Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1044 E. , 2024/1216 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/1044 Karar No:2024/1216 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının bağımsız denetçi olarak yetkilendirilmesi istemiy…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1044 E. , 2024/1216 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/1044 Karar No:2024/1216 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının bağımsız denetçi olarak yetkilendirilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi uyarınca reddine ilişkin Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu’nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının yeniden değerlendirilmesi istemiyle yapmış olduğu ... tarihli başvurusunun reddine yönelik... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi’nce verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacının davalı idareye başvurusu sırasında sunduğu adlî sicil arşiv kaydında,... Asliye Ceza Mahkemesi’nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi vermek fiilinden mahkumiyetine ve sonuç olarak 4.500,00-TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yapılan temyiz başvurusu sonucunda kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 20/10/2015 tarih ve E:2013/15563, K:2015/30330 sayılı kararı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiğinin görüldüğü, suça konu fiilin, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu bir şirketin nevi değiştirme işlemleri sırasında, bir kişinin bilgisi ve izni olmadan yönetim kurulu kararıyla şirket denetçisi olarak gösterilmesine ilişkin olduğu, davalı idarece yapılan değerlendirmede söz konusu fiilin bağımsız denetim mesleği ile bağdaşmadığına ve davacının Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendindeki şartını sağlamadığına karar verildiği, davacının mahkum olduğu fiilin niteliği göz önünde bulundurulduğunda bağımsız denetim mesleğinin gerektirdiği nitelikler ile bağdaşmadığı anlaşıldığından, davacının talebinin reddedilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALAR: Davacı tarafından, 5237 sayılı Kanun’un 167. maddesi uyarınca yargılandığı, anılan maddedeki suçun Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 14. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde sayılan suçlardan olmadığı, sahtecilik unsurunun mevcut olmadığı, sahtecilik suçundan yargılanmadığı, anılan bentdeki suçların sınırlı sayıda sayıldığı, suçların kapsamının kıyas yoluyla genişletildiği, şeref ve haysiyete aykırı bir davranışının olmadığı, müştekinin önceden şirketin denetçisi olduğu, esas sözleşme değişikliği sırasında sehven isminin yazıldığı, yanlışlığın daha sonra düzeltilerek müştekiden özür dilendiği, yanlışlığın avukatın hatasından kaynaklandığı, gerekçeli karar hakkının ihlâl edildiği, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendindeki şartı sağlamadığı, davacı hakkında kesinleşen mahkûmiyet kararına konu fiilin niteliği nedeniyle bağımsız denetimle bağdaşmayacağı, bağımsız denetimle amaçlanan kamu güvenine aykırı davranıldığı, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı tarafından bağımsız denetçi olarak yetkilendirilmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvuru, Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının "A...Asliye Ceza Mahkemesi’nin ...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi vermek fiilinden mahkumiyetine ve sonuç olarak 4.500,00-TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına" karar verildiği, adlî para cezasına esas teşkil eden fiilin, sadece şirket hakkında yanlış bilgi vermekten ibaret olmadığı, ilgilinin bilgisi ve onayı alınmadan yapılan işlemin sahteciliği de içinde barındırdığı, yanlış beyana konu edilen kişinin gerek özel hayatında, gerekse iş hayatında ağır sonuçlara sebep olmasının mümkün bulunduğu, bağımsız denetim faaliyetinin sonuçları itibarıyla kamuoyunu ilgilendiren boyutu dikkate alındığında, benzer nitelikteki bir fiilin bağımsız denetim mesleği ile bağdaştırılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendindeki şartı sağlamadığından bahisle reddedilmiş, anılan Kurul kararının yeniden değerlendirilmesi istemiyle ... tarihinde yapılan başvurunun da ... tarih ve... tarih Kurul kararında değişiklik yapılmasını gerektirecek bir husus bulunmadığından bahisle ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesinde, "Bu Kanun Hükmünde Kararname'nin amacı; uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarını oluşturmak ve yayımlamak, bağımsız denetimde uygulama birliğini, gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak, denetim standartlarını belirlemek, bağımsız denetçi ve bağımsız denetim kuruluşlarını yetkilendirmek ve bunların faaliyetlerini denetlemek ve bağımsız denetim alanında kamu gözetimi yapmak yetkisini haiz Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'nun kuruluş, teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." şeklinde belirtilmiş; 2. maddesinde, "Bağımsız denetçi: Bağımsız denetim yapmak üzere, 01/06/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavirlik ruhsatını almış meslek mensupları arasından Kurum tarafından yetkilendirilen kişileri; Bağımsız denetim: Finansal tablo ve diğer finansal bilgilerin, finansal raporlama standartlarına uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, denetim standartlarında öngörülen gerekli bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanmasını; Meslek mensubu: 3568 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirleri (...) ifade eder" şeklinde tanımlanmış; 9. maddesinin birinci fıkrasının (ç), (f) ve (h) bendinde, "Kurulun görev ve yetkileri şunlardır: (...) (ç) Bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim kuruluşlarının kuruluş şartlarını ve çalışma esaslarını belirlemek, bu şartları taşıyan kuruluşları ve bağımsız denetim yapacak meslek mensuplarını yetkilendirerek listeler hâlinde ilan etmek ve bunları oluşturacağı resmî sicile kaydederek Kurumun internet sitesinde kamuoyunun erişimine sürekli olarak açık tutmak (...) (f) Bağımsız denetim yapacak meslek mensuplarına yönelik sınav, yetkilendirme ve tescil yapmak, disiplin ve soruşturma işlemlerini yürütmek, sürekli eğitim standartları ile meslekî etik kurallarını belirlemek, bunlara yönelik olarak kalite güvence sistemini oluşturmak ve bu alanlardaki eksikliklerin düzeltilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak (...) (h) Düzenlemek ve denetlemekle görevli olduğu alanla ilgili ikincil düzenlemeleri yapmak ve bu konularda gerekli kararları almak" kurallarına yer verilmiştir. Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "(1) Denetim faaliyetinde bulunmak isteyenlerin: (...) ğ) Bağımsız denetim mesleğinin gerektirdiği şeref ve haysiyete uymayan bir durumunun bulunmaması, olumsuz bir itibara sahip olmaması, şartlarını taşıması gerekir." kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Aktarılan kurallardan, bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim kuruluşlarının kuruluş şartlarını ve çalışma esaslarını belirlemenin ve bu şartları taşıyan kuruluşları ve bağımsız denetim yapacak meslek mensuplarını yetkilendirmenin, ayrıca bağımsız denetim yapacak meslek mensuplarına yönelik sınav, yetkilendirme ve tescil yapmanın, sürekli eğitim standartlarını belirlemenin Kurul'un görev ve yetkileri arasında sayıldığı anlaşılmaktadır. Bağımsız Denetim Yönetmeliğinde, bağımsız denetçi olarak yetkilendirilmek isteyen meslek mensupları ile bağımsız denetim alanında faaliyet izni talebinde bulunan denetim kuruluşlarının taşımaları gereken niteliklere yönelik kurallara yer verilmiş, bağımsız denetçi olarak yetkilendirilmek isteyen meslek mensuplarının “bağımsız denetim mesleğinin gerektirdiği şeref ve haysiyete uymayan bir durumunun bulunmaması ve olumsuz bir itibara sahip olmaması” yetkilendirme şartı olarak belirlenmiştir. Her ne kadar davalı idareye, bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim kuruluşlarının kuruluş şartlarını ve çalışma esaslarını belirleme ve bu şartları taşıyan kuruluşları ve bağımsız denetim yapacak meslek mensuplarını yetkilendirme konusunda yetki verilmiş ise de bu yetki mutlak ve sınırsız olmayıp hukukun genel ilkelerine, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmalıdır. Uyuşmazlık, davacıya, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen cezanın davacının bağımsız denetçi olarak yetkilendirme talebinin davalı idarece değerlendirilmesine engel teşkil edip etmeyeceği; başka bir anlatımla, söz konusu cezanın bağımsız denetim mesleğinin gerektirdiği şeref ve haysiyete uymayan bir durum olarak veya davacının olumsuz bir itibara sahip olduğu şeklinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususuna ilişkindir. Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesiyle devletin tüm faaliyetlerinde hukukun egemen olmasının amaçlandığı, bu amacın gerçekleşmesinin konulacak kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçülerinin göz önünde tutulması ile mümkün olacağı, hukuk güvenliğinin, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı belirtilmiştir. Hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri de ölçülülük ilkesidir. Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun adil bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Bu nedenle, idareler, takdir yetkisine sahip oldukları ya da bir değerlendirme yapma durumunda bulundukları her bir somut olayın özelliklerini göz önüne alarak konuyu değerlendirmeli ve işlemi tesis ederken ölçülülük ilkesini dikkate alarak tasarrufta bulunmalıdır. Davacının yetkilendirme başvurusunun reddine gerekçe olarak ...Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına konu fiilin niteliği gösterilmişse de anılan Mahkeme kararı ile davacıya 4.500,00-TL adlî para cezası verildiği, başvuru tarihi itibarıyla da anılan adlî para cezası dışında davacının aldığı başkaca herhangi bir disiplin ya da adlî cezasının bulunmadığı, başvuru tarihinden uzun bir süre önce gerçekleştirilen fiiller nedeniyle verilen adlî para cezası gerekçe gösterilerek bağımsız denetçi olarak yetkilendirilme başvurusunun reddedilmesinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, dava konusu işleme dayanak alınan kuralda öngörülen amaçla davacı hakkında tesis edilen işlem arasında hakkaniyete uygun, adil ve makûl bir dengenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacı tarafından bağımsız denetçi olarak yetkilendirilmesi istemiyle yapılan başvurunun, aldığı ceza gerekçe gösterilerek reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 12/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.