6. Hukuk Dairesi 2011/14001 E. , 2012/2405 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili, mülkiyeti Belediyeye ait olan Şehirlerarası Otobüs İşletmesinin işletilmesi işinin 30.12.2002 tarihli sözleşme ile 3 yıl süre ile davalıya verildiğini, belediyede Sayış…
**6. Hukuk Dairesi 2011/14001 E. , 2012/2405 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili, mülkiyeti Belediyeye ait olan Şehirlerarası Otobüs İşletmesinin işletilmesi işinin 30.12.2002 tarihli sözleşme ile 3 yıl süre ile davalıya verildiğini, belediyede Sayıştay tarafından yapılan denetim sonucu hazırlanan 29.01.2008 tarihli Sayıştay ilamında, 2003, 2004 ve 2005 yıllarının karara bağlandığını, otogar içindeki kiracılardan KDV tahsil edilmediği halde işletmeci firma payı % 60 + KDV olarak ayrıldıktan sonra kalan tutarın sözleşme hükümlerine aykırı olarak paylaşıldığını, belediyenin toplam cirosunun % 60 oranı kadar gelir kaybına neden olduğunu, işletme hakkı kiralanması 2003 yılında ihale edildiğinden aynı uygulamanın 2004 ve 2005 yılları için de söz konusu olduğundan, 347.546,64 TL alacağın belediyeye aktarılması gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Davalı vekili, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu ileri sürerek görev itirazında bulunmuş ve davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 10 günlük yasal süresi içinde işbölümü itirazında bulunulduğunu, davanın niteliği gereği işbölümü itirazının kabulüne, karar kesinleştiğinde dosyanın Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. TTK'nun 5. maddesine göre iş bölümü itirazının kabulü üzerine verilen gönderme kararı ile dava sona ermeyip, davaya gönderilen mahkemede devam edileceği için gönderme kararı tek başına temyizi mümkün kararlardan değildir. Ancak, içeriğinde gönderme kararına aykırı hususlar bulunduğu takdirde (vekalet ücreti, yargılama gideri v.s) karar tek başına temyizi kabil karar niteliğini alır. Olayımıza gelince; dava asliye hukuk mahkemesinde açılmış olup işbölümü itirazı yapılmıştır. Mahkemece, asliye ticaret mahkemesine gönderme kararı verilmiştir. Mahkeme gönderme kararı ile davadan elini çektiğinden, gönderme kararı nihai bir karardır. Ancak, diğer nihai kararlardan farklı olarak, işbölümü sebebiyle verilen gönderme kararı verildiği anda kesin kararlardan olup, yalnız başına temyiz edilemez. Nitekim, 24.4.1967 tarih ve 12/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda “TTK.nun 5/3 ncü madde hükmü karşısında, gönderme kararlarının verildikleri anda kesin olup, yalnız başına temyiz edilemeyeceği ve ancak esas hükümle birlikte temyiz olunabileceği, bu kararın niteliğine tamamen yabancı olan ve onunla bağdaşması mümkün olmayan nihai bir hükmün bu karar ile birlikte yanılgı sonucu verilmesi halinde, gönderme kararının nihai hükme ilişkin bu bölümünün yalnız başına temyizinin mümkün olduğu” öngörülmüştür. Kararda yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Bu itibarla, gönderme kararının temyizi kabil değildir. O halde, mahkemece verilen gönderme kararı kesin nitelikte olup temyizi mümkün bulunmadığından davacı vekilinin gönderme kararına yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, HUMK.nun 432/4 maddesi uyarınca davacı vekilinin gönderme kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE, 20.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.