8. Ceza Dairesi 2018/6361 E. , 2018/9114 K. "İçtihat Metni" İftira suçundan sanık ... hakkında 27.02.2008 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar kaldırılarak hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanunun 268. madde ve fıkrası uyarınca mahkumiyetine dair; ANTALYA 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2014 gün ve 2014/595 Esas, 2014/820 Karar sayılı hükmünün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığında
**8. Ceza Dairesi 2018/6361 E. , 2018/9114 K.** **"İçtihat Metni"** İftira suçundan sanık ... hakkında 27.02.2008 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar kaldırılarak hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanunun 268. madde ve fıkrası uyarınca mahkumiyetine dair; ANTALYA 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2014 gün ve 2014/595 Esas, 2014/820 Karar sayılı hükmünün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi: Gereği görüşülüp düşünüldü: Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak: 5237 sayılı TCK.nun 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşturmaktadır. Somut olayda; sanığın aracında yapılan aramada ele geçen kuru sıkı tabancanın suç oluşturmaması nedeniyle suç soruşturması ve kovuşturmasından bahsedilemeyeceği gibi beyan edilen kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş bir evrakta bulunmaması karşısında idari yaptırım gerektiren bu eylemin, ancak anılan Yasanın 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden karar tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının konusu eylemin oluşturduğu kabahatin zamanaşımına uğraması nedeniyle 5226 sayılı Kabahatler Kanunun 20/2-c. maddesi gözetilerek "İdari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına", 12.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.