DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2940 E. , 2024/1470 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2940 Karar No : 2024/1470 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1-... Bakanlığı (Eski: ... Bakanlığı ) VEKİLİ : Huk. Müş. ... 2-... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 3-... Kaymakamlığı 4-... Valiliği VEKİLLERİ: Av. ... DİĞER DAVALILAR : 1-... Bakanlığı VEKİLİ: I. Hukuk Müşaviri Yrd. ... 2-... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI):... VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2940 E. , 2024/1470 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2940 Karar No : 2024/1470 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1-... Bakanlığı (Eski: ... Bakanlığı ) VEKİLİ : Huk. Müş. ... 2-... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 3-... Kaymakamlığı 4-... Valiliği VEKİLLERİ: Av. ... DİĞER DAVALILAR : 1-... Bakanlığı VEKİLİ: I. Hukuk Müşaviri Yrd. ... 2-... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI):... VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/01/2023 tarih ve E:2019/6330, K:2023/73 sayılı kararının; ... Bakanlığı, ... Valiliği ve ... Kaymakamlığı tarafından iptale ilişkin kısmının, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ise aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının servis şoförlüğü yapmasının yasaklanmasına ilişkin ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işlemi ile anılan işlem uyarınca servis şoförlüğü yapmasının mümkün olmadığı hususunun bildirilmesine ilişkin ... Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı işleminin, bu işlemin kaldırılmasına yönelik itirazın reddine ilişkin ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin ve anılan işlemlere dayanak oluşturan Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9/1-b bendinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/01/2023 tarih ve E:2019/6330, K:2023/73 sayılı kararıyla; 25/10/2017 tarih ve 30221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden; Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile Anayasa'da yer alan çocukların korunmasına dair tedbirler çerçevesinde, Türk Ceza Kanunu uyarınca kimlerin servis şoförü olamayacağına yönelik olarak düzenleme yapıldığı, çocukların taşınması ile ilgili her türlü faaliyetin hassasiyet ve duyarlılık içinde yürütülerek taşıma güvenliğinin sağlanmasının önem taşıdığı, bu itibarla, okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevlerine giden çocukların taşınmasına dair faaliyetin düzenli ve güvenli hale getirilmesi amacıyla, kamu yararı ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak tesis edilen dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık görülmediği, Davacının servis şoförlüğü yapmasının yasaklanmasına ilişkin ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile anılan işlem uyarınca servis şoförlüğü yapmasının mümkün olmadığı hususunun bildirilmesine ilişkin... Ortaokulu Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı işlemi ve bu işlemin kaldırılmasına yönelik itirazın reddine ilişkin ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün ...tarih ve ... sayılı işlemi yönünden; Somut olayda; davacının ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla, 07/09/1996 tarihinde işlediği 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanuna Muhalefet suçundan 1.477,000,00-TL ağır para cezasına mahkum olduğu ve anılan mahkumiyet kararı gerekçe gösterilmek suretiyle dava konusu bireysel işlemlerin tesis edildiği, ayrıca anılan hükümlülüğü nedeniyle davacının memnu hakların iadesi istemiyle yaptığı başvuru üzerine ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarihli ek kararı ile 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi gereğince davacının memnu haklarının iadesine karar verildiğinin görüldüğü, Memnu hakların iadesi kurumunun, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 121 ilâ 124 ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 416 ve 420. maddelerinde düzenlendiği, ancak, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda memnu hakların iadesi kurumuna yer verilmediği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde güvenlik tedbiri olarak düzenlenmekle beraber, bu hak yoksunluklarının cezanın infazının tamamlanmasıyla birlikte sona ereceğinin kabul edildiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun benimsediği yaptırım teorisi gereği sürekli hak yoksunluğu kabul edilmediği için ne bu Kanun'da ne de 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda sürekli hak yoksunluğu ile ilgili herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, ancak Avukatlık Kanunu'nda olduğu gibi diğer bazı kanunlarda öngörülen sürekli hak yoksunluklarının hüküm ifade etmeye devam etmeleri nedeniyle, bu konuda tekrar bir düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya çıkması ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile 13/A maddesi eklenmek suretiyle özel kanunlarda düzenlenen bu hak yoksunluklarının ortadan kaldırılması için yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması, eski ifadesiyle memnu hakların iadesi müessesesinin getirildiği, İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin, toplumda belli hakları kullanmaktan yoksun bırakıldığı, ancak, bu yoksunluğun, kural olarak, mahkûm olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği, cezanın infazı, kişinin işlediği suçtan dolayı etkin pişmanlık duymasını, yeniden topluma kazandırılmasını gerektirdiğine göre; cezasını çekmiş olan kişinin artık toplumla barışmış, suç işlemekle kaybettiği toplumsal güveni geri kazanmış olması gerektiği, bu bakımdan, benimsenen yaptırım sisteminde, belli bir suçu işlemekten dolayı hükmedilen cezai mahkûmiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğunun söz konusu olmadığı, Bu bağlamda; 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanunun 38. maddesi ile eklenen "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 13/A maddesinde; "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği, bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması ve kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerektiğinin düzenlendiği, Öte yandan; Danıştay kararlarında, "Memnu hakların iadesi kararı"nın, ister Türk Ceza Kanunu'ndan, ister özel bir yasadan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran bir karar olarak tanımlandığı ve memnu hakların iadesinin ilgiliye kullanılması menedilen hakları kullanma yetkisi verdiğinin kabul edildiği, Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; ceza hukukundaki memnu hakların iadesi müessesesi dikkate alındığında, süresiz bir hak yoksunluğundan söz edilemeyeceğinin anlaşıldığı, dava konusu bireysel işlemlere esas teşkil eden mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak 12/11/2018 tarihinde davacı hakkında memnu hakların iadesi kararı verildiği ve davacı hakkında verilen mahkumiyet kararından kaynaklanan hak yoksunluklarının memnu hakların iadesine karar verilmesiyle ortadan kalktığı görülmüş olup, buna göre dacının mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak memnu haklarının iadesine karar verildiği hususu ile mahkumiyet kararına konu eylemi ve maddi olay göz önünde bulundurulduğunda, davacının servis şoförlüğü yapmasına engel bir halinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu bireysel işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı, Diğer taraftan, dava konusu bireysel işlemler hakkında verilen işbu kararın, davacının okul servis araçlarında şoförlük yapmasına engel olarak gösterilen mahkumiyet kararından kaynaklanan yasaklılık ve ehliyetsizlik halini ortadan kaldırdığı, ancak doğrudan ... Ortaokulu Müdürlüğünde servis şoförü olarak çalışması sonucunu doğurmayacağının da açık olduğu gerekçesiyle, bireysel işlemlerin iptaline, düzenleyici işlem yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, bakılan davada iptal hükmü kurulan bireysel işlemlerin taraflarınca tesis edilmemesi nedeniyle aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülmüş, davalı idarelerden ...Valiliği ve ... Kaymakamlığı tarafından, davacı hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesince kaçakçılık suçunu istediğinden bahisle verilen mahkumiyetin, davacının servis şoförlüğü yapmasına engel teşkil ettiği, tesis edilen dava konusu bireysel işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş, davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, davacının Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9 maddesinde yer alan şartı sağlamadığı, memnu haklarının iadesi kararının, davacıya bir hak bahşetmeyeceği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün... tarih ve E:... sayılı yazısıyla ... Ortaokulu Müdürlüğünden, okulda servis şoförlüğü ve rehber personellik görevi yapanlardan suç kayıtları olanların ilgili mahkeme kararları istenilmesine rağmen, davacı hakkındaki mahkeme kararını teslim etmemiş, bunun üzerine...Ortaokulu Müdürlüğü tarafından davacının görevine son verilmiştir. Devam eden süreçte, ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün... tarih ve E... sayılı yazısı ile Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 5. maddesi ile 9. maddesinde belirtilen suçlardan kayıtlarının bulunduğu tespit edilen kişilere ait isim listesinin gönderildiği ve okullarda çalışacak personelin işe başlama aşamasında ekteki listenin kontrol edilmesi suretiyle Yönetmelik'in anılan maddeleri doğrultusunda değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiş, davacı, adli sicil kaydı ve adli sicil arşiv kaydının bulunmadığına ilişkin belgeyi sunarak 30/04/2019 tarihli dilekçeyle servis şoförü olarak görev yapma istemiyle okul müdürlüğüne başvuruda bulunmuş, anılan başvuruya istinaden İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı yazısı gereğince davacının servis şoförlüğü yapmasının mümkün olmadığına ilişkin bila tarih ve ... sayılı ... Kaymakamlığı ... Ortaokulu Müdürlüğü işlemi tesis edilmiş, bunun üzerine davacı tarafından 15/05/2019 tarihli dilekçeyle, anılan karara karşı ...İl Milli Eğitim Müdürlüğüne itirazde bulunulmuş, ...İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ilgi gösterilerek ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işlemi ile davacının Yönetmelik'te belirtilen şartları taşımadığı gerekçesiyle göreve iadesinin uygun bulunmadığı belirtilmiş, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun "Yönetmelik" başlıklı 34. maddesinde, bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde, taşıma işlerinde çalışan şoför ve diğer görevlilerde aranacak şartlar ve niteliklerini düzenleyen yönetmeliğin Bakanlıkça hazırlanarak Resmî Gazete'de yayımlanacağı düzenlenmiştir. 25/10/2017 tarih ve 30221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin "Taşıma işlerinde çalışanların şartları, görev ve sorumlulukları" başlıklı 9. maddesinde "(1) Okul servis araçlarını kullanan şoförler; a) 26 yaşından gün almış ve 66 yaşından gün almamış olmak, b) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş ve affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile; 1) Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamış olmak veya bu suçlardan hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş bir kovuşturma bulunmamak. 2) Türk Ceza Kanununun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226 ve 227 nci maddelerindeki suçlardan mahkum olmamış olmak veya bu suçlardan hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş bir kovuşturma bulunmamak, zorundadır. ..." hükmüne yer verilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53/1. maddesinde, "Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…) , c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılır."; aynı maddenin 2. fıkrasında, "Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz." hükümlerine yer verilmiştir. 01/06/2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Adli Sicil Kanunu'na 19/12/2006 tarih ve 26381 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 38. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin 1. fıkrasında, "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir." hükmü; aynı maddenin 3. fıkrasında ise, "Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir." kuralları bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Daire kararında, dava konusu edilen Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9/1-b bendinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan kısma karşı temyiz isteminde bulunulmadığından, Daire kararının, "davanın reddine" ilişkin kısmı kesinleşmiştir. Daire Kararının iptale ilişkin kısmına gelince; Memnu hakların iadesi, 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde ve halen 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı kısıtlılık hallerinden kaynaklanan süreli veya süresiz hak yoksunluklarının belli şartlarda sona erdirilmesine yönelik olarak getirilmiş bir müessesedir. Dolayısıyla, memnu hakların iadesi, mahkumiyet kararını ortadan kaldıran değil, yalnızca yasaklanmış bazı hakların iadesine yönelik bir karardır. Davacının, servis şoförlüğü yapmasının yasaklanmasına ilişkin dava konusu bireysel işlemin dayanağı olan ve davacı tarafından iptali istenilen Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, okul servis araçlarını kullanan şoförlerin Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûmiyeti olmaması şartı yer almaktadır. Bakılan uyuşmazlıkta; davacının, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanuna Muhalefet suçundan 1.477,000,00-TL (eski para birimi) ağır para cezasına mahkum olduğu ve bu cezanın kesinleştiği, davacı tarafından, memnu hakların iadesi talebiyle başvuru yapılması üzerine ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ek kararıyla davacının "Yasaklanmış Haklarının Geri Verilmesine" karar verildiği görülmüştür. Memnu hakların iadesi kararı, kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldırarak, ilgiliye kullanılması men edilen hakları kullanma yetkisi vermekte, ancak Yönetmelik'in dava konusu 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde aranan koşullardan biri olan "kaçakçılık suçundan dolayı mahkum olmama" durumunu ortadan kaldırmamaktadır. Anılan maddede, sayılan suçlardan dolayı hüküm giymiş bulunanların servis şoförlüğü yapamayacağı hükme bağlanmış olup; uyuşmazlıkta, memnu hakların iadesi kararının, söz konusu suçtan dolayı mahkumiyet kararı bulunan davacı yönünden, Yönetmelik'te aranan koşulları sağlama bakımından bir hak doğurmayacağı açıktır. Bu itibarla, temyize konu Daire kararının, bireysel işlemlerin iptaline ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin temyiz istemine gelince; Daire kararının iptale ilişkin kısmı bozulduğundan ve Daire tarafından bozma üzerine yeni bir karar verileceğinden, davalı idarenin vekalet ücreti yönündeki temyiz isteminin bu aşamada karara bağlanmasına gerek görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığı, ...Valiliği ve ... Kaymakamlığının temyiz isteminin kabulüne; 2. Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/01/2023 tarih ve E:2019/6330, K:2023/73 sayılı bireysel işlemlerin iptaline, düzenleyici işlem yönünden ise davanın reddine ilişkin kararının; iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 11/09/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizince Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, kararın bu kısmının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.