4. Hukuk Dairesi 2024/1612 E. , 2024/3040 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/671 D.İş - 2021/671 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2021/26778 DAVACILAR : 1-... 2-... 3-... Kılıç vekili Avukat ... BAŞVURU TARİHİ : 17.03.2021 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kısmen Kabulüne/Tarafların İtirazlarının Reddine SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/72897 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetinc
**4. Hukuk Dairesi 2024/1612 E. , 2024/3040 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/671 D.İş - 2021/671 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2021/26778 DAVACILAR : 1-... 2-... 3-... Kılıç vekili Avukat ... BAŞVURU TARİHİ : 17.03.2021 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kısmen Kabulüne/Tarafların İtirazlarının Reddine SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/72897 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara taraf vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince tarafların itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 21.07.2019 tarihinde, davacılardan ... ve ...in kızları ve davacı ... Kılıç'ın annesi olan desteğin, yolcu olduğu aracın tek taraflı trafik kazası yapması neticesi vefat ettiğini, müvekkillerinin bu kazada desteklerini kaybettiğini, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin zararı karşılamadığını, bakiye zararın tazmini için sigorta şirketine başvuru yapıldığı ancak olumlu yanıt verilmediğini iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, anne ... için 5.000,00 TL, baba ... için 2.600,00 TL, çocuk ... için 2.600,00 TL olmak üzere toplam 10.200,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bu taleplerini anne ... için 40.319,04 TL, baba ... için 22.394,87 TL, çocuk ... için 33.565,02 TL olmak üzere toplam 96.278,93 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme yapıldığından davalı ... şirketinin sorumluluğu kalmadığını, annenin başkaca çocuğu bulunduğunu ve bunun da hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, emniyet kemeri takmadığından müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, TRH-2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz ile hesap yapılması gerektiğini, hakeme başvuru tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, başvuru sahibi lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini savunarak talebin reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, anne Sevim için 5.933,80 TL, baba Şaban için 4.717,54 TL, çocuk Belinay için 15.000,13 TL destekten yoksun kalma tazminatının 22.02.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacılar vekili itiraz dilekçesinde; aktüer raporunun TRH-2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz yöntemine göre düzenlendiğini, hesaplamanın progresif rant yöntemine göre yapılması gerektiğini, ek bilirkişi raporu alınmakla birlikte tebliğ edilmediğini, müterafik kusur indirimi uygulanmasının hatalı olduğunu, hesaplamanın hatalı olduğunu, emniyet kemeri takılmadığının belirli olmadığını, davayı ıslah etmediklerini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz talep etmiştir. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda hak sahibi çocuk için 3 yıl fazla hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, destek oranlarının Yargıtay kararlarına göre yüksek hesaplandığını, bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediğini, hatalı ve hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini belirtilerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan aktüer raporunda TRH-2010 Yaşam Tablosu ve teknik faiz ile yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, davacının bu yöndeki itirazlarının kabulünün mümkün bulunmadığı, davalının yaptığı itirazlara ilişkin ek rapor alındığı, ek raporda bu itirazların karşılandığı, alınan raporun yasal mevzuata, güncel yargı kararlarına uygun, ayrıntılı, karşılaştırmalı ve denetlebilir olduğunu, bu nedenle hesaplamaya yapılan itirazların reddedildiği, müterafik kusur indirimi yapılmasında ve indirim ile hesapta hata bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacı Şaban ve Belinay için kararın kesin olmadığını, talepleri hakkında hiç karar verilmediğini, tüm karar yönünden temyiz incelemesi yapılması gerektiğini, ek rapor tebliğ edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, karara dayanak yapılan bilirkişi raporu tebliğ edilmeden karar verildiğinden kararın bozulması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, sundukları deliller incelendiğinde aracın ağır bir kaza geçirdiğinin, takla attığının, müteveffanın su kanalında bulunduğunun ancak aracın da su kanalında olduğunun, aracın hali görülünce emniyet kemeri takılmamasının zararın oluşmasında bir etkisi olmadığının görüleceğini, kaza tespit tutanağında da emniyet kemerinin belirsiz olduğunu, sırf müteveffa su kanalında diye emniyet kemeri takmadığının düşünülmesinin doğru olmadığını, TRH-2010 Yaşam Tablosu ve prograsif ranta göre hesap yapılması gerektiğini, hesaplamanın hatalı olduğunu, önce kısmi ödemenin düşülerek kalan rakamdan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, belirsiz alacak davası açtıklarını, ıslah haklarının saklı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; desteğin kızının 25 yaşına kadar destek alacağı yönündeki kabulün hatalı olduğunu, 22 yaşına kadar destek alacağı kabul edilerek hesap yapılması gerektiğini, destek oranlarının yüksek hesaplandığını, müteveffanın bir çocuğu daha olacağı ihtimali ile hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinin dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacı vekilinin bilirkişi raporundaki hesaba yönelik itirazı bulunmasına, talep artırırken fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasına ve kararı hesap yöntemine ilişkin temyiz etmiş olmasına ve bu nedenlerle kararın davacılar yönünden kesinleşmemesine göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Trafik kazasında desteğini yitiren ve destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin ve desteğin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Diğer yandan; Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih - 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile KTK'nun 90 ıncı maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir. Somut olayda; davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanması için alınan ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından da karara esas kabul edilen aktüer raporunda; TRH-2010 Yaşam Tablosu'na göre ve % 1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapıldığı; Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından bu hesaba göre karar verildiği görülmektedir. Daire içtihatları gereği, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu'nun kullanılması yerinde olmakla birlikte % 1,8 teknik faiz ve işleyecek devre bakımından "devre başı ödemeli belirli süreli rant" yöntemi kullanılması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacılar için, TRH-2010 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılması gerektiği dikkate alınmak suretiyle, bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının davacılar yararına BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 25.03.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Borçlar kanunu haksız fiil tazminatını düzenlerken (TBK 49 ve devamı maddeleri) zararın ispatı ve belirlenmesinin (50 nci md.) nasıl olacağını açıklamış, tam olarak ispat edilememesi halinde hakimin bu zararı belirleyeceğini öngörmüştür. Zarar belirlenirken bir takım veriler kullanılacaktır. (Türüne göre zararın kapsamı- gelir -kusur- ödeme varsa vs.) Ayrıca haksız fiil sorumlusu tarafından ödemenin denkleştirici adalet gereği zarardan düşürülmesi gerekecektir. Bütün bu hesaplamalar (zararın belirlenmesi) HMK 266 ncı md. uyarınca genellikle bilirkişi marifetiyle olacaktır. Hakim önüne gelen zarardan somut olaya ve savunmaya göre (hatır taşıması) zararı artırıcı nedenler varsa (müterafik kusur) bununla ilgili bilgi ve belgeleri değerlendirip kendisi tazminatı belirleyecektir. 6098 sayılı TBK'nın 51 inci maddesi "tazminat ve belirlenmesi" 52 nci maddesi ise "tazminatın indirilmesi" ile ilgilidir. Bu maddelerin gerekçelerine bakıldığında bizzat hakimin değerlendireceği konulardır. Zararın belirlenmesi sırasında TBK'nın 51-52 maddeleri uygulanarak bilirkişiden rapor alırsak hakimin takdirinde olan hususlarda bilirkişi raporuna değer vermiş oluruz. Bu husus tazminat hukuku eserlerinde de (M. Reşit Karahasan) incelenmiş, zarar ile tazminat arasındaki fark şu biçimde açıklanmıştır. "Borçlar hukukunda zarar ve tazminat kavramlarının ayrı ayrı yeri ve sonuçları vardır. Zarar, malvarlığındaki eksilmeyi, tazminat ise sorumluluğun kapsamını tespit eder. Bu nedenle tazminat zarar miktarına eşit olabileceği gibi, ondan eksik de olabilir. BK 43-44 maddeleri ile getirilen düzenleme sorumlunun zararı ne ölçüde yükleneceğini belirlemek içindir. Bu nedenle davalı ödemesi de göz önünde tutularak zarar kesin olarak belirlendikten sonra BK 43-44 maddelerinin somut olay içinde tartışılması ve araştırılması gerekir. Şayet olay içinde belirtilen yasa hükümlerine uygun indirim sebeplerinin varlığı tespit edilirse tazminat, başka bir deyişle hükmedilecek miktar zarardan az olacaktır." 17. ve 4. H.D önceki içtihatları da bu yöndedir. Somut olayda; hakem heyeti tarafından tazminat hesabında önce % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı, bulunan tutar üzerinden de davalının önceki ödemesinin güncellenmiş tutarı düşülerek sonuç tazminatın belirlendiği görülmektedir. Oysa, açıklanan nedenlerle, hesap edilen tazminattan öncelikle davalının ödemesinin güncellenmiş tutarının düşülmesi, ardından da müterafik kusur indirimi yapılması ile bulunacak sonuç tazminat için kabul kararı verilmesi gerektiği ve İtiraz Hakem Heyeti kararının davacılar yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun davacılar vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazlarının reddine ilişkin (1 numaralı bentteki) kararına katılmıyorum.