10. Hukuk Dairesi 2025/11590 E. , 2026/1322 K. "" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/923 E., 2025/719 K. İLK DERECE MAHKEMESİ :... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/106 E., 2022/372 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından…
10. Hukuk Dairesi 2025/11590 E. , 2026/1322 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/923 E., 2025/719 K. İLK DERECE MAHKEMESİ :... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/106 E., 2022/372 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili; davaya konu olan 26.03.2021 tarihli ve E-...-403.05- 0...8 sayılı ... no.lu tebligat ile fazla/yersiz ödeme oluştuğunu, hangi dönemlere ilişkin olduğunun tebligatta belirtilmediğini, işyerindeki sadece iki çalışanı için kısa çalışma ödeneği alındığını,...'ta serbest muhasebeci mali müşavirlik bürosu çalıştırdığını, koronavirüs salgını nedeniyle Resmi Gazete'de yayınlanan kısa çalışma ödeneği olarak işyerindeki iki çalışanının kısa zamanlı çalıştırıldıklarını, kısa çalışma ile ilgili başvurularının zamanında ve eksiksiz bir şekilde ilgili Kuruma yapıldığını, belirtilen aylarda 65 yaş kısıtlaması yüzünden kısa çalışma ödeneğinden yararlanmayan bir personelini kapalı kalmaması için büroda çalıştırdığını, kendisinin de çalışmalarına evden devam ettiğini, kısa çalışmadan yararlanan diğer iki personelin ayların belli günlerinde işlerin yetiştirebilmesi için Kuruma beyan edildiği şekilde işyerinde kısa çalışma yaptıklarını, kendisini işyeri müfettişi olarak tanıtan bir kişinin personeli ... ile görüştüğünü, sorulan soruya cevaben çalışmayı kendilerinin değil, sadece kendisinin yaptığını söylediğini, yapılan denetimin hukuki dayanaktan yoksun ve yasal olmadığını, denetimin bizzat işyerine gelinerek işyerinde yapılmış olmasının ve tutanak ile sabit olmasının gerektiğini, hiçbir şekilde savunma alınmadan sırf telefon görüşmesine rapor tanzim edildiğini belirterek 24.113,63 TL fazla/yersiz ödemenin 993,97 TL faizi ile birlikte olmak üzere toplam 25.107,60 TL'nin geri ödeme talebine ilişkin Kurumun kararının iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev ve yetki itirazlarının olduğunu, dava konusu olayda da işverenin 24.04.2020-22.06.2020 tarihli başvurusuna ilişkin iş müfettişi tarafından yapılan uygunluk tespitinde işveren ...'ın arandığını, kendisinin doğrudan telefonu kısa çalışmaya konu ...'a verdiğini, yapılan görüşmede ...'ın ofise gitmediğini, evden çalıştığını beyan ettiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi gereğince uzaktan çalışma, çalışmanın/iş görmenin bir hali olduğundan kısa çalışma başvurusunun uygun görülmediğini, işverenin 25.03.2020-22.06.2020 tarihli başvurusunun tekrar incelemeye alındığını, yapılan araştırmada işçi, uygun görülmeyen önceki başvuruya benzer şekilde haftanın 2 günü ofisten, 4 günü evden çalıştığını beyan ettiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi gereğince uzaktan çalışma, çalışmanın/işgörmenin bir hali olduğundan işverenin bu kısa çalışma başvurusunun uygun görülmediğini, bu nedenle işverene söz konusu borç çıkarılarak tebliğ edildiğini, davacının iddialarının aksine, kendisinin müvekkili Kuruma hitaben yazdığı dilekçesine cevaben verilen yazıda hangi döneme ilişkin borç çıkarıldığının açıkça yazdığını, ayrıca kısa çalışma ödeneğine yapılan başvuruların sayısı dikkate alındığında iş müfettişlerin teftişi nasıl gerçekleştireceğine dair bir düzenleme yer almadığını, bu haliyle kısa çalışma ödeneği şartlarına aykırılığın tespiti için gerekli şartların oluştuğunu, davacının bu iddialarının borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, davacının iddialarının aksine, İş Teftiş Kurulu Yönetmeliğinde teftişin nasıl yapılacağına dair herhangi bir hüküm yer almadığını, davacının ileri sürdüğü madde hükmünün, müfettişlerin yetkisine ilişkin olduğunu, somut olayda, ilgili mevzuat gereği işverenin beyanı alınarak kısa çalışma ödeneği ödendiğini, akabinde yapılan teftişte ise işverenin hatalı bilgi/belge verdiği tespit edildiğini ve haliyle yapılan ödemenin geri istendiğini, müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemlerin hepsinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne; davalı Kurumca tanzim edilen E-...-403.05- 0...8 sayılı 8...3 /.../... No:... konulu 25.107,60 TL yersiz/fazla ödeme belgesi işleminin iptali ile davacının bu belge yönünden ... olmadığının tespitine şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın konusunun, kısa çalışma ödeneği başvurusu nedeniyle davacıya ödenen 24.113,63 TL yersiz ödeme ile 993,97 TL faizin iadesi talebine ilişkin Kurum işleminin iptali olduğu, İlk Derece Mahkemesince, Kurum işleminin iptaline karar verilmiş ise de 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na, 03.11.2022 tarihli, 7420 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile eklenen geçici madde 32 hükmü, "Yeni Koronavirüs (Covid-19) sebebiyle işverenlerin yaptıkları zorlayıcı sebep gerekçeli kısa çalışma başvurularının alınması, değerlendirilmesi ve ödenmesine ilişkin işlemler ile nakdi ücret desteği işlemleri hakkında Bakanlık ve Kurum personeline herhangi bir sorumluluk yüklenemez. Bu kapsamda Yeni Koronavirüs (Covid-19) sebebiyle ödenen kısa çalışma ödeneği ile nakdi ücret desteği ödemelerinde hatalı işlemlerden kaynaklanan fazla ve yersiz ödemeler ile nakdi ücret desteğinden yararlanan işçinin başvuruda bulunduğu işveren tarafından fiilen çalıştırıldığının tespiti hâlinde işverene uygulanan idari para cezalarından bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla tahsil edilmemiş olanlar terkin edilir. Tahsil edilenler iade veya mahsup edilemez. Bu alacaklarla ilgili başlatılmış takip ve tahsil işlemlerine devam edilmez, yargı mercilerine intikal etmiş olan dosyalarda Kurum ve Bakanlık aleyhine yargılama giderine hükmedilmez. Kısa çalışma uygulanan dönemde 4857 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde yer alan sebepler hariç olmak kaydıyla işveren tarafından işçi çıkarılmasına istinaden oluşan fazla ve yersiz ödemeler ile ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına konu olmuş kısa çalışma ödeneği ile nakdi ücret desteği ödemeleri bu madde kapsamı dışındadır. Ceza soruşturması veya kovuşturması sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat kararı verilenler hakkında bu madde uyarınca terkin hükümleri uygulanır." şeklinde olduğu, yer verilen Kanun hükmü uyarınca davanın dayanağını oluşturan yersiz ödemenin terkini gerektiğinden HMK. 331. maddesi uyarınca konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesinin hatalı olduğu, bu gerekçelerle tarafların istinafı yerinde görüldüğü, davacı, dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğundan aleyhine yargılama giderine hükmedilmemiştir. Yukarıda yer verilen geçici maddede yer alan "Kurum ve Bakanlık aleyhine yargılama giderine hükmedilmez" düzenlemesi nedeniyle davacı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediği belirtilerek sonuç olarak, anılan nedenlerle tarafların istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak HMK. 331 maddesi ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanun'u geçici 32. maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Kurum alacağının terkin edildiğini, davanın konusuz kaldığını, 7420 sayılı Kanun'un sonradan yürürlüğe girdiğini, Kurumun davanın açılmasında sorumluluğunun bulunmadığını, ilgili Kanun maddesinde Kurum aleyhine yargılama giderine hükmedilmeyeceği belirtildiğinden yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek dava konusuz kaldığından kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kısa çalışma ödeneği başvurusu nedeniyle davacıya ödenen 24.113,63 TL yersiz ödeme ile 993,97 TL faizin iadesi talebine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.