23. Hukuk Dairesi 2015/4932 E. , 2016/2214 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVALILAR : 1- ... 2- . ... Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir. Temyize konu karar niteliği gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikt…
**23. Hukuk Dairesi 2015/4932 E. , 2016/2214 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVALILAR : 1- ... 2- . ... Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir. Temyize konu karar niteliği gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, davalı borçlu ... sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattıklarını, bu takip ile borçlu adına kayıtlı ... plakalı araca haciz konulduğunu, diğer davalı şirketin ise bu araç üzerine... sayılı dosyası üzerinden 02.08.2012 tarihinde haciz koyduğunu, davalıya ait takipte borçlu ile anlaşarak sürelerden feragat edilerek takibin kesinleştirildiğini, davalı alacağının gerçek olmadığını ileri sürerek, davalıya ayrılan payın müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyasına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarihin önem taşıdığı, sıra cetvelinde alacağı 1. sırada bulunan davalının 02.08.2012 tarihinde icra takibi yaptığı, İİK’nın 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulduğu, ispat yükü kendisinde olan davalı şirketin ticari defterleri incelendiğinde aralarında borç ilişkisinin bulunduğu, davacının 26.11.2012 tarihinde borçlu aleyhine takip başlattığı, 18.12.2012 tarihinde haciz yapıldığı, muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşımadığı, İİK’nın 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulması, tek başına muvazaayı gösteren vakıalar olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraza ilişkindir. Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia, kural olarak, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri noktasındadır. Bunun için muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarih önem taşır. Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Takip işlemlerinin hızlandırılması, İİK’nın 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulması, tek başına muvazaayı gösteren vakıalar değildir. .../... S.2