 Euro alacaklı olmasına rağmen şirkete sermaye koyma borçları da dikkate alınarak Euro üzerinden değil yalnızca 45.000,00 TL üzerinden icra takibine başlandığını, mahkemece borcun doğum tarihinin çekin ibraz tarihi kabul edilmesinin de yerleşik yargı kararlarına aykırı olduğunu, çeklerin ileri tarihli düzenlenebildiklerini, bu nedenlerle alacağın doğum tarihi olarak çekin ibraz tarihi değil, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğum tarihinin dikkate alınması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, İİK'nun 72 maddesi gereğince kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit talebine istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İlk derece mahkemesince, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelerin, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, dava konusu çekin keşide tarihi olan 10.09.2009 tarihinde davacıların keşideci dava dışı... Şti.'nin ortağı veya yetkili temsilcisi olmadıklarının anlaşılmasına, çekin ileri tarihli olarak düzenlendiğine dair bir delil de sunulamamış olmasına, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 5.575,71 TL'den peşin alınan 1.393,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.181,81 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/12/2025