2. Hukuk Dairesi 2014/19085 E. , 2015/3459 K. "" MAHKEMESİ :Seydişehir Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :09.05.2014 NUMARASI :Esas no: 2013/77 Karar no:2014/245 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı (kadın) tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı tarafından ise, temyize cevap dilekçesiyle (katılma yoluyla), davacı lehine takdir edilen y…
**2. Hukuk Dairesi 2014/19085 E. , 2015/3459 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Seydişehir Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :09.05.2014 NUMARASI :Esas no: 2013/77 Karar no:2014/245 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı (kadın) tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı tarafından ise, temyize cevap dilekçesiyle (katılma yoluyla), davacı lehine takdir edilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Hükmü temyiz etmemiş olan davalı vekili, diğer tarafın temyizine verdiği cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz talebinde (HUMK.md.433/2) bulunmuş ise de; temyiz harcı yatırılmadığı gibi, dilekçenin temyiz defterine kaydedildiğine ilişkin bir bilgi de bulunmadığından, davalı vekilinin temyize cevap dilekçesindeki hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmek gerekmiştir. 2-Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesinde yer alan fiili ayrılık sebebiyle boşanma kararı verilebilmesi için, daha önce boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış olan boşanma davasının reddine karar verilmiş ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmiş ve bu süre içinde her ne sebeple olursa olsun ortak hayatın yeniden kurulamamış olması zorunludur. Davacı, davalı tarafından açılıp reddedilen 2007/11 esas sayılı boşanma davasına dayanmıştır. Sözü edilen boşanma davasının reddedildiği, davacının temyizi üzerine kararın Yargıtay’ca 14.01.2010 tarihinde onandığı, onama kararının taraflara tebliğ edilmediği görülmektedir. Onama kararına karşı karar düzeltme yolu açık olduğuna göre, bu hakkın kullanılabilmesi için, Yargıtay’ın onama ilamının taraflara tebliği zorunludur. Aksi halde, kararın kesinleştiği kabul edilemez. Dolayısıyla önceki ret kararı henüz kesinleşmemiştir. Kesinleşen bir ret kararı bulunmadıkça da, fiili ayrılığa dayanılarak boşanmaya karar verilemez. Bu husus nazara alınmadan tarafların Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de; bu yön taraflarca temyiz edilmediğinden, bozma sebebi yapılmamış, yanılgıya değinilmekle yetinilmiştir. 3-Davacının temyiz itirazlarına hasren yapılan incelemeye gelince; a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.