Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4618 E. , 2024/3730 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/4618 Karar No : 2024/3730 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adına asaleten ...., ..., ..., ..., ... ve ...'a velayeten ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ... MÜDAHİL(DAVALI YANINDA) : ... Valiliği / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, tarafla…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4618 E. , 2024/3730 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/4618 Karar No : 2024/3730 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adına asaleten ...., ..., ..., ..., ... ve ...'a velayeten ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ... MÜDAHİL(DAVALI YANINDA) : ... Valiliği / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından; 16/09/2010 tarihinde Hakkari ili, Merkez, ... köyü karayolunun 20. km'sinde ... plakalı aracın geçişi sırasında yola döşenen mayının patlaması sonucu yakınlarının ölümü ve yaralanması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık, ... için; eşi ...'ın vefatı nedeniyle 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 40.000,00 TL manevi tazminat, annesi ...'ın vefatı nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 15.000,00 TL manevi tazminat, kızı ...'ın yaralanması nedeniyle 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 30.000,00 TL) manevi tazminat, ... için; annesi ...'ın vefatı nedeniyle 45.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000,00 TL manevi tazminat, babaannesi ...'ın vefatı nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 5.000,00 TL manevi tazminat, ... için; annesi ...'ın vefatı nedeniyle 45.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000,00 TL manevi tazminat, babaannesi ...'ın vefatı nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 5.000,00 TL manevi tazminat, ... için; annesi ...'ın vefatı nedeniyle 45.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000,00 TL manevi tazminat, babaannesi ...'ın vefatı nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 5.000,00 TL manevi tazminat, ... için; annesi ...'ın vefatı nedeniyle 45.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 26.000,00 TL) manevi tazminat, babaannesi ...'ın vefatı nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 5.000,00 TL manevi tazminat, ... için; annesi ...'ın vefatı nedeniyle 45.000,00 TL (miktar artırımı ile 58.161,00 TL) destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 35.000,00 TL) manevi tazminat, babaannesi ...'ın vefatı nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 5.000,00 TL manevi tazminat, ... için; annesi ...'ın vefatı nedeniyle 45.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000,00 TL manevi tazminat, babaannesi ...'ın vefatı nedeniyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 5.000,00 TL manevi tazminat, kendi yaralanması nedeniyle iş gücü kaybına karşılık 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 752.000,00 TL) maddi tazminat, 15.000,00 TL (miktar artırımı ile 145.000,00 TL) manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Van 3. İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 12/04/2016 tarih ve E:2016/575, K:2016/1941 sayılı bozma kararına uyularak, olay öncesi istihbari bilgi bulunmasına rağmen gerekli güvenlik önlemlerinin alınmayarak güvenlik hizmetinin gereği gibi yürütülmediği, bu nedenle olayda hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, maddi tazminat yönünden; yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan hesap raporlarının hükme esas alınabilecek yeterlikte olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile, davacı ...'a eşinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararı karşılığı 2.596,40 TL, ...'a annesinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararı karşılığı 2.795,60 TL, ...'a annesinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararı karşılığı 11.498,78 TL, ...'a annesinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararı karşılığı 6.988,01 TL, ...'a annesinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararı karşılığı 26.918,78 TL, kendi yaralanması nedeniyle kalıcı iş gücü kaybı tazminatı karşılığı 701.891,74 TL, ...'a annesinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararı karşılığı 40.866,98 TL, ...'a annesinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararı karşılığı 57.604,82 TL olmak üzere toplam 851.161,11 TL maddi tazminatın idareye başvuru dilekçesinin idarenin kayıtlarına girdiği 12/11/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, davacı ...'ın annesinin, diğer davacıların babaannesinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararının bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat yönünden; davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile, davacı ...'a eşinin (...) vefatı nedeniyle 40.000,00 TL, annesinin (...) vefatı nedeniyle 15.000,00 TL, kızının yaralanması nedeniyle 25.000,00 TL, davacı ...'a annesinin vefatı nedeniyle 20.000,00 TL, babaannesinin vefatı nedeniyle 5.000,00 TL, davacı ...'a annesinin vefatı nedeniyle 20.000,00 TL, babaannesinin vefatı nedeniyle 5.000,00 TL, davacı ...'a annesinin vefatı nedeniyle 20.000,00 TL, babaannesinin vefatı nedeniyle 5.000,00 TL, davacı ...'a annesinin vefatı nedeniyle 20.000,00 TL, babaannesinin vefatı nedeniyle 5.000,00 TL, kalıcı iş gücü kaybına uğraması nedeniyle 100.000,00 TL, davacı ...'a annesinin vefatı nedeniyle 25.000,00 TL, babaannesinin vefatı nedeniyle 5.000,00 TL, davacı ...'a annesinin vefatı nedeniyle 35.000,00 TL, babaannesinin vefatı nedeniyle 5.000,00 TL olmak üzere toplam 350.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte adı geçen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, müteveffa ... ve ...'ın gelir durumlarının eksik hesaplandığı, ...'ın yöresel ürünler satarak ev bütçesine katkıda bulunduğu, ...'ın çocukların bakımı noktasında aileye katkıda bulunduğu, bu durumlar göz ardı edilerek zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğu, müvekkili ...'a kendi yaralanması sebebiyle hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz olduğu, aleyhe hükmedilen vekalet ücretinin yüksek olduğu iddialarıyla İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunmadığı, olay terör olayı olduğundan uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi gerektiği iddialarıyla İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın kısmen gerekçeli olarak onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacılar tarafından; 16/09/2010 tarihinde Hakkari ili, Merkez, ... köyü karayolunun 20. km'sinde ... plakalı aracın geçişi sırasında yola döşenen mayının patlaması sonucu yakınlarının ölümü ve kendi yaralanmaları nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalardır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, İdare Mahkemelerince bilirkişilik kurumuna başvurulması veya mevcut bilirkişi raporunun değerlendirilmesi zorunlu ise de; bilirkişilerce düzenlenen rapora her durumda uyulması zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, Mahkemece, raporun yetersiz ya da çelişkili görülmesi üzerine, aynı bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya başka bilirkişilere yeni bir inceleme yaptırılabileceği gibi; teknik bilgiye sahip bilirkişilerce ortaya konulan tespit ve veriler doğrultusunda (bu tespitler esas alınmak ve bu tespitlerle uyumlu olmak kaydıyla) re’sen bir sonuca varılabileceğinin de kabulü gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A. Temyize konu kararın; 1- ...'ın vefatı sebebiyle davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın maddi tazminat istemlerine ilişkin kısmının; 2- ...'ın vefatı sebebiyle davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın manevi tazminat istemlerine ilişkin kısmının; 3- ...'ın vefatı sebebiyle davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın manevi tazminat istemlerine ilişkin kısımlarının incelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın yukarıda belirtilen kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bununla birlikte, İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen kısımlar yönünden, dosyada bulunan Emniyet Genel Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı bilgi notunda, olay öncesinde söz konusu yolda terör örgütü mensuplarınca saldırı yapılacağına ilişkin istihbari bilgi bulunduğunun belirtilmesinin yanında, olayla ilgili olarak düzenlenen ... sayılı Fezlekede, olaydan önce geçici güvenlik korucularının mevzilendikleri mevzinin patlama noktasına 1400 m. mesafede bulunduğu ve noktanın mevziden çıplak gözle görülebildiği de belirtildiğinden, mevziye oldukça yakın bir noktada yolda saldırı yapılacağına ilişkin istihbari bilgi de bulunmasına rağmen idarece gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, bu nedenle olayda hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, davanın karara bağlanması gerekirken, olay öncesi istihbari bilgi bulunmasına rağmen gerekli güvenlik önlemlerinin alınmayarak güvenlik hizmetinin gereği gibi yürütülmediği, bu nedenle olayda hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle karar verilmesinde neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. B. Temyize konu kararın, ...'ın vefatı sebebiyle davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın maddi tazminat istemlerine ilişkin kısmının incelenmesi: İdare Mahkemesince hükme esas alınan 03/02/2020 havale tarihli hesap raporunda, müteveffa ...'ın yaşasaydı 10 paylık gelirinin 2'sini kendisine, 2'sini eşine ve kalanını çocuklarına ayıracağı, çocukların destekten yararlanma sürelerinin erkek çocuklarda 18, kız çocuklarda 22 yaşına geldiklerinde sona ereceği, ...'ın eşi ...'ın dava esnasında yeniden evlendiği, evlendiği eşinin ...'ın ölümünden sonra tanıma yoluyla soy bağı kurulan iki çocuğunun anneleri olduğu, bu nedenle yeniden evlenme tarihi olarak resmi kaydın değil ilk çocuğun doğum tarihinden (24/01/2013) 8 ay gerisinin (14/05/2012) kabul edilmesi ve destek zararının da bu tarihe kadar hesaplanması gerektiği belirtilerek davacılar için destekten yoksun kalma zararı hesabı yapılmıştır. Öncelikle hesap raporunda, davacılara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken desteğin vefat tarihinde hayatta olmaları kaydıyla bakiye ömürlerinin sonuna kadar anne ve babasına da pay ayıracağı hususu dikkate alınmamıştır. Bu paylaşım yapılırken desteğin kendisine 2 pay, eşine 2 pay (yeniden evlenmiş ise yeni evlilik tarihine kadar pay ayrılmalıdır.), çocuklarının her birine 1'er pay (destek süresi sona eren çocuk bakımından destek payı hesaplanmamalıdır.), anne ve babasına 1'er pay ayrılarak tazminat miktarının hesaplanması gerekirken, anne ve babaya pay ayrılmadan destekten yoksun kalma zararı hesabı yapılmasında hukuki isabet bulunmamaktadır. Ayrıca, ülkemiz şartları dikkate alındığında, belli bir gelire sahip ailelerin, rapor tarihi itibarıyla öğrenim gören çocuklarının kız-erkek ayrımı yapılmaksızın yüksek öğrenime devam edeceği, dolayısıyla 25 yaşını doldurduğu tarihe kadar destekten yoksun kaldıkları kabul edilmelidir. Buna göre, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... için yüksek öğrenime devam edecekleri varsayılarak 25 yaşına kadar destekten yoksun kalma zararı hesaplanması gerekirken, kız çocukları için 22, erkek çocukları için 18 yaşına kadar hesap yapılmasında da hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, ...'ın eşi ...'ın dava esnasında yeniden evlendiği tarih olarak resmi kaydın değil ilk çocuğun doğum tarihinden 8 ay gerisinin (14/05/2012) kabul edilmesi yönünden hükme esas alınan hesap raporunda hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bu karar üzerine İdare Mahkemesince yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenecek hesap raporunda, ...'ın destek ihtiyacının ortadan kalktığı tarihten itibaren (yeniden evlenme tarihi) adı geçenin payının tüm destek ihtiyacı bulunanlara dağıtılamayacağı, gruplar arası pay geçişi kuralı gereğince yalnızca çocuklarına dağıtılarak hesap yapılacağı da açıktır. C. Temyize konu kararın; davacı ...'ın kendi yaralanması sebebiyle talep ettiği maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi: İdare Mahkemesince hükme esas alınan 28/09/2018 tarihli sağlık kurulu raporunda, ...'ın "kronik travma sonrası stress bozukluğu" sebebiyle %42 oranında meslekte kazanma gücü kaybı bulunduğu belirtilmiştir. Ancak raporu düzenleyen uzmanlar arasında ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanının bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle, hükme esas alınabilecek yeterlikte olmayan sağlık kurulu raporuna ve bu rapora dayanılarak hazırlanan hesap raporu dikkate alınarak davacının maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Davacının gerçek engel oranının davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın takdirinde de rol oynayacağı açıktır. Bu itibarla İdare Mahkemesince, usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alındıktan sonra davacının maddi ve manevi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Ç. Temyize konu kararın; davacı ...'ın kızı ...'ın yaralanması sebebiyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi: Davacı ...'ın gerçek engel oranının davacı ...'ın kızının yaralanması nedeniyle talep ettiği manevi tazminatın takdirinde rol oynayacağı açıktır. Bu itibarla İdare Mahkemesince, usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alındıktan sonra davacı ...'ın manevi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; A. ...'ın vefatı sebebiyle davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın maddi tazminat istemlerine ilişkin kısmının, ...'ın vefatı sebebiyle davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın manevi tazminat istemlerine ilişkin kısmının ve ...'ın vefatı sebebiyle davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın manevi tazminat istemlerine ilişkin kısımlarının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, B. ...'ın vefatı sebebiyle davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın maddi tazminat istemlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA, C. Davacı ...'ın kendi yaralanması sebebiyle talep ettiği maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, Ç. Davacı ...'ın kızı ...'ın yaralanması sebebiyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.