Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1255 E. , 2024/3568 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1255 Karar No : 2024/3568 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Uluslararası Liman İşletmeciliği Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedi…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1255 E. , 2024/3568 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1255 Karar No : 2024/3568 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Uluslararası Liman İşletmeciliği Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kocaeli ili, Derince ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... işletmesi Mevkiinde, davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Rıhtım, Dip Tarama, Granüler ve Kimyasal Depolama Tankı İlavesi" projesi hakkında verilen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; proje alanının, doğal bitki örtüsü alanı, ekili alanlar, hayvancılık alanları, yer altı ve yer üstü su alanları içerisinde kalmadığından, projenin toprak yapısını ve hayvanlar için doğal hayatı olumsuz etkilemeyeceği, ÇED Raporunda incelenen projenin çevresel etkilerinin yeterli olduğu, çevre üzerinde meydana getirilecek etkilerin, verilen taahhütler dikkate alındığında çevre mühendisliği açısından kabul edilebilir seviyede olduğu, limanda yapılan kapasite artışı ve dip tarama faaliyetinin deniz trafiği üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak ilave bir risk oluşturmayacağı, dip tarama ve denize boşaltım projesinin tolere edilebilir düzeyde çevresel etkilerle birlikte proje alanı deniz ekosistemi ve su ürünleri açısından uygun olduğu dikkate alındığında, davaya konu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik olduğu, proje kapsamında yapılması planlanan 11 adet kimyasal depolama tankının çevresel etkilerinin bilirkişi raporunda değerlendirilmediği, bilirkişi raporunda deniz trafiğinin etkilenmeyeceğine yönelik tespitin gerekçesine yer verilmediği, biyolojik çeşitlilik açısından yapılan değerlendirmede, dip tarama faaliyeti neticesinde çıkacak atığın Tuzla Döküm Alanı'na döküleceğinden bahsedilerek, bu konunun tolere edilebilir nitelikte olduğu yolunda bilirkişi görüşünün yerinde olmadığı, aynı alanda birçok projenin kümülatif etkisinin ele alınması gerektiği halde bu yönde bir değerlendirmeye yer verilmediği, sismik analiz raporunun nihai ÇED raporunda olmadığı belirtilmesine karşın, belirtilen eksikliğin dikkate alınmadan davanın reddine karar verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı tarafından; davacıların temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların, dosyada mübrez dilekçeler ve ilk derece Mahkemesi kararında açıklanan maddi ve hukuki sebepler dikkate alındığında, temyize konu kararın bozulmasını gerektiren nitelikte olmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. 2- Davalı yanında müdahil tarafından; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların soyut ve varsayımsal olmaktan öteye geçmediği, yerel Mahkeme kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunun teknik ve bilimsel incelemeler neticesinde hazırlandığı ve davacıların soyut iddialarının bu rapor doğrultusunda çürütüldüğü, temyiz dilekçesinin süreci sürüncemede bırakmak amacı taşıdığı ve hukuken itibar edilmemesi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 30/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Çevre Mühendisi ..., Jeoloji Mühendisi ..., Su Ürünleri Mühendisi ..., Deniz Ulaştırma Mühendisi ..., Şehir Plancısı ..., İnşaat Mühendisi ..., Kılavuz Kaptan ..., Ziraat Mühendisi ... ve Harita Mühendisi ...'tan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi raporunda proje alanının doğal bitki örtüsü alanı, ekili alanlar, hayvanlar için doğal hayatı olumsuz etkilemeyeceği, projenin çevresel etkilerinin mevcut standartlara göre kabul edilebilir sınırlar arasında kaldığı, Çed raporunda incelenen projenin projenin çevresel etkilerinin yeterli olduğu, verilen taahhütlerle birlikte çevre üzerinde meydana gelecek etkilerin çevre mühendisliği açısından kabul edilebilir seviyede olduğu, ÇED raporunu hazırlayan ekibin yeterli sayıda olduğu ve yeterli teknik ve bilimsel inceleme sonucunda hazırlandığı, ÇED raporlarının yatırıma başlamak işlemek için en son aşama olmadığından, ÇED raporunda bahsedilmeyen detay konuların ilgili izinler alınırken gündeme geleceği ve çözülmek zorunda olduğu, limanda yapılan kapasite artışı ve dip tarama faaliyetinin deniz trafiğine doğrudan veya dolaylı ilave bir risk oluşturmayacağı, deprem riskine karşı gerekli önlemler için ilgili mevzuat uyarınca etüt ve analizlerin yapılması, bu çalışmaların ilgili kamu idaresince denetiminin gerçekleştirilmesi ve farklı deprem senaryoları için sismik risk analiz raporunun da konunun uzmanlarına hatırlatılması gerektiği, dip tarama ve deniz boşaltım projelerinin tolere edilebilir düzeyde çevresel etkilerle birlikte proje alanı ve deniz ekosistemi ve su ürünleri açısından uygun olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta; dava konusu "ÇED Olumlu kararı"nın verildiği proje kapsamında "rıhtım, dip tarama granüler ve kimyasal depolama tankı" yapılmasının planlandığı, buna karşın hükme esas alınan bilirkişi raporunda kimyasal depolama tankına yönelik herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği; öte yandan, dip tarama projesine yönelik değerlendirmelerin ise, nihai ÇED raporunun ilgili kısımlarında bazı ifadelerin aynen aktarılmasından ileri gitmediği gibi, dip tarama faaliyetlerinin deniz ekosistemine etkileri ile nihai ÇED raporunda bu konuda yer verilen, bilgi, taahhüt ve önlemlerin yeterliliği konusunda değerlendirme yapacak deniz biyolojisi alanında uzman biyologun da bilirkişi heyetinde görevlendirilmediği görülmektedir. Yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçelerindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (nihai ÇED raporunda yer verilen taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, aralarında çevre mühendisi, deniz jeolojisi alanında uzman jeoloji mühendisi, deniz biyolojisi alanında uzman biyolog olmak üzere, gerekirse başka dallardan uzmanlar (mümkünse öğretim üyelerinden) seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğinden; eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.