1. Hukuk Dairesi 2014/20591 E. , 2017/1316 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Asıl ve birleştirilen davalar, inançlı işlem ve muvazaa hukuksal nedenlerine day…
**1. Hukuk Dairesi 2014/20591 E. , 2017/1316 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Asıl ve birleştirilen davalar, inançlı işlem ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, maliki olduğu 22 parselde bulunan 6 nolu bağımsız bölümü kredi çekebilmek amacıyla devlet memuru olan davalı ...'e 07/03/2006 tarihinde devrettiğini, davalı adına çekilen konut kredisinin kendisine ödendiğini, kredi taksitlerinin de tarafından ödenmeye başlandığını, kredi borcunun bitmesini takiben taşınmazın davalı ... tarafından devredileceği hususunda anlaşmalarına rağmen davalı ...'in bu taşınmazı ...ya devrettiğini, satışın muvazaalı olduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., taşınmazı bedeli karşılığı satın aldığını, inanç sözleşmesine dayalı iddiaların ancak yazılı delille ispat edilebileceğini taşınmazı bu aşamada maliki olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., taşınmazı bedeli karşılığı satın aldığını ve değişik zamanlarda tapu devrinden sonra da ödemelere devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, asıl davanın pasif husumet yokluğundan, birleştirilen davanın ise davalının inançlı yapıldığı ileri sürülen 07/03/2006 tarihli işlemin tarafı olmadığı ve yazılı belge sunulmadığından reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.