Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/1752 E. , 2024/4295 K. T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1752 Karar No : 2024/4295 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Ara…
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/1752 E. , 2024/4295 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1752 Karar No : 2024/4295 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Araçlar Turizm Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından ithal edilen araçların organizasyon kapsamında paravan firmalar üzerinden satışının yapılarak özel tüketim vergisi matrahlarının aşındırıldığının tespit edildiği ve adı geçen şirketin kanuni temsilcisi olan davacının bu organizasyonu sevk ve idare etmesi nedeniyle müteselsil sorumlu olduğundan bahisle 2013 yılının Ocak ilâ Ağustos ve Kasım dönemlerine ilişkin özel tüketim vergileri ve gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 3. fıkrasında, mükellefle birlikte müteselsilen sorumlu tutulanlardan birinin motorlu araç ticareti yapanlar olduğu, olayda, ödeme emirlerine konu alacakların 2013 yılının Ocak ilâ Ağustos dönemlerine ilişkin olduğu, 2013 yılının ilk altı ayında şirketin kanuni temsilcisi olan davacı, 20/06/2013 tarihinde şirket müdürlüğünden istifa ederek ayrılmış olsa dahi sonraki dönemlerde şirketle irtibatının devam ettiğinin şirketin ilgili dönem yetkilisi tarafından beyan edildiğinin anlaşılması karşısında, kanuni temsilcilik görevinden ayrıldıktan sonra da şirketi sevk ve idareye devam ettiği somut olarak ortaya konulan davacı adına müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın, 2013 yılının Ocak ilâ Haziran dönemlerine ilişkin düzenlenen ödeme emirlerine isabet eden hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olduğu; davacının 20/06/2013 tarihinde şirket müdürlüğünden ayrıldıktan sonra şirketin ilgili dönem kanuni temsilcisi tarafından, şirketin sevk ve idaresinin halen davacıda olduğu beyan edilmişse de, bu beyan dışında davacının şirketi idareye devam ettiğinin somut olarak ortaya konulamadığı, bu durumda, 2013 yılının Temmuz, Ağustos ve Kasım dönemlerine ilişkin olarak düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen de kabulü ile mahkeme kararının 2013 yılının Temmuz, Ağustos ve Kasım dönemlerine ilişkin düzenlenen ödeme emirlerine isabet eden hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra anılan ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, asıl borçlu şirket hakkında malvarlığı araştırması yapılmadığı, tüm takip yollarının tüketilmediği, 4760 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen şartların olayda gerçekleşmediği, şirketin kanuni temsilcisi olmalarının aynı zamanda müteselsil sorumlu olacakları anlamına gelmediği; davalı idarece, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca şirketin ödenmeyen borçlarından kanuni temsilci olarak sorumlu olan ve şirket müdürlüğünden ayrılmış olsa dahi şirketi sevk ve idare ettiği ortaya konulan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Davaya konu ödeme emirlerinin müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlendiği açık olduğundan, uyuşmazlığın 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 3. fıkrası kapsamında incelenmesi gerekmektedir. Olayda, paravan olduğu tespit edilen firmalarca ithalatçı olan ... Araçlar Turizm Dış Ticaret Limited Şirketinden bayilik sözleşmesine istinaden özel tüketim vergisi ödenmeden alınan araçların kendi/üçüncü kişiler adına tesciliyle vergiyi doğuran olay meydana geldiğinden, diğer bir ifadeyle, ithalatçı tarafından ithal edilen araçların bayiilere satışı, özel tüketim vergisi açısından ilk iktisap sayılmadığı için vergiyi doğuran olayın meydana gelmediği, dolayısıyla ... Araçlar Turizm Dış Ticaret Limited Şirketinin 13. maddenin 3. fıkrası kapsamında verginin ödendiğine dair belgeleri aramakla sorumlu olduğundan bahsedilemeyeceği açık olup, anılan şirketin kanuni temsilcisi adına müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması, davalı idarenin temyiz isteminin ise belirtilen gerekçeyle reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... Araçlar Turizm Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından ithal edilen araçların organizasyon kapsamında paravan firmalar üzerinden satışının yapılarak özel tüketim vergisi matrahlarının aşındırıldığının tespit edildiği ve adı geçen şirketin kanuni temsilcisi olan davacının bu organizasyonu sevk ve idare etmesi nedeniyle müteselsil sorumlu olduğundan bahisle 2013 yılının Ocak ilâ Ağustos ve Kasım dönemlerine ilişkin özel tüketim vergileri ve gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükme bağlanmıştır. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 3. fıkrasında, (II) sayılı listedeki malların ilk iktisabı, teslimi veya ithaline ilişkin işlemleri gerçekleştirenlerin, bu işlemlerden önce özel tüketim vergisinin ödendiğini gösteren belgeleri aramak zorunda oldukları, bu mecburiyete uymamak suretiyle gerekli verginin ödenmesinden önce işlem yapan gümrük memurları, kayıt ve tescile yetkili memurlar, motorlu araç ticareti yapanlar, bu malların müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenler ile icra memurlarının, ziyaa uğratılan vergi, vergi cezası ve gecikme faizinden mükellefle birlikte müteselsilen sorumlu oldukları, ancak bunların, ödemek zorunda kaldıkları vergi, ceza ve faizler için mükellefe rücu hakkına sahip oldukları kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde, kanuni temsilcilerin sorumluluğunu öngören şartlar ile özel tüketim vergisi kapsamında müteselsil sorumluluk şartları birbirinden farklı olmakla birlikte, Kanun'da aranan şartların oluşması halinde kanuni temsilci adına bu sıfatı nedeniyle işlem tesis edilebileceği gibi müteselsil sorumlu sıfatıyla da işlem tesis edilmesi mümkündür. Olayda, Vergi Dava Dairesince, ödeme emirlerinin müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlendiği ve uyuşmazlığın dayanağının 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 3. fıkrası olduğunun kabul edilmesine rağmen, kanuni temsilcilerin sorumluluğu kapsamında değerlendirme yapılarak karar verildiğinin anlaşılması karşısında, yukarıda açıklandığı üzere, farklı şartlara tabi olmaları nedeniyle, davaya konu ödeme emirlerinin "kanuni temsilci" sıfatıyla mı, yoksa "müteselsil sorumlu" sıfatıyla mı düzenlendiğinin belirlenmesinden sonra, işlemin sebep unsuruna bağlı kalınarak yapılacak değerlendirme üzerine ulaşılacak sonuca göre karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz istemlerinin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine 21/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.