T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1059 KARAR NO : 2026/15 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2024 (Karar) NUMARASI : 2023/447 Esas, 2024/194 Kara DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı …
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1059 KARAR NO : 2026/15 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2024 (Karar) NUMARASI : 2023/447 Esas, 2024/194 Kara DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/12/2022 tarihinde davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Komisyonu tarafından müvekkile ait aracın %100 kusurlu olduğu yönünde hatalı bir değerlendirme yapıldığını, davalı sigorta şirketinin müvekkiline ait araçta meydana gelen zararı karşılamaktan kaçındığını, kusur ve hasar tespiti için Erzurum .. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/. D.İş sayılı dosyası ile rapor alındığını, alınan kusur raporunda tüm kusurun davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araca verildiğini, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, aracın değer kaybına ilişkin bir hesaplama yapılmadığını, müvekkilinin zararının giderilmesi için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak bir sonuç alınamadığını ileri sürerek şimdilik parça, tamir, giderme, işçilik masrafı olarak 200,00 TL, değer kaybına karşılık 200,00 TL, araç mahrumiyet kaybı olarak 200,00 TL olmak üzere toplam 600,00 TL'nin 28/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 13/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 62.390,88-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, kazadan müvekkilinin haberi olmadığını, davacının müvekkiline başvuru yapmadığını, sigortalısının davaya konu kazada bir kusuru bulunmadığını, kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, davacının tazminat talebinin fahiş olduğunu, bilirkişi incelemesi ile gerçek zararın tespiti gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, SBM üzerinden atanmayan bir bilirkişi tarafından hazırlanan raporu kabul etmediklerini, ekspertiz ücretinin müvekkilinden istenemeyeceğini, ZMMS Genel Şartları uyarınca dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat taleplerinin sigorta kapsamı dışında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, "... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (hasar bedeli, değer kaybı ve kazanç kaybı) istemine ilişkin olduğundan, yüksek mahkeme içtihatları doğrultusunda araçtaki hasar bedeli ve değer kaybının piyasa koşullarına göre tespiti için dosyanın makine mühendisi bilirkişi tevdiine karar verilmiş ve düzenlenen raporda aracın hasar onarım bedeli 38.642,99 TL ve araçta meydana gelen değer kaybı 19.547,89 TL olarak tespit edilmiştir. Davacının kazanç kaybı talebi zorunlu mali mesuliyet sigortası teminatı kapsamında olmadığından bu talebin reddine karar verilmiştir. Dosya arasında bulunan, davalı tarafa tebliğ edilen ve Mahkememizce denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı olduğu aracın sürücüsünün takip mesafesini korumayıp önündeki araca arkadan çarpması nedeniyle kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne dair aşağdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulü ile; 58.190,88 TL maddi tazminatın 06/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF İTİRAZLARI: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigortalıların başvuruya konu kazada kusursuz olduğunu, atfedilen kusurun dayanaksız olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, hasar dosyasının açılmasını takiben yapılan incelemelerde dava konusu kaza nedeniyle düzenlenen SBM Kaza İhbar sorgulaması neticesinde tazminat talep eden ... plaka sayılı aracın kazada kusursuz olduğunun tespit edildiğini, hasar dosyasında alınan görüşe göre ... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 KTK'nın 46/b ve 53/b maddeleri uyarınca %100 tam kusurlu olduğu, dolayısıyla bu kaza bakımından müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dayanaksız ve denetime uygun olmadığını, rapora ilişkin yaptıkları itirazlarının incelenmediğini, gerekçeli kararda da bu itirazlara yer verilmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere trafik sigortası genel şartlarının A.6.B maddesinde de belirtildiği üzere hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatlarının teminat dışında kalan hallerden olduğunu, bu nedenle kusur oranlarının tespiti için mahkemece dosyanın ATK Trafik İhtisas Kurumuna sevk edilmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, kabul etmemekle birlikte genel şartlar gereğince müvekkil şirketin yalnızca anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik onarım ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, müvekkil şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde ve doğrudan zarardan sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere genel şart hükümlerinden bağımsız olarak da Borçlar Kanununa ilişkin zarar görenin zararı artırma yasağı ilkesi kapsamında davacının müvekkil şirket tarafından iskontolu olarak tedarik edilen aynı kalitede parçaları kabul etmemek suretiyle zararı artırdığının gözetilmesi gerektiğini ve bu sebeple de parça bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, iş bu dilekçede açıkladıkları üzere davacının zararının karşılandığını, talep bakımından dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde davalı sigorta şirketine sigortalı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Komisyonu tarafından müvekkile ait aracın % 100 kusurlu olduğu yönünde hatalı bir değerlendirme yapıldığını, kusur ve hasar tespiti için delil tespiti dosyası ile rapor alındığını, alınan kusur raporunda tüm kusurun davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araca verildiğini, iddia ederek parça, tamir, giderme, işçilik masrafı, değer kaybı ve araç mahrumiyet kaybı talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; tespit dosyasında trafik bilirkişisinden alınan bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın kusurunun bulunmadığı, dosyada mevcut Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin (SBGM) müzekkere cevabı ekinde bulunan hasar dosyasında sigorta eksperi tarafından düzenlenen belgelerde kusur oranları davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü ...'ın % 0, davacı sürücü ...'ın % 100 olarak belirtilmiştir. Mahkemece yeniden kusur tespiti yoluna gidilmeden 07.02.2024 tarihli duruşmada delil tespiti dosyasında alınan 03.02.2023 tarihli kusur raporunun davalıya tebliğine karar verildiği, davalı vekilinin süresi içesinde işbu kusur raporuna itiraz ettiği, mahkemece 17.04.2024 tarihli duruşmada bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle rapora itirazın reddine karar verilerek, davalı sigorta şirketine sigortayı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu kabulü ile hüküm kurulmuştur. Mahkeme tarafından tespit dosyasında trafik bilirkişisinden alınan rapora itibar edilmiş ise de söz konusu rapor ile dosya içinde bulunan Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin (SBGM) müzekkere cevabı ekinde bulunan hasar dosyasında sigorta eksperi tarafından düzenlenen rapor arasında çelişki bulunmaktadır. O halde, mahkemece, kaza tespit tutanağı ve dosyadaki tüm raporlar dikkate alınarak, dosyanın Adli Tıp Kurumu, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Güvenliği Daire Başkanlığında görevli konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdii ile kazanın oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünde ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup kaldırılmasını gerektirmiştir. HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, kaldırma nedenine göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın (usulü kazanılmış haklara riayet edilerek) yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, kaldırma nedenine göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 07.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.