8. Hukuk Dairesi 2012/14604 E. , 2013/10465 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi ... ile ... aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.10.2011 gün ve 527/576 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı, 148 ada 7 parsel sayılı taşınmazına, kuzeyinde bulunan 148 ada 6 parsel sayılı taşınmaz…
**8. Hukuk Dairesi 2012/14604 E. , 2013/10465 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi ... ile ... aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.10.2011 gün ve 527/576 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı, 148 ada 7 parsel sayılı taşınmazına, kuzeyinde bulunan 148 ada 6 parsel sayılı taşınmaz maliki davalı ...'ın çatı saçağını uzatma ve pencere açmak suretiyle müdahalede bulunduğunu açıklayarak müdahalenin önlenmesine, çatı ve pencerenin kal'ine karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapının 1972-1973 yılında yapıldığını, davacıya ait taşınmaz ile kendi taşınmazı arasında öncesinde su kanalı bulunmakta olup çatı saçağının bu kanalın üzerine geldiğini, su kanalına büz döşemesi sonrasında yapılan kadastro çalışmalarında öncesi su kanalı olan bu yerin davacıya ait parsel içinde tespit ve tapuya tescil edildiğini bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, teknik bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalıya ait saçak, pencere ve su boruları davacının taşınmazına tecavüz ettiğinden davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, tapu kaydına dayalı olarak davacının 148 ada 7 parsele yönelik müdahalesinin menine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Davacı her ne kadar tapu kaydına dayanmış ise de, tapu kaydının incelenmesinde kayıt malikinin...olduğu saptanmış olup bu saptamaya göre davacının isteği TMK'nun 683. maddesi kapsamında hakka dayalı zilyetliğe yönelik müdahalenin önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir. Dosya içindeki tapu kayıtları, davacı iddiaları, davalı savunmaları ve tanık beyanları ile uzman bilirkişi raporlarından, davalıya ait 148 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan kargir yapının 2004 yılında yapılan kadastro çalışmalarından önce mevcut olduğu, inşaat mühendisi bilirkişinin 08.06.2011 tarihli raporunda belirtildiği üzere çatıda herhangi bir tamirat izine rastlanmadığından uzun yıllardan (1970 yılından) beri çatının mevcut hali ile bulunduğu saptanmıştır. Bu saptamaya göre örf ve adete dayalı fiili bir durum mevcuttur. Davacının zilyetliği altında bulunan dava konusu yere davalının doğrudan bir müdahalesi bulunmadığı gibi, yağmur sularının eskiden olduğu gibi aynı yere döküldüğü, bu suyun eğim nedeniyle davacıya zarar vermediği uzman bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Yine dava konusu edilen ve davacının taşınmazına bakan yönde bulunan havalandırma amaçlı pencerenin boyutu, göz hizasından yüksek oluşu ve davacının evi ile olan mesafesi nedeniyle davacının mahremiyetine tecavüz etmediği de dosya kapsamı ile sabit olup anılan hususlar nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, davanın hukuki dayanağının yanlış vasıflandırılması sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Esasen çatı sularının döküldüğü yerden önceleri su arkının geçtiği ve kadim su arkının kullanılmaz hale gelmesi ile patika yola dönüştüğü, bu yerin davacı ve davalıya ait olmadığı dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Kabule göre de, 6100 sayılı HMK'nun 26. maddesine (HUMK. m.74) göre, hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut durumda dava dilekçesinde saçak ve havalandırma penceresinin 148 ada 7 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü olduğundan bahisle tecavüzün önlenmesi ve kal isteğinde bulunulmuş ise de, su borularına ilişkin bir istek bulunmadığı halde mahkemece bu konuda hüküm kurulmuş olması da doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., (HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, ve 70,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 04.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.