8. Hukuk Dairesi 2022/3268 E. , 2023/4991 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/429 E., 2020/27 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasında görülen muhdesatın aidiyetininn tespiti ve zilyetlik şerhi verilmesi talepli davada İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece
**8. Hukuk Dairesi 2022/3268 E. , 2023/4991 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/429 E., 2020/27 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasında görülen muhdesatın aidiyetininn tespiti ve zilyetlik şerhi verilmesi talepli davada İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Samsun ili Atakum ilçesi ... Köyü ... Mahallesi 101 ada 253 ve 136 ada 8 parsel ... taşınmazların Hazine'ye ait olduğunu, 1992 yılından beri ecrimisil bedeli ödemek suretiyle arazileri kullandığını, 6831 ... Orman Kanunu' nun 2/B maddesi kapsamında taşınmazları satın almak isteğini, ancak taşınmazlarla ilgisi bulunmayan kardeşlerinin ve ölen kardeşinin çocuklarının da hak sahibi olarak gösterildiğini öğrendiğini ileri sürerek, taşınmazlar üzerindeki davalıların zilyetliklerine ilişkin şerhin kaldırılmasını ve fındık ağaçlarının kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının, dava konusu Samsun ili Atakum ilçesi ... Köyü 136 ada 8 parsel ... taşınmazın beyanlar hanesinde mevcut davalılara dair zilyetlik şerhinin kaldırılması ve fındık ağaçlarının davacıya ait olduğunun tespitine dair davasının kısmen kabulü ile 136 ada 8 parsel ... taşınmazın beyanlar hanesinde mevcut "1999 yılından beri ... kızı Havlumurat evlatları ..., ..., ..., ... evlatları ..., ..., ... ve ...'in kullanımındadır ve fındık ağaçları adı geçenlere aittir." şerhinin kadırılması ile "1999 yılından beri ... evlatları ... ve ... kullanımındadır ve fındık ağaçları adı geçenlere aittir" şerhinin düşülmesine; davacının, dava konusu 101 ada 253 parsel ... taşınmazın beyan hanesinde mevcut "parsel üzerindeki fındık ağaçlarının ... evlatları ... ve ...'e aittir" şerhinin kaldırılması suretiyle fındık ağaçlarının kendisine ait olduğunun tespitine dair davasının reddine karar verilmiş; bu karar, davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 09.05.2017 tarihli ve 2015/22663 Esas ve 2017/6700 Karar ... ilamıyla; " taraflar eşliğinde yapılacak keşif ile taraf tanıklarının keşif mahallinde dinlenmesi, tarafların dava konusu taşınmazlardaki zilyet bulundukları alanların nereler olduğu, zilyetliğin kendi adlarına mı muris adına mı olduğu, murisin ölümünden sonra kesintiye uğradığı bildirilen zilyetlikle ilgili sürenin murisin zilyetliğinin terki niteliğinde olup olmadığı hususlarında tanıkların beyanlarının alınması, tespit edilecek bilgilere göre, teknik bilirkişiler aracılığı ile kullanılan alanlarının ölçümlerinin yapılarak kroki üzerinde gösterilmesi ve oluşacak duruma göre bir karar verilmesi " gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, miras bırakan ...'in 1999 yılında öldüğü, ölmeden taşınmazları üç erkek çocuğu olan ..., ... ve ... arasında paylaştırdığı, ... ve ...'in paylaşımdan sonra kendi paylarına düşen yerleri kullandıkları, taksim yapılmadan evvel davalı ...'ın sakatlığının mevcut olması nedeniyle kendisine düşen kısmı kullanamadığı ve bu yerin de yine davacı ... tarafından kullanıldığı hususunun tanık beyanları ile sabit olduğu, bu nedenle davacı tarafından gösterilen sınırlara itibar edildiği, davacı ve davalının zilyetliklerinin taksim yapıldıktan sonra devam ettiği, arazilerde 1 - 2 senelik boş kalma durumu söz konusu olsa da zilyetlik terk durumunun söz konusu olmadığı gerekçesiyle, 136 ada, 8 parsel ... taşınmaz yönünden davanın kısmen kabulü ile beyanlar hanesinde bulunan "1999 yılından beri ... kızı ... evlatları ..., ..., ... ... evlatları ..., ..., ... ve ...'in kullanımdadır ve fındık ağaçları adı geçenlere aittir" şerhinin kaldırılarak, yerine "1999 yılından beri parselin 18492,87 m2'lik kısmı ... evladı ...'in, 7706,20 m2'lik kısmının ... evladı ...'nın kullanımdadır ve kullanım kısımlarındaki fındık ağaçları adı geçenlere aittir" şeklinde şerh düşülmesine; 101 ada, 253 parsel hakkındaki davanın kısmen kabulü ile beyanlar hanesindeki "Parsel üzerindeki fındık ağaçlarının ... evlatları ... ve ...'e aittir" şerhinin kaldırılarak, yerine "Parsel üzerindeki 2718,76 m2'lik kısım üzerindeki fındık ağaçları ... evladı ...'e, 6470,13 m2'lik kısım üzerindeki fındık ağaçları ... evladı ...'ya aittir" şerhinin düşülmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davalı Hazine vekili ve davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davacı ... vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı ... vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalılar ... ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; taraflarca, taşınmaz üzerindeki muhdesatların ... ve ... tarafından yapıldığı ve onlara ait olduğu kabul edilmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hüküm bu yönüyle isabetli ise de, kullanım şerhi talebi yönünde kurulan hüküm dosya kapsamı ile bağdaşmamaktadır. Şöyle ki; davacı, taşınmazlarda zilyetliği kendi adına sürdürdüğünü iddia etmiş ise de, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, bir bütün halinde kullanıldığı anlaşılan dava konusu taşınmazların ... ve ...'in babası olan davalı ...'in dedesi ...'den geldiği ve miras bırakanın, 1999 yılında ölmeden önce taşınmazları, oğulları ..., ... ve kendisinden önce ölen oğlu ... ... mirasçılarından ... arasında paylaştırdığı miras bırakan ...'ı tanıyabilecek yaşta olan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile sabittir. Bununla birlikte, Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/684 Esas ... dosyasında, davalı ...'in, davacı ...'in oğlu ... tarafından, arsa kullanımına izin verilmesi konusunda çıkan tartışma nedeniyle taksirle yaralanması nedeniyle açılan ve kesinleşen mahkumiyet hükmü bulunmaktadır. Dosya kapsamındaki taraf beyanları ile ceza davası dikkate alındığında; davacının, taşınmazı kullanmak isteyen ve miras bırakan tarafından yapılan paylaştırmada kendilerine pay verilen diğer mirasçıları engellediği, davalı ...'in, davacıdan talepte bulunmak suretiyle taşınmazı kullanma iradesini ortaya koymasına rağmen davacı tarafından engellendiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, davacının, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini nizasız sürdürdüğünden söz edilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, murisin sağlığında yaptığı paylaştırmaya değer verilerek, 24.07.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde taraflar lehine kullanıcı şerhi verilmesi gerekirken, tespit tarihindeki fiili kullanıma değer verilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar ... vekili ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.