Başvuru, kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ve aile hayatına saygı hakkının, hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutma nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ve aile hayatına saygı hakkının, hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutma nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 28/1/2020 ve 14/10/2020 tarihlerinde yapılmıştır. Komisyon, başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin 29/1/2020 tarihli kararıyla ilgili bilgi ve belgeler toplandıktan sonra yeniden değerlendirilmek üzere başvurucunun ülkesine sınır dışı edilmesine dair işleminin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. 2020/31940 numaralı bireysel başvuru dosyasının hukuki irtibat nedeniyle 2020/3856 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2020/3856 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden devam etmesine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1987 doğumlu olup Irak Cumhuriyeti vatandaşıdır. Başvurucu 2017 yılında Türkiye'ye yasal olmayan yollardan giriş yapmıştır. Sakarya Valiliği tarafından başvurucuya 4/10/2019 ile 4/4/2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere uluslararası koruma belgesi verilmiştir. Başvurucu, DAEŞ terör örgütüne üye olma suçlamasıyla 15/10/2019 tarihinde tutuklanmış; 12/11/2019 tarihinde tahliye edilmiştir. Başvurucu hakkında Çorum Valiliğinin 20/11/2019 tarihli kararıyla 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca sınır dışı etme ve idari gözetim altına alma kararları tesis edilmiştir. Başvurucu sınır dışı etme kararının iptali istemiyle 28/11/2019 tarihinde Çorum İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde özetle, sınır dışı etme kararına ilişkin tebliğ işlemlerinin vekile yapılmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, DAEŞ üyeliği şüphesiyle iade edilmesi hâlinde idam cezasına mahkûm edilebileceğini belirtmiştir. Başvurucu, İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesi üzerine 28/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş; başvurusuyla birlikte sınır dışı etme kararının tedbiren durdurulmasını talep etmiştir. İdare Mahkemesinin 11/6/2020 tarihli kararıyla başvurucunun açtığı dava kesin olarak reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "... Irak uyruklu olan davacının 07/11/2017 tarihinde yasal olmayan yollardan Türkiye'ye giriş yaptığı, uluslararası koruma başvurusu yaptığı 02/10/2018 tarihine kadar da Türkiye'de yasa dışı kalmaya devam ettiği, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/24456 sayılı dosyasında DEAŞ terör örgütüne üye olmak suçlaması ile hakkında soruşturma başlatıldığı, dosya mevcudunda yer alan iddianamede, davacı hakkında edinilen istihbari bilgilere ve Irak Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Al Anbar Vilayeti Harekat Teşkilatının DEAŞ terör örgütü mensubu şahısların yakalanması amacıyla çıkarılmış olabileceği değerlendirilen 73 adet yakalama kararı arasında yer alan davacı hakkındaki emniyet fezlekesine de yer verildiği, davacının 14/10/2019 tarihinde Sakarya İl Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesinde söz konusu yakalama kararının kendisi hakkında düzenlendiğini ve evrak içeriğinde kendisiyle ilgili olarak DEAŞ ile alakalı şikayette bulunulduğunu anladığını beyan ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, devletlerin kendi hükümranlık hakları kapsamında hakkında şüphe bulunan yabancıyı sınır dışı edebilmek hususunda geniş takdir yetkisinin bulunduğu göz önüne alınarak, davacının kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından tehlike oluşturduğu gerekçesiyle sınır dışı edilmesi yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Öte yandan, davacı tarafından sınırdışı edilmesi durumunda yaşam hakkının tehlikeye gireceği iddiasında bulunulmuş ise de, ortada bu iddianın ciddi görülmesini mümkün kılacak herhangi bir somut verinin bulunmadığı dikkate alındığında bu iddiaya itibar edilmemiştir..." Başvurucu, anılan kararın 6/10/2020 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek 14/10/2020 tarihinde ikinci kez bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-