4. Hukuk Dairesi 2024/97 E. , 2024/6688 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/256 Esas, 2023/223 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyi
**4. Hukuk Dairesi 2024/97 E. , 2024/6688 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/256 Esas, 2023/223 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili bankanın Keçiören şubesinde ana kasadan sorumlu veznedar olarak görev yaptığını, 27.08.2004 tarihinde bankaya gönderilen bir miktar parayı davalının teslim aldığını, aynı gün bu paranın bir kısmının kasada bulunmadığının tespit edildiğini, davalı hakkında Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/337 esas ve 2004/387 sayılı kararı ile zimmet suçundan ceza yargılamasının devam ettiğini belirterek, zimmete konu 88.738,20 TL'nin dava tarihinden işletilecek temerrüt faizi ile beraber davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; 27.08.2004 tarihinde görev yaptığı bankaya gelen 300.000,00 TL'nin tarafınca teslim alındığını, ancak aynı gün müdür yardımcısının mola vermesini teklif etmesi üzerine kısa bir süre kasadan ayrılması neticesinde 60.000,00 TL'nin kasadan alındığının tarafınca tespit edildiğini, banka yöneticilerinin hemen durumu adli makamlara bildirmeleri gerekirken 4 gün geçtikten sonra şikayette bulunduklarını, isnat edilen eylemle bir ilgisinin olmadığını, olayda kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.09.2015 tarihli ve 2014/633 Esas, 2015/514 Karar sayılı kararıyla; davalı hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 7. Ceza Dairesi tarafından bozulması üzerine beraat kararı verildiği, beraat kararındaki tespitlerin hukuk hâkimini bağladığı, dava konusu paranın kasada bulunmamasının nedeninin tespit edilemediği, bankanın zarara uğramasında davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 20.11.2019 tarihli 2017/358 Esas 2019/5421 sayılı kararı ile "...Dosya kapsamından; davalı hakkında Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/337 esas ve 2004/387 sayılı kararı ile zimmet suçundan verilen mahkumiyet kararının, 7. Ceza Dairesi tarafından “davalının yüklü miktarda para bıraktığı vezne kapısını kilitlememesi nedeniyle kusurlu olduğu ancak yapılan değerlendirmede zimmet suçu yönünden olayın şüpheli olduğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince davalının beraatine karar verilmesi gerektiği” şeklinde bozulması üzerine, mahkemenin 2013/336 esas ve 2013/465 sayılı kararı ile delil yetersizliğinden beraat kararı verildiği, 818 sayılı BK’nın 53. maddesi (6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi) uyarınca hukuk hâkiminin, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı anlaşılmaktadır... Somut olayda, davacı bankada veznedar olarak görev yapan davalının, 27.08.2004 tarihinde bankaya gönderilen 300.000 TL parayı teslim aldığı, gün içerisinde sigara ve tuvalet ihtiyacını karşılamak üzere kasayı kilitlemeksizin vezneden ayrıldığı, akabinde üç balyaya isabet eden 60.000 TL paranın kasada bulunmadığının tespit edildiği, davalının kasayı kilitlememesine bağlı ihmali davranışı ile zarara neden olduğu anlaşılmıştır. Şu durumda, mahkemece tarafların kusur durumlarının belirlendikten sonra, davalının kusurlu bulunması durumunda belirlenecek olan tazminattan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43. ve 44. maddeleri gereğince uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak 16.12.2022 tarihli denetime uygun kusur raporuna göre hesap edilen miktar üzerinden %25 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulü ile 44.369,10 TL alacağın 30.01.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili bankanın olayda bir kusurunun olmadığını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, bankanın kamera koyma gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, hukuk hâkiminin delil yetersizliğinden verilen beraat kararı ile bağlı olmadığını, gerekli her türlü tedbirin banka tarafından alındığını, olayda kusur ve sorumluluğunun olmadığını, davalının kusurlu olarak zarara sebep olduğunu, bu nedenle tam kabul kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı temyiz dilekçesinde; ceza mahkemesinde yapılan tespitlere göre tarafına atfedilecek bir kusur olmadığını, olay günü müdür yardımcısının mola vermesini teklif etmesi üzerine kısa bir süre kasadan ayrılması neticesinde 60.000,00 TL'nin kasadan alındığının tarafınca tespit edildiğini, olayda kasanın emanet edildiği müdür yardımcısının ve bankanın sorumlu olduğunu, bankanın sadece %25 kusurlu olmasını kabul etmediğini, yaşanabilecek olumsuzluklar karşısında bankanın basiretli tacir olarak hareket etmediğini, hakkaniyet indiriminin az olduğunu, avans faizden sorumlu olmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; zimmet nedeniyle bankanın zarara uğradığı iddiası ile tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava konusu haksız eylemin TTK'nın 3 üncü maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımamasına, bu durumda da davalıdan ancak yasal faiz istenebileceğine göre davalı aleyhine yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek dava tarihinden avans faize karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de; belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK'un 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün davalı yararına düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinden "avans" kelimesi silinerek yerine “yasal" kelimesi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.12.2005 gün ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140 ıncı maddesi gereğince davacıdan harç alınmamasına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.