Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ---- ile ibraz ettiğini, davacının ------ ibraz ettiği çekin sahte olduğunu, çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalı ---- çeki incelemeden ödeme yaptığını, mağduriyetin giderilmesi için ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu belirtmiş, -------sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesin
Davacı vekili davasında özetle; müvekkili ile davalı arasında 2014 tarihinde belirsiz süreli hizmet sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmenin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle davalı tarafından yapılan 16.01.2019 tarihli feshe kadar devam ettiğini, taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesinin 9.2. Maddesinde sözleşmenin feshedilmesinden sonra (iş akdi sona erdikten sonraki yükümlülük) rekabet yasağının düzenlediğini, sözleşmenin feshinden sonraki bir yıl süre boyunca belirlenen rekabet yasağına aykırı davranılmaması sonucunda müvekkilinin bu yasağa uyması karşılığında davacının son bürüt aylığının oniki katı iş ilişkisinin bitimi ile ödeneceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin fesih tarihi olan 16.01.2019 tarihinden16.01.2020 tarihine kadar rekabet edici işle iştigal etmediğini böylece kendisine düşen edimleri yerine getirdiğini,müvekkilinin 16.01.2019 tarihli fesihle sözleşmedeki rekabet etmeme maddesinin tek taraflı olarak davalı tarafça kaldırıldığını, ivazlı rekabet yasağı sözleşmesinin/hükmünün tek taraflı olarak kaldırılamayacağını bildirerek müvekkilinin 2.598.659,41 TL'lik alacağının şimdilik 250.000,00TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; karşı taraf dava dilekçesinde, iş sözleşmesi sona erdikten sonra yürürlüğe giren rekabet etmeme sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davanın mutlak ticari dava olduğunu iddia etmiş ise de davanın talebi açık bir şekilde iş sözleşmesine dayandığını, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 9.2. maddesine göre davacı rekabet etmeme tazminatını talep ettiğini, bu talep ise iş sözleşmesine dayandığını, bu sebeple görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, 01/01/2019 tarihi itibariyle ticari uyuşmazlıklar bakımından dava şartı olarak arabuluculuk başvurusunda bulunma zorunluluğunun getirildiğini, arabulucuya başvurmadan dava açılması durumunda dava usulden reddedilmesini, somut olayda davacı davasını ikame ederken her ne kadar alacağının mutlak ticari uyuşmazlıktan kaynaklandığını iddia ederek davasını asliye ticaret mahkemeleri nezdinde ikame etmişse de alacağın konusunu açıkça işçilik alacakları olarak belirlemiş ve akabinde iş bu alacakların tahsili amacıyla iş hukuku alanında arabulucuya başvurduğunu, dava şartı olan arabulculuk süreci iş hukuk arabulucusu eşliğinde ve işçilik alacaklarının tahsili talebi olarak görüldüğünden arabuluculuk süreci eksik olarak tamamlandığını, bu nedenlerle dava şartı yokluğundan usulden reddini, sözleşmenin 9.2. maddesine göre davacı rekabet etmeme tazminatından feragat ettiğini, davacının gelen teklifler olmasına rağmen alacağı tazminata duyduğu güvenle 1 yıl boyunca çalışmadığını ve kötü niyetli hareket ettiğini, haksız menfaat sağlamak ve müvekkil şirket üzerindeki tacizkar tavırlarını sürdürdüğünü, amacının müvekkil şirketi zor duruma düşürmek olduğunu belirterek, davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddini, mesnetsiz ve kötü niyetli davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle müvekkili ile davalı arasında 2014 tarihinde belirsiz süreli hizmet sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmenin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle davalı tarafından yapılan 16.01.2019 tarihli feshe kadar devam ettiğini, taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesinin 9.2. Maddesinde sözleşmenin feshedilmesinden sonra (iş akdi sona erdikten sonraki yükümlülük) rekabet yasağının düzenlediğini ,sözleşmenin feshinden sonraki bir yıl süre boyunca belirlenen rekabet yasağına aykırı davranılmaması sonucunda müvekkilinin bu yasağa uyması karşılığında davacının son bürüt aylığının oniki katı iş ilişkisinin bitimi ile ödeneceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin fesih tarihi olan 16.01.2019 tarihinden16.01.2020 tarihine kadar rekabet edici işle iştigal etmediğini böylece kendisine düşen edimleri yerine getirdiğini, müvekkilinin 16.01.2019 tarihli fesihle sözleşmedeki rekabet etmeme maddesinin tek taraflı olarak davalı tarafça kaldırıldığını, ivazlı rekabet yasağı sözleşmesinin/hükmünün tek taraflı olarak kaldırılamayacağını bildirerek müvekkilinin 2.598.659,41 TL lik alacağının şimdilik 250.000,00TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davanın yasal dayanağı 6098 sayılı TBK'nın 444-447.maddeleri arasında yer almaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5/1-a maddesine göre: '6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına iş mahkemelerinde bakılır.7036 sayılı yasa 6102 sayılı TTK' dan sonra yürürlüğe girmiş ve TTK'nın 4/1-c maddesindeki düzenlemeyi değiştirmiş olduğundan iş akdinin sona ermesinden sonra oluşacak rekabet yasağına ilişkin davalarda iş mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilmesi gerektiği, ...' gerekçesiyle, dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemeninin İstanbul Anadolu Nöbetçi İş Mahkemeleri olduğuna, HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde, iş sözleşmesi sona erdikten sonra yürürlüğe giren rekabet etmeme sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davanın mutlak ticari dava olduğunu iddia etmiş ise de davacının talebi açık bir şekilde iş sözleşmesine dayandığını, Somut olayda taraflar arasındaki Sözleşme'nin 9.2. maddesine göre, davacı rekabet etmeme tazminatını talep ederek bu talep ise iş sözleşmesine dayandığını, iş akdi son bulsa dahi iş sözleşmesine dayanan taleplere bakmakla görevli mahkeme iş mahkemeleri olduğunu, 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesinde düzenlenen rekabet yasağının, asli yükümlülük doğuran bir sözleşme niteliğinde olmayıp iş akdine bağlı olarak fer'i nitelikte bir yükümlülük doğurduğunu, doğan rekabet yasağı düzenlemesinin dayanağı da taraflar arasındaki iş ilişkisi ve nihayetinde iş sözleşmesi olduğunu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 29/06/1960 T., 1960/13 E. ve 1960/15 K. sayılı kararının emsal olduğunu, Dava konusu rekabet yasağı, işçinin hizmet akdinden doğan sadakat borcundan kaynaklanmakta olması nedeniyle hizmet akdinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme iş mahkemesi olduğunu, Davanın mutlak ticari dava olduğunun kabulü halinde, tutulan arabuluculuk tutanaklarının işçilik alacaklarına ilişkin olması nedeniyle davanın dava şartı eksikliğinden reddi gerektiğini, İlk derece mahkemesince verilen kararda davalı taraf olarak lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğinden dairenizce bu hususun da hükme bağlanması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve görevli mahkemenin tespitine karar verilmesini istemiştir.