11. Ceza Dairesi 2014/8578 E. , 2014/6241 K. "İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.03.2014 gün ve 2013/4719-17660 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24.03.2014 gün ve KYB.2014/8578 sayılı ihbarnamesi ile; Hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve suç işlemek amacıyla ö
**11. Ceza Dairesi 2014/8578 E. , 2014/6241 K.** **"İçtihat Metni"** Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.03.2014 gün ve 2013/4719-17660 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24.03.2014 gün ve KYB.2014/8578 sayılı ihbarnamesi ile; Hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından şüpheliler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/03/2013 tarihli ve 2012/10319 soruşturma, 2013/3751 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik müştekiler vekilleri tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin, mercii Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/04/2013 tarihli ve 2013/336 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde; 1- 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçu yönünden zarar gördüğü ve açık bir hakkının zedelendiğine ilişkin delil bulunmayan şikayetçilerin şüpheliler hakkında bu suç yönünden de verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı vaki itirazının sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddine yerine işin esasına girişilerek itirazın reddine karar verilmesinde, 2- Kabule göre de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, mercii kararında Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçu açısından da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtilip, özel soruşturma usulüne tabi olup soruşturma koşulu gerçekleşmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda adı geçmesinin madden kesin hüküm oluşturmadığı belirtilmek suretiyle itirazın reddine karar verilmiş ise de, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçu açısından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin yeterli olduğu ve madden kesin hüküm oluşturduğu düşünüldüğünden, şüphelilerin vergi kaçırdıkları iddiasına ilişkin herhangi bir inceleme ya da soruşturma yapılmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer, maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü: Olağanüstü temyiz de denilen “Kanun yararına bozma” müessesesi, 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddenin birinci fıkrasında; “Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir” hükmü yer almakta olup, aynı maddenin ikinci fıkrası ise “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay'ın ilgili ceza dairesine verir” biçimindedir. Bu düzenlemelere göre; Adalet Bakanlığının, kanun yararına bozma istemini yazılı olarak alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, CMK’nın 309. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine vermesi gerekmektedir. İncelenen dosya içeriğine göre; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 30.09.2013gün ve 2013/14894/59862 sayılı kanun yararına bozma istemi üzerine Dairemizin 08.01.2014 gün ve 2013/26671 esas, 2014/209 sayılı kararıyla “213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçu yönünden zarar gördüğü ve açık bir hakkının zedelendiğine ilişkin delil bulunmayan şikâyetçilerin şüpheliler hakkında bu suç yönünden de verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı vaki itirazının sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddi yerine işin esasına girişilerek itirazın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu” gerekçesiyle Adalet Bakanlığınca bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdir ve ifası için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilmesini müteakip, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce düzenlenen 11.03.2014 gün ve 2013/5719/17660 sayılı kanun yararına bozma istemi üzerine CMK’nun 309. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden ihbarname düzenlenmediği anlaşılmakla; anılan eksikliğin giderilerek, dosyanın kanun yararına bozma isteminin incelenmesi için iadesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.04.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.