Başvurucu, ulusal yayın yapan bir internet haber sitesinin kendisi hakkında cinsel yönelim üzerinden nefret söylemlerinde bulunarak hakaret içerikli haberler yayınlaması üzerine şikâyetçi sıfatıyla yer aldığı soruşturmada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek devletin ve adli makamların zedelenen hakları konusunda etkili bir koruma sağlayamaması nedeniyle Anayasa’nın 40. maddesinin ve 17. maddesinde tanımlanan kişinin dokunulmazlığı ile manevi varlığ
Başvurucu, ulusal yayın yapan bir internet haber sitesinin kendisi hakkında cinsel yönelim üzerinden nefret söylemlerinde bulunarak hakaret içerikli haberler yayınlaması üzerine şikâyetçi sıfatıyla yer aldığı soruşturmada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek devletin ve adli makamların zedelenen hakları konusunda etkili bir koruma sağlayamaması nedeniyle Anayasa’nın maddesinin ve maddesinde tanımlanan kişinin dokunulmazlığı ile manevi varlığının korunması hakkının hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 12/7/2013 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 5/5/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 14/11/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurunun bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 22/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 23/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, diyeceklerini süresi içinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, medyada “Hitler’li şampuan reklamı” olarak tanınan “Biomen” isimli şampuanın reklam filminde kadın kimliğine karşı hakaret ve Yahudi azınlığa karşı nefret söylemlerinde bulunulması nedeniyle “suçluyu övme ve halkın bir kesimini aşağılama” suçlarının işlendiğini iddia ederek Biota İlaç ve Kozmetik Laboratuvarları ve Marka Reklam şirketinin yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Şikâyeti inceleyen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheliler hakkında soruşturma başlatarak reklam filmi üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmış ve rapor doğrultusunda Biomen isimli reklam filminde suçluyu övme ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunun işlendiğine dair kamu davası açılmasına yeterli delil olmadığı gerekçesiyle 2/10/2012 tarih ve K.2012/52397 sayı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu verilen karara karşı Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuş olup başvuru tarihi itibarıyla itiraz incelemesi devam etmektedir. Anılan karar yönünden başvuru yolları henüz tüketilmediği için bireysel başvuruda bulunulmadığı belirtilmiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2/10/2012 tarih ve K.2012/52397 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararıyla ilgili hukuki süreç devam ederken “www.habervaktim.com” isimli internet haber sitesinde 6/11/2012 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve bu karara dair “Hastürktv” isimli internet sitesinde geçen yorumlarla ilgili olarak “Siyonist uşakları yine teröre sarıldı” isimli haber yayınlanmıştır. “Habervaktim.com” isimli internet haber sitesinde yayınlanan “Siyonist uşakları yine teröre sarıldı” başlıklı haber şöyledir:“Siyonist uşakları yine teröre sarıldı (06 Kasım 2012 Salı 13:49)Siyonist uşakları, Biomen isimli şampuanın Hitler’li reklamına ilişkin yapılan suç duyurusuna Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nce takipsizlik kararı verilmesi karşısında skandal bir tehditte bulundular. İstanbul’da üretilen Biomen isimli şampuanın reklamlarında Adolf Hitler’i kullanmasından rahatsız olarak yargıya giden Yahudiler, mahkemeden bekledikleri kararı alamayınca provokatif yayınlara başladılar.Türkiye’deki Yahudilerce kurulan Hastürktv adlı sitede, yargının bu kararına karşılık Yahudi kökenli firmaların da PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın görüntülerinin kullanıldığı reklam filmlerinin çevrilmesi kampanyası başlatıldı.KAMHİ İLE SAPKINLARIN AVUKATINDAN SUÇ DUYURUSUHitler’li reklamın televizyonlarda yayınlanmaya başlamasının ardından eski DYP Milletvekili Yahudi işadamı CefiKamhi ile Kaos GL isimli sapkınların derneğinin de avukatlığını yürüten Ankara Baorsu’na kayıtlı Sinem Hun, ‘reklamda ırkçılık suçu işlendiğini’ iddia ederek savcılığa başvurdular.Başvuru geçtiğimiz hafta karara bağlandı. Savcılık, dava dilekçesinde dile getirilen “soykırım” iddialarına ilişkin olarak reklamda “Yahudiler’e yönelik soykırım”ın övülmesi suçunun işlenmediğine, benzer şekilde nefret suçu kapsamına alınacak bir durum olmadığına hükmetti. Kararda, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Sezer’in bilirkişi raporuna da atıfta bulunularak, sözkonusu raporda, “Dilekçede iddia edilen suçların işlenmediği, reklamdaki görsellikte rahatsız edici bir durum bulunmadığı” şeklindeki ifadelere yer verildi.KIŞKIRTICI SİTEDEN YENİ BİR FİTNESavcılığın ilgili kararını sayfalarında yayınlayan hasturktv adlı site, karardan hoşnut olmayan okuyucu yorumlarını bir kampanya havasında vermeye başladı. Siteye gelen pek çok yorumda, Türkiye’de böyle bir kararın şaşırtıcı olmayacağının bir kez daha görüldüğü görüşü savunuldu. Sitede ayrıca Türkiye’ye karşı bir misilleme yapılması gerektiği vurgulanarak, bu çerçevede PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın görüntüleri kullanılarak çeşitli ürünler için reklam filmi çevrilmesi istendi. Türkiye’deki bazı Yahudi isimlerin reklam ajanslarına bu yönde başvuru yapacakları da dile getirildi. LİEBERMAN TAKDİĞİDaha önce de İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın, Türkiye’nin, yaptırımlarına misilleme olarak Türkiye’yi sert önlemlerle “cezalandırmaya” çalıştığı öne sürülmüştü. Lieberman’ın formüle ettiği önlemler arasında “PKK liderleriyle toplantılar ve ABD’deki Ermeni lobisiyle işbirliğinin” bulunduğu kaydedilmişti.Habervaktim.com” Haberin kaynağı olarak gösterilen “Hastürktv” adlı internet sitesinde yayınlanan “Biomen reklamı şikayetine savcının kararı” isimli haberin ve habere karşı yapılan okuyucu yorumlarının ilgili bölümleri şöyledir:“Biomen reklamı şikayetine savcının kararı Hitlerin baş rolü oynadığı Biomen reklamını herhalde hatırlıyorsunuz. Eski Milletvekili ve Avrupa Yahudi Parlamentosu Milletvekili Cefi KamhiBiomen şirketinin Hitler’i içeren Şampuan reklamını hukuki platforma taşımıştı. Kamhi'nin şikayeti TCK 130/1 de tanımlanan “Kişinin hatırasına hakaret” suçu; TCK 215 de tanımlanan” Suçu ve suçluyu övme” suçu; ve TCK 216 da tanımlanan “Halkı, kin ve düşmanlığa tahrik eden aşağılama” suçu'na dayanıyordu.Savcının kovuşturmaya yer olmadığını belirten kararını yayınlıyoruz. … (Okuyucu yorumları)Rudolf: 27/10/12 17:53 Derhal Abdullah Ocalanı ISRAEL se bir supurge makinasireklaminda cıkarmak ah ne kadaaar zefklii oluuur bilemessiniz bu oneriyi reklam sirketlerine teklifte bulunacagim Hodri meydan..Alon: 27/10/12 08:01 Aslında Abdullah Öcalan Hitler in tırnağı bile olamaz da...Hani şöyle bir sucuk reklamında, iç çamaşırı reklamı da olabilir...Öcalan ın öyle bir reklamda oynadığını görmek nasıl bir tepki yaratırdı acep ? …” Başvurucu, “www.habervaktim.com” isimli internet haber sitesinin 6/11/2012 tarihli ve “Siyonist uşakları yine teröre sarıldı” başlıklı haberinde kendisine hakaret edildiği ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş, Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturma sonucunda 6/2/2013 tarih ve K.2013/339 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı şöyledir:“… Yapılan incelemede; müşteki vekilinin şikâyet dilekçesine ek olarak sunmuş olduğu suça konu yazı ile bu yazıda geçen Hastürktv.com sitesinde 26/10/2012 tarihli “Biomen reklamı şikayetine savcının kararı” haberi üzerine yapılan yorumlar birlikte değerlendirildiğinde; suça konu “Siyonist uşakları yine teröre saldırdı” başlığı altındaki yazıda müştekiye “Kaos GL isimli sapkınların derneğinin de avukatlığını yürüten Ankara Barosuna kayıtlı Sinem Hun “reklemda ırkçılık suçu işlendiğini” iddia ederek savcılığa başvurdular” şeklinde söylenmek suretiyle hakarette bulunulduğu ve halkı kin ve düşmanlığa sevk suçunun işlendiği iddia edilmiş ise de; söylemin ağır eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, AİHM’nin 1976 tarihli Handside kararında da belirtildiği üzere”hoşa gitmeyen, rahatsızlık veren hatta şok eden fikirlerin, en zararsız ve etkisiz gibi görülen, makul ve makbul sayılan fikirler kadar hoşgörüyle karşılanması gerekir” düşüncesi ile Yargıtay’ın “ifade özgürlüğü sadece lehde olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan haber ve düşünceler için değil aynı zamanda aleyhte olan çarpıcı gelen ve rahatsız eden düşünceler için uygulanmalıdır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açıkfikirliliğin gerekleri olup bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz” düşüncesi dikkate alındığında, unsurları oluşmayan ve ağır eleştiri sınırları içerisinde kalan yazı nedeniyle şüpheliler hakkında KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, …” Başvurucu verilen karara karşı Sincan Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuş, Mahkemenin, 10/5/2013 tarih ve 2013/1619 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Ret kararının gerekçesi şöyledir:“…Müştekinin şikayeti üzerine şüpheliler www.habervaktim.com isimli internet sitesi sorumlusu ve S. haklarında “Halk Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme, Hakaret” suçlarından dolayı Ankara Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda takibata yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.CMK’nın Maddesinde “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir… (2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” hükmü yer almakta olup yeni delil meydana çıkması hâlinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabileceği muhakkaktır.Dosya kapsamına göre Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı usul ve yasaya uygun olup, yine Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçelerin dosya içeriğine uygun olduğu, ileri sürülen itiraz nedenlerinin ise yerinde olmadığı anlaşılmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.” Ret kararı başvurucuya 13/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 12/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hakaret” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “İsnadın İspatı” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması hâlinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hâllerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.” 5237 sayılı Kanun’un “Suçu ve suçluyu övme” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”