Başvuru, gözaltı tedbirinin hukuki olmaması ve gözaltı süresinin aşılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması kararının hukuki olmaması, yasak usuller kullanılarak ifadenin alınması ve sorgunun yapılması ile Savcılık ifadesinin adalet sarayı yerine emniyet binasında alınması nedenleriyle adil yargılanma hakkının; yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle seyahat özgürlüğünün ihlal edildiği iddialar
Başvuru, gözaltı tedbirinin hukuki olmaması ve gözaltı süresinin aşılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması kararının hukuki olmaması, yasak usuller kullanılarak ifadenin alınması ve sorgunun yapılması ile Savcılık ifadesinin adalet sarayı yerine emniyet binasında alınması nedenleriyle adil yargılanma hakkının; yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle seyahat özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 16/1/2015 ve 29/6/2015 tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından 2015/11888 numaralı bireysel başvuru dosyasının aralarında kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2015/1032 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin 2015/1032 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, bireysel başvurunun yapıldığı tarihte Zaman gazetesinin genel yayın yönetmenidir. Kamuoyunda bilinen ismiyle Tahşiyeciler grubuna ilişkin yürütülen bir soruşturmada bir süre tutuklu kalan bir kişinin şikâyeti üzerine başvurucu da dâhil olmak üzere gazeteci, yapımcı, senarist, yönetmen ve emniyet görevlilerinin aralarında olduğu çok sayıda şüpheli hakkında iftira, sahtecilik ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma Tahşiyeciler grubuna yönelik soruşturma sürecinin bu grubun görüşlerinden rahatsız olunması nedeniyle ve grubu terörle ilişkilendirmek amacıyla Fetullah Gülen'in talimatıyla başlatıldığı yönündeki iddialar temelindedir. Başvurucu, birtakım sosyal medya hesaplarında 10/12/2014 ile 11/12/2014 tarihlerinde kendisinin de aralarında bulunduğu çok sayıda medya mensubuna yönelik operasyon yapılacağı haberlerinin yer alması üzerine 12/12/2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bir dilekçe vererek hakkında bir soruşturma olup olmadığını sorduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12/12/2014 tarihli yazısıyla kendisi hakkında bir soruşturma olmadığının bildirildiğini belirtmiştir. Başvurucu 14/12/2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca gözaltına alınmıştır. Başvurucunun gözaltı süresi üç gün uzatılmıştır. Başvurucu, gözaltı kararına ve gözaltı süresinin uzatılmasına dair 15/12/2014 ve 16/12/2014 tarihli kararlara itiraz etmiş ancak başvurucunun itirazları İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 13/12/2014 tarihinde, başvurucunun ve diğer şüphelilerin üzerlerine atılı suçların niteliği ve dosyada mevcut bulgular dikkate alındığında başvurucunun da içinde bulunduğu şüpheli ve müdafileri ile diğer soruşturma sujelerinin soruşturma dosyasını incelemelerinin ve örnek almalarının soruşturmanın selametini tehlikeye düşüreceğini dikkate alarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre şüphelinin ve müdafiinin dosya içindeki belgeleri incelemelerinin vebu belgelerden örnek almalarının kısıtlanmasına karar verilmesini İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir. Hâkimlik 13/12/2014 tarihinde talebi kabul ederek dosya içeriğini incelemenin veya belgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasına karar vermiştir. Başvurucu 16/12/2014 tarihli dilekçe ile kısıtlama kararına itiraz etmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 17/12/2014 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 17/12/2014 tarihinde başvurucunun ifadesini aldıktan sonra 18/12/2014 tarihinde tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun iki avukatı hazır bulunmuştur. İfade tutanağında ifade alma işlemi öncesinde isnat edilen suçlamaların başvurucuya açıklandığı belirtilmiş ve başvurucuya ifade içeriğinde kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin sorular sorulmuştur. Tutuklama talep yazısında başvurucuya isnat edilen suçlamalara ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Anılan yazı, sorgu işlemi öncesinde İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya okunmuştur. Sorgu tutanağında başvurucuya isnat edilen suçun anlatıldığı da belirtilmiştir. Bu sırada başvurucunun üç avukatı hazır bulunmuştur. Başvurucu ve başvurucunun müdafileri suçlamaları kabul etmemişler ve başvurucu müdafileri yapılan işlemlerin hukuka uygun olmadığını belirterek başvurucunun doğrudan veya gerekli görülürse adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasını talep etmişlerdir. Başvurucunun da aralarında bulunduğu şüphelilerin İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgu süreci 18/12/2014 tarihinde saat 34’te başlamış, 30’da sona ermiştir. Hâkimlik, sorgu sürecinin süresini dikkate alarak başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında karar vermek için 19/12/2014 günü saat 00’e kadar sorguya ara vermiş; belirtilen gün ve saatte kararını açıklamıştır. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/11/2016 tarihli kararı ile başvurucunun tutuklanma talebinin reddine ve adli kontrol tedbiri olarak yurt dışına çıkmasının yasaklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu 25/12/2014 tarihinde adli kontrol kararına itiraz etmiştir. Bu talebi değerlendiren İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 31/12/2014 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Anılan karar 8/1/2015 tarihinde başvurucu tarafından öğrenilmiştir.Başvurucu -2015/1032 sayılı başvuru yönünden- 16/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu 22/4/2015 tarihli dilekçesiyle hakkında verilen adli kontrol kararının mağduriyetine neden olduğu gerekçesiyle kaldırılmasını talep etmiştir. Bu talebi değerlendiren İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 29/4/2015 tarihinde talebin reddine karar vermiştir. Başvurucu 29/4/2015 tarihinde bu karara itiraz etmiştir. Bu talebi değerlendiren İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 15/5/2015 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Anılan karar 2/6/2015 tarihinde başvurucu tarafından öğrenilmiştir. Başvurucu, -2015/11888 sayılı başvuru yönünden- 29/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkındaki dosya soruşturma aşamasında derdesttir. 5271 sayılı Kanun'un "Gözaltı" kenar başlıklı maddesinin (1), (2), (3) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz. (2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır. (3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.... (5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa...." 5271 sayılı Kanun'un "Adli kontrol" başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.… (3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:a) Yurt dışına çıkamamak.…" 5271 sayılı Kanun’un "Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler" başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir. (2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. (3) 109 uncu madde ile bu madde hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da,kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır." 5271 sayılı Kanun’un "Adlî kontrol kararının kaldırılması" başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. (2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.” 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."