Başvurucu, 8/10/2007 tarihinde Karşıyaka İş Mahkemesinde açtığı alacak davasının reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle, Anayasa'nın 10. , 35. , 36. , 49. , 53. ve 55. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, 8/10/2007 tarihinde Karşıyaka İş Mahkemesinde açtığı alacak davasının reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle, Anayasa'nın , , , , ve maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur. Başvuru, 24/1/2013 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön inceleme neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 18/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/9/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 23/6/1986 tarihinden itibaren Çukurova A.Ş.’de işçi olarak çalışmakta iken anılan şirket 26/11/2001 tarihinde başka bir şirket tarafından devralınmış ve faaliyetine Ege Çelik Endüstri San. Tic. A.Ş. unvanı altında devam etmiştir. 10/9/2002 tarihinde başvurucunun iş akdi feshedilmiş, ardından başvurucu 11/9/2002 tarihinde asıl işverene bağlı olarak taşeron şirkette çalışmaya başlamış, 11/10/2002 tarihinde tekrar asıl işveren nezdinde işe başlamıştır. Başvurucu, 1986-2002 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz olarak çalıştığını, bağlı olduğu Sendikaya aidat ödemek suretiyle Toplu İş Sözleşmesi (TİS) hükümlerinden yararlandığını, 2002 yılında davalı şirket tarafından, ücretini düşürmek için iş akdi kendisi tarafından feshedilmiş gibi gösterilerek taşeron kayıtları üzerinden kısa bir süre çalışmış olarak gösterildiğini, daha sonra tekrar davalı şirket kayıtlarına geçirildiğini, davalı işverenin bu muvazaalı işlemi, işten çıkarma tehdit ve baskısı altında gerçekleştirdiğini, muvazaalı işlem sonrası işverenin asgari ücret ödemeye başladığını ve TİS'in orantısal zamlarını asgari ücrete uyguladığını ileri sürerek, 8/10/2007 tarihinde Karşıyaka İş Mahkemesinde Ege Çelik Endüstri San. ve Tic. A.Ş. aleyhine alacak davası açmış, ücret alacağı, fazla çalışma ücreti alacağı farkı, ikramiye ve gece çalışma ücreti farkı yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 000,00 TL'nin faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Yargılama sürerken, 14/2/2009 tarihinde başvurucunun iş akdi işveren tarafından feshedilmiştir. Başvurucu, iş akdinin feshedilmesi üzerine, 6/3/2009 tarihinde Karşıyaka İş Mahkemesinde Ege Çelik Endüstri San. ve Tic. A.Ş. aleyhine işe iade istemiyle dava açmış, Mahkeme, 13/7/2010 tarih ve E.2009/134, K.2010/708 sayılı kararla; davalının, kısa çalışma ödeneği başvurusu sonuçlanmadan önce davacıyla birlikte 134 kişinin iş akdine son verdiğini, toplu iş sözleşmesi fark alacakları için işveren aleyhine dava açan işçiler ile açmayan işçiler arasında dolaylı ayrımcılık yapıldığını, işverenin iyi niyetli olmadığını ve fesihten önce başvurulabilecek daha hafif tedbirlere başvurmadığını belirterek, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 20/9/2010 tarih ve E.2010/36275, K.2010/24371 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. Alacak davasına ilişkin yargılamada Karşıyaka İş Mahkemesi, 12/5/2010 tarih ve E.2007/633, K.2010/373 sayılı kararla, “davacının olayın üzerinden yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra ileri sürdüğü irade fesadına yönelik iddiasının, irade fesadının ileri sürülmesi için bir yıllık süre öngörmüş olan Borçlar Kanunu'nun maddesi göz önünde bulundurulduğunda kabul edilemeyeceği, davacının muvazaalı olduğunu iddia ettiği işlemin tarafı olduğu düşünüldüğünde muvazaa hükümlerinin de uygulanamayacağı, ayrıca söz konusu işlemin 2002 yılında gerçekleşmiş olup, dava tarihine kadar öngörülen yeni ücretler bakımından davacının herhangi bir itirazi kayıt ileri sürmediği, bu süre zarfında birkaç TİS'in imzalandığı, bu hususun TİS hükümlerinde dahi düzenlenmediği, dolayısıyla TİS’te olması gereken düzen ilkesi gereği davacının önceye dayanan iddialarından vazgeçtiği ve kurulan yeni iş şartlarını kabul ettiği, TİS hükümlerine dayalı fark alacaklarını talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 7/11/2012 tarih ve E.2010/27886, K.2012/36540 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. Karar, 25/12/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 24/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi ve maddesinin (1) numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası, maddesinin birinci fıkrası ve maddesi, 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesi.