4. Hukuk Dairesi 2009/10072 E. , 2010/5030 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 27/04/206 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafında…
**4. Hukuk Dairesi 2009/10072 E. , 2010/5030 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 27/04/206 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur. Davacılar, davalı sürücünün tamamen kusurlu eylemi nedeniyle meydana gelen trafik kazası nedeniyle desteğin yaşamını yitirdiğini belirterek, davalıların maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemişlerdir. Davalılar ise, haksız yere açılan davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, trafik polisi olarak görev yaptığı sırada başka bir trafik kazasına müdahale eden desteğin olayda kusuru bulunmadığı benimsenerek, desteğin aldığı son maaş üzerinden hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı kabul edilmiş; kanıt sunulmadığı gerekçesiyle cenaze giderlerine ilişkin istem reddedilmiştir. Borçlar Yasası'nın 45/1. maddesinde, bir kimsenin ölmesi durumunda zararın özellikle defin giderlerini içerdiği belirtilmiştir. Borçlar Yasası'nın 42. maddesi gereğince de, zararın varlığını ve tutarını kanıtlamak zorunda olan davacının, zararın gerçek tutarını kanıtlamakta zorlandığı veya kanıtlanmasının davacıdan beklenemeyeceği durumlarda yargıç, işlerin olağan gidişini gözeterek zarar tutarını kendiliğinden belirler. Burada yargıca verilen bir yetkinin ötesinde bir görevin de bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır. Davalıların kusurlu eylemi nedeniyle yaşamını yitiren desteğin cenazesi kaldırıldığına göre bunun için yapılacak defin giderinin, işlerin olağan gidişi gözetilerek belirlenmesi; bu bağlamda, belediye veya müftülükten sorularak belirlenecek uygun düzeyde bir cenaze giderinin davalılardan alınmasına karar verilmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle, cenaze ve defin giderlerine ilişkin istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 3-Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayda; 22 yaşında yaşamını yitiren desteğin davacılara olan yakınlığı, davalı yanın % 100 kusurlu bulunması ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı anne ile baba yararına takdir edilen manevi tazminat tutarları azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2 ve 3 ) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA;öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/04/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.