başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvuruculardan dursun kanber eroğlu doğumlu olup engin eroğlu ve sırma eroğlu sırasıyla ve doğumlu olup ankarada ikamet etmektedirler başvuru numarası karar tarihi a uyuşmazlığın arkaplanı sivas ili ilçesi köyü karıklar başı mevkiinde kain büyüklüğündeki tarla vasıflı ve hazine adına kayıtlı taşınmaz mal müdürlüğü mal müdürlüğü tarafından yılında yapılan açık artırma sonucu başvurucular murisi hasan eroğluna ihale
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvuruculardan dursun kanber eroğlu doğumlu olup engin eroğlu ve sırma eroğlu sırasıyla ve doğumlu olup ankarada ikamet etmektedirler başvuru numarası karar tarihi a uyuşmazlığın arkaplanı sivas ili ilçesi köyü karıklar başı mevkiinde kain büyüklüğündeki tarla vasıflı ve hazine adına kayıtlı taşınmaz mal müdürlüğü mal müdürlüğü tarafından yılında yapılan açık artırma sonucu başvurucular murisi hasan eroğluna ihale edilmiştir söz konusu taşınmaz tarihinde başvurucular murisi adına tapuya tescil edilmiştir ancak taşınmaz başvurucular murisine fiilen teslim edilmemiştir taşınmazın bulunduğu bölgede yılında kadastro çalışmaları yapılmıştır başvurucular murisi tarihinde kadastro müdürlüğüne yaptığı başvuruyla adına kayıtlı bulunan taşınmazın köyü sınırları içinde kalması ihtimaline binaen adına tespitinin yapılması isteminde bulunmuştur tarafından başvurucuya herhangi bir cevap verilmemiştir b başvurucular murisi tarafından açılan kadastro tespitine davası başvurucular murisi tarihinde köyü tüzel kişiliği aleyhine kadastro mahkemesinde kadastro mahkemesi kadastro tespitine itiraz davası açmıştır dava dilekçesinde başvurucular murisine ait taşınmazın sınırlarının sel suları sebebiyle değişerek köyü mevkiine kaydığı ve olarak çayır vasfıyla ada parsel numarasıyla köyü tüzel kişiliği adına tespit edildiği ileri sürülmüştür dilekçede köyü tüzel kişiliği adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın başvurucular murisi adına tespitine karar verilmesi talep edilmiştir mahkemece ve tarihlerinde taşınmaz mahallinde mahalli ve teknik bilirkişilerle birlikte keşif yapılmıştır mahalli bilirkişiler beyanlarında ada parselin deli mahmut köyünden isimli bir şahsa ait olduğunu ve buranın satış senediyle köyü tüzel kişiliğine satıldıktan sonra köy tüzel kişiliği tarafından çayırlık olarak kullanıldığını beyan etmişlerdir mahalli bilirkişiler başvurucular murisine ait tapu kaydında belirtilen yerin ise dava konusu ada parselle bir ilgisinin bulunmadığını kirikler başı mevkiinde kain taşınmazın bir buçuk iki kilometre daha ileride olduğunu ifade etmişlerdir mahkemece tarihli kararla dava reddedilerek taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir kararın gerekçesinde mahalli bilirkişi beyanlarına dayanılarak başvurucular murisine ait tapu kaydının dava konusu ada parsele mevki ve hudut itibarıyla uymadığı ve taşınmazın bir buçuk iki kilometre daha ileride olduğu ifade edilmiştir bu karar yargıtay hukuk dairesinin daire tarihli kararıyla onanmıştır c başvurucular tarafından açılan dava başvurucular murisi tarafından tarihinde mal müdürlüğüne başvurularak taşınmazın tapu kayıtlarına uygun tespit edilerek teslim edilmesi isteminde bulunulmuştur mal müdürlüğünce gönderilen tarihli cevap yazısında taşınmazın mülkiyetinin tarihinde başvurucular murisine geçtiği yılında yapılan kadastro çalışmasında tapunun uygulanamaması ile ilgili idarelerinin bir sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmiştir başvurucular murisi sonra tarihinde tapu sicil müdürlüğüne tapu sicil müdürlüğü müracaat etmiş ve taşınmazın bulunduğu yerin net olarak belirlenerek tarafına gösterilmesini talep etmiştir tapu sicil müdürlüğünce tarihli yazıyla başvurucuya verilen cevapta tapu kaydının uyduğunu düşündüğü taşınmaza ilişkin olarak kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihinden itibaren on yıl içinde hukuk mahkemelerinde dava açabileceği hatırlatılmıştır başvuru numarası karar tarihi başvurucular murisi tarihinde ölmüştür başvurucular tarihinde asliye hukuk mahkemesinde mahkeme mal müdürlüğü aleyhine dava açmışlardır dava dilekçesinde murislerince tarihinde kadastro mahkemesinde açılan davanın satın alınan parselin tespit ve tesciline yönelik olmayıp ada parsel numaralı taşınmazın adına tescili talebine ilişkin olduğu vurgulanmıştır anılan davanın reddedilmesinden sonra mal müdürlüğü ve tapu müdürlüğüne yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığına işaret eden başvurucular hazinenin var olmayan bir yeri satmasının mümkün olmadığına göre murislerince ihaleyle satın alınan yerin tespiti ve adlarına tesciline mümkün değilse muadil bir yerin adlarına tesciline bu da mümkün değilse taşınmaz bedelinin güncellenerek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminde bulunmuşlardır mahkeme tarihinde davayı reddetmiştir kararın gerekçesinde başvurucular ada ve parsel numaralı taşınmaza yönelik açılan davanın reddedildiğini ve başvurucuların da taşınmazın nerede olduğunu bilmediklerini yapılacak bir keşif sırasında tapuya isabet eden taşınmazı gösteremeyeceklerini beyan ettikleri hatırlatılmıştır gerekçenin devamında başvurucuların taşınmazın nerede olduğunu bilmemelerinin ve gösterememelerinin davanın reddini gerektirdiği ifade edilmiştir mahkeme ayrıca tazminat taleplerini de incelemiştir mahkeme öncelikle tarihli ve sayılı türk medeni kanununun maddesinde düzenlenen devletin tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan hatalardan doğan sorumluluğunun koşullarını değerlendirmiştir mahkeme sayılı kanunun maddesindeki kusursuz sorumluluğun tapu siciline güvenerek kadastrosu yapılan taşınmazı satın alan iyi niyetli üçüncü kişinin tapusunun kadastro sırasında hakkını ileri sürmeyi ihmal eden hazine tarafından sonradan açılan dava neticesinde iptal edilmiş olması halinde uygulanacağını açıklamış ve somut olayda bu şekilde bir durumun bulunmadığı kanaatini belirtmiştir taşınmazın ihale ile başvurucular murisine satıldığını gözeten mahkeme borçlar hukuku hükümlerine göre tazminat sorumluluğunun doğup doğmadığını da irdelemiştir mahkeme şu gerekçeyle sözleşmeden doğan tazminat sorumluluğu yönünden de davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşmıştır yine ikinci olarak akla borçlar hukuku hükümlerine göre açılacak alacak davaları akla gelmektedir suretiyle davacının tapuda belirtilen taşınmazı satın almış olduğu davalının da kabulündedir davaya konu tapu kaydı henüz uygulanamadığına göre davaya konu olacak yer gerçekten de başka bir sebeple kadastro sırasında davacı adına tespiti yapılmış bir yer olabilecektir bunun genel kural gereği davacıya düşmektedir bunu da yapılacak keşifte tapu kaydının zemine uygulanması neticesinde az yukarıda değinildiği şekliyle belirlemiş olacaktır açıklanan tüm bu nedenlerle açılan davanın reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir başvurucular bu kararı temyiz etmişlerdir temyiz dilekçesinde diğer iddiaların yanında davanın kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak açılan bir tescil davası olmayıp taşınmazın nerede olduğunun tespiti talebini içerdiği vurgulanmış ancak mahkemenin hatalı niteleme yaparak davayı yanlış temelde incelediği ileri sürülmüştür uyuşmazlığın özünün hazine tarafından satılan taşınmazın neresi olduğunun gösterilmemesi olduğunun altını çizen başvurucular mahkemenin buna yönelik bir incelemesinin bulunmadığını dile getirmişlerdir dairenin tarihli kararıyla temyiz istemi reddedilerek mahkeme kararı onanmıştır başvurucular açılan davanın ihaleyle satın alınan taşınmazın tespiti ve teslimine yönelik olduğu yolunda vurguları içeren dilekçe ile karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır dairenin tarihli kararıyla karar düzeltme istemi de reddedilmiştir nihai karar tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir başvuru numarası karar tarihi başvurucular tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır iv hukuk olay tarihinde yürürlükte bulunan tarihli ve sayılı mülga devlet kanununun maddesi şöyledir bütün bir sözleşmeye bağlanır sözleşme idare adına ita amiri tarafından imzalanır bu kanunda belirtilen özel hallerde sözleşme yapılması zorunlu değildir mülga sayılı kanunun maddesinin birinci fıkrası şöyledir nci maddede yazılı süre içinde sözleşme yapılması hususunda kendisine düşen görevleri yapmak ve taşınmaz malların satımında ferağa ait işlemleri tamamlamak şartnamede belirtilen sınır ve evsafa göre satılan malları müşteriye teslim etmekle yükümlüdür bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde müteahhit veya müşteri sürenin bitmesinden itibaren en çok gün içinde gün müddetli bir noter ihbarnamesi ile bildirmek şartıyla taahhüdünden vazgeçebilir bu takdirde teminat geri verilir müteahhit veya müşteri ihaleye girmek ve teminat vermek için yaptığı masrafları istemeye hak kazanır v